Ana içeriğe atla

Geçmiş ve Yeni Yıl

Demirspor, yeni bir yıla daha belirsizliklerle giriyor. Başkan Mustafa Tuncel, 3. döneminde de başarısız olma riskiyle karşı karşıya. Kendisi 70. yıl töreninde yine büyük hedefler koydu ve "4 yılda süper lig görmezsek..." ile başlayan cümleler sarf etti. Cümlenin gerisinde kendisine ve yönetime hakaret edilebileceğini öngörüyordu ama orasını es geçiyorum. Derdimiz hakaret etmek değil, iş görmek... Sezon başındaki açıklamaları da umut vericiydi ama kurulan kadronun yarısı tırpanlandı. Teknik sorumlumuza gösterdiği güven de haneye bir artı koymamıza neden oluyor. Ama yönetimde birlikte çalıştığı arkadaşları, şimdiden aba altından sopa gösteriyor hocaya...

Geçtiğimiz yılda takım yine beklediğimiz başarıya hasret kaldı. Üstüne üstlük bir de Bekir Çınar'ı yedi bitirdi. 2010'nun ve belki de uzun yılların en büyük acısı bu olacak. 2 yıl üst üste play-off finallerinde yıkılıp, ardından da iş yapmaya hevesli, taraftarla temas kuran, asıp kesmeyen, vizyonu açık ve Adana'ya bir gömlek bol olan bir ismi, elbirliğiyle toprağa gönderdik. Adana Demirspor, bir insanın ölümünde baş sorumlu oldu.

Yerel basın, 2010'da yine bildiğimiz gibiydi: Güçlünün yanında, kirli ilişkilere ve kapalı kapılar ardında dönenlere yakın; taraftarın sesi olmaktan çok belli kesimlerin sözcülüğünü yapmayı hedef edinmiş bir yapı... Derin Demirspor'un önemli sac ayaklarından biri... Yeni yılda değişim göstereceğine dair hiç bir emare yok...

Taraftar, takımın temposuzluğuna ayak uydurmuş gibi. Eski havamız yok. 70. yıl törenleri umarım bir ivme kazanmanın ilk belirtileri olur.

Blog olarak, geçtiğimiz yılı biz de sıkıntılı geçirdik. Taraftar blogu olarak yönetim ve takımla ne kadar ve nasıl bir mesafe yürütmeliyiz; etki etme-temsilci olma sınırlarını nereye kadar zorlamalıyız konusunda ayrılıklara düştük. Ama en nihayetinde yine bir yıl boyunca söylenmeyenleri söyledik; unutulanların altını çizdik ve güçlünün yanında değil tribünün içinde olmaya özen gösterdik. Geçtiğimiz yıl Ocak ayında 15binlerle başladığımız aylık ziyaretçi trafiğimiz yazdan itibaren 7-8binlere düştü; yılı da yine o civarda kapadık. Günlük 250-300 arası tekil giriş oluyor bloga. Bu demek ki hala Demirspor camiasında önemli bir aksı oluşturuyoruz.

Geçmiş yılın muhasebesi oldukça eksilerde... Demirspor ruhunu, kültürünü ve geleneğini canlı tutmamız, "sahada yenilsek de tribünde galip gelmemiz" ve camiayı geriye çekmeye çalışanlara karşı direnmemiz için, yeni yıla "yeni bir heyecan-yeni bir ruhla" girmemiz gerek. Önümüzde beyaz bir sayfa açalım. Hepimize iyi yıllar!

Yorumlar

Yergökmavi dedi ki…
Anlayan varsa geri gelsin!!
2. yarının başlamasına 2 hafta kaldı.Henüz transferler ortada yok.Hangi topçular gelecek belli değil.
Sen transferlerini netleştirmeden 16 topçunu gönderirsen almak istediğin adamlarda yüksek ücret çekerse ne yapacaksın?
Önünde iki yol var;Ya bastırırsın parayı alırsın yada daha ucuza, gidenlerden daha kötü topçu getirirsin.Sonrada,"Zaten bu yıl şampiyonluk için söz vermedik" dersin..
1. alternatifde takımı iyice borçlandırırsın,başarıda belki gelir.
2.alternatifde olan kahır çeken yine taraftara olur..

Be kardeşim yap transferlerini eksik yerlere,sonrada göndereceğin topçu varsa gönder..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir