Ana içeriğe atla

Adana Demirspor:2-Ç.Rizespor:2

Kendi sahamızdaki ilk maçta beraberlikle yetindik. Sezondaki ilk golümüzü Gökhan Kaba attı. Rize iki kere öne geçti, bariz defans hatalarımızı iyi değerlendirdiler. Bizim gollerimiz daha organize gelişti. İlk golde Erman'ın ortası ve Gökhan'ın kafası; ikinci golde Cavid'in ısrarı ve Emre'nin şutu gayet güzeldi. Emre'nin golü haftanın golüne aday...

Golde payları olsa da Cavid ve özellikle Erman ortasahadaki top kayıplarıyla saç baş yoldurdular. Özelllikle Erman çok fazla hata yaptı, takımı eksik oynattı. İrfan'ın yerine Erman oyundan çıkmalıydı. Erman'a acilen jübile yapmasını teklif ediyorum. Cavid'in geçen haftaki hayalkırıklığı bu hafta da devam etti; zaman zaman olumlu katkılar yapsa da oynadığı kritik yer nedeniyle hataları kalemizde tehlikeler yarattı.

Genel olarak takım geçen haftaki Bolu maçındaki kadar diri ve istekli değildi. Rize iyi alan kapattı, bizimse bağlantılarımız kopuktu. Skor 2-2'ye geldikten sonra maça ağırlığımızı koyduk, Erçağ'ın oyuna girişi bu ağırlığı sağlayan en önemli faktördü. Defansta Al Hassan'ın çizgiden çıkardığı top dışında büyük katkısı olmadı ve ikinci yarı sakatlanıp çıktı. Özgür ve Murat hücuma yeterli desteği veremedi.

Bu tabloda 1 puan iyidir diyebiliriz.

Tabii bu maçın asıl önemi, tribünün yönetime vereceği tepkiydi. Bu maça çok umut bağlanmıştı tepkinin büyüklüğü konusunda... Bize "internet yayınından" yansıdığı kadarıyla Ancak Şimşekler Grubu oyun sırasında suskun kaldı, yenen ilk golün ardından yönetim istifa sesi duyuldu. Asıl tepki, oyuncular sahada yokken devre arasında geldi; maratonla karşılıklı istifa sesleri yükseldi:

http://www.youtube.com/watch?v=o4NZEwVrGDA


Belki bu maça bu kadar büyük yük binmese daha iyi olurdu. Tepkinin daha büyük olması bekleniyordu. Geçen yazıda yazdığım gibi, mavi devrim olmadı. Ancak tribünün yönetime tepkisi -maratonun da desteğiyle- açıkça ortaya kondu. Maç boyu sadece ADS-DER'in tezahürat yaptığnı söyleyelim. Böylece kurulduğu dönemden beri ilk kez açıkça grup biçiminde tribün desteğinde bulundular. Bunu da not edelim.

Yorumlar

geyik1940 dedi ki…
Erman geç kalmış jübilesini bir an evvel yapmalı!
coulibaly dedi ki…
Ben de Maratondan izlenimlerimi aktarayım. Takımdaki oyunculardan başlarsak; Erman Özgür jubile yapsın sözüne katılmıyorum. Dün asist dışında bir şey yapmadı evet kötü oynadı ama bu takımın en yaratıcı oyuncusu bence ve iyi bir Erman Özgür bize çok faydalı olur. Ayrıca böyle sert bir eleştiri için çok erken futbolculara, bu yönetim mantalitesi ve türlü belirsizliklerle sezona başlamışken. Kaldı ki dün hemen hemen bütün takım kötü oynadı. Geçen haftaki Bolu maçından çok farklı negatif anlamda bir görüntü vardı. Cavid konusunda hem fikirim, iyi niyetli olması bu ligin altında bir kalitesi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Sol ve sağ bekte de sıkıntılar var. Defansın ortasındaki Berat çok ağır, geçen sene Sakaryaspor'daki bireysel hatalarını tekrarlıyor. İrfan ve Erman Özgür'ün bir arada oynaması orta sahayı defansif anlamda zorluyor. Gökhan Kaba iyi mücadele etti ama alternatif lazım. Kısacası kadro anlamında kağıt üstünde olduğu gibi, pratikte de dün gördüğümüz üzere sıkıntılarımız oldukça çok. Bunlara rağmen dünkü beraberlik bence de iyi sonuç. Gelelim İstifa çağrısına. Maçın büyük kısmında, Şimşekler Grubunun sesizliğine, Maraton, Kuzey Kapalı da eşlik etti sonuçta bu da bir tepkiydi. Maç boyunca kendi çapında ses çıkarmaya çalışan bir grup Ads-der vardı. Aslında devre arasındaki tepki olayı gayet güzel özetliyor. Kendi kuklaları hariç, bu yönetimi kimse istemiyor. Ben Şimşekler Grubundan daha uzun süren bir tepki bekliyordum; Maraton ve Kapalıyla beraber ama nedense bir kere bu organizasyonu yaptılar bizle birlikte. Belki de takıma zarar gelmesin diyedir bilemem. Ama biz gol attıktan sonra bile tribünden istifa sesi yükseliyorsa, bu tepkilerinde devamı gelecektir, gelmelidir. Hemen Mavi Devrim olması zor, yönetimdekilerin karakterinden dolayı ama ben umutluyum. Dün tellerde ki tek pankart herşeyi özetliyor aslında; Kongreler Sizin, Stadlar BİZİM !

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ