Ana içeriğe atla

Yazıklar Olsun!

Açıkça beraberliğe bağlanmış bir maçı yine elimizle rakibe verdik. İşin kötüsü buna üzülen, reaksiyon gösteren, tepki veren tek bir futbolcumuz yok sahada. İyi günde kötü günde destek verdik, veriyoruz; ama hata yapana ne zaman ceza kesilecek merak ediyoruz? Bu kadar hatanın karşılığı nasıl verilecek?

Bu maç sezonun iyisiyle kötüsüyle unutulacağı bir maçtı. Siz öfkemize öfke kattınız. Yazıklar olsun!

Yorumlar

Unknown dedi ki…
maç boyunca ayak sürüyen tek bir organize atak yapamayan gol yiyince tepki vermeyen ruhsuzlar sürüsü. bunlar mı hafta içi destek isteyenler? sanki adana derbisi değil de sokak maçı gibi isteksizce oynadılar.
Unknown dedi ki…
İç sahada oynadığımız en kotu maçımızı oynadık. Diğer mağlup olduğumuz maçlarda bile bu kadar kotu futbol oynadığımızı hatırlamıyorum. Futbolculara söyleyecek bir şey bulamıyorum artık, yukarda Allah var, ekmeğimizi yiyip hakkımızı yiyorlarsa Allah belalarını versin. Gördüğüm en kotu şimşekler grubuydu. Neden bu kadar etkisiz kaldıklarını anlamıyorum. Bir diğer konu da yönetim! Takım 2 haftadır hocasız ve neler olup bittiği hakkında hiçbir bilgimiz yok. Biraz icraat görelim artık sevgili yönetim! Bu arada maçtan önce maçın bağlandığına dair söylentiler ortada dolaşırken, maç içerisinde bunun aksini kanıtlar nitelikte bir şey olmaması gerçekten düşündürücü...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ