Ana içeriğe atla

Altın Kozalak 2009

Altın Koza ödülleri sahiplerini bulduktan sonra, ben de Altın Kozalak ödüllerimi dağıtıyorum, ödül sahiplerine tebriklerimi değil teessüflerimi ileterek;

En İyi Film: “58 binlik Adana”,
En İyi Kurgu: “28 Mayıs Gecesi Telefonumu Nasıl Kapattım?”
En İyi Senaryo: “28 Mayıs Gecesi Ne Yaptığını Biliyorum”
En İyi Uyarlama Senaryo: "Derin Demirspor Pusu"
En İyi Kostüm: 0-0’lık Afyonspor maçındaki garip renkli forma
En İyi Görüntü Yönetmeni: Futbolcu isyanını Ali Sami Yen’den gören Metin Yıldız
En İyi Set Amiri: Deplasman Fatihi Abdulkerim Durmaz,
En İyi Dublör: Ergun Kara,



En İyi Erkek Oyuncu: “Kaleci” Şenol,
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: “Kaleci” Atalay,
En İyi Efekt: “Akıl değil para verin”
En İyi Efekt Yönetmeni: Mehmet Gökoğlu,
Umut Veren Genç Oyuncu: Yasin Sülün,
Jüri Özel Ödülü: Behzat Çınar’ın gönderilmesi projesi ile Derviş Erten,
Jüri Özel Ödülü-2: Oyunculara önce kaptanlık verip sonra kadro dışı bırakmak düşüncesi.
En İyi Sanat Yönetimi: Alanya’da Kolbastı Show.
Yaşam Boyu Başarı Ödülü: “4 Parti, 5 Dönem”, Aytaç Durak.

Geçen yılki ödüller için tıklayın.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
"disconnectus erectus"
Mustafa Tuncel ve Adem Atılgan'a neden ödüL vermediniz?

Yusuf Şahin
yavuzy dedi ki…
Yusuf Bey, ödüller bu yılı kapsadığı için bu iki ismi es geçtim...
Zihn-i Spor dedi ki…
En İyi Aksiyon Filmi Ödülü eksik kalmış. Benim adayım "Kod Adı: Biber Gazı Operasyonu". Cast: Konya Emniyeti.
Adsız dedi ki…
Yaşam boyu onur ödülü Adem Atılgan olmalı .. Ona yakışır .. Efsane başkan ya zat-ı muhterem..

Kamil Ateş
vertumnus dedi ki…
Disconnectus Erectus'un hoş bir yaratıcılıkla başlattığı bir çalışma, ellerine sağlık.

Okurlarımızın da, yazarlarımızın da elbette kendi "Altın Kozalak"ları olacaktır. Belki seneye, Altın Koza başladığında biz de Kozalak ödülleri için birden fazla aday belirleyip blog'da oylamaya açabiliriz...Kozalağımızı hep beraber seçeriz, daha katılımlı olur, herkesin önerileri değerlendirilir...Bir fikir olarak, seneye uygulanmasını tartışmak üzere ortaya atayım..
Adsız dedi ki…
En KAŞAR oyuncu: Cem Yanık

Danyal Topatan
Yergökmavi dedi ki…
Espirili yaklaşımlarla olumsuzlar tamam..gerçek olumlularıda yazarsak iyi olmazmı??
yavuzy dedi ki…
Bu sayfalarda yönetim ve camia ile ilgili her türlü olumlu habere, büyük bir mutlulukla, yer veriyoruz zaten... Eleştiri ve desteği aynı anda sürdürmeye devam edeceğiz.
vertumnus dedi ki…
@Yergökmavi,

Olumluları da olumsuzları da hep yazdık, gene yazacağız. İlk aklıma gelen, olumlu olarak yazdıklarımız; kredi kartı projesi, su projesi, altyapıdan 1 sporcunun A takım 18'ine alınması uygulaması, altyapının yeni sahasının açılması, şöhretler maçı organizasyonu, Demirspor yardım gecesi v.b. v.b.

Blogun önceki yazılarını da okursanız sanıyorum kafanızdaki soru işareti giderilecektir.

Beri yandan, 2.yılını doldurduğumuz Altın Kozalak Ödülleri, bana göre bu blogun en hoş geleneklerinden biridir, varolamayı sürdürecektir..
Adsız dedi ki…
Kafalar, nedense "Ankara Tayfası sadece eleştirir" şeklinde şartlanmış.

Danyal Topatan
MiTo1940 dedi ki…
Eleştirmek kabul etmekten daha onurlu bir davranıştır...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla