Ana içeriğe atla

Sende Kalmış...

Alttaki yazıda Geyik1940 şikayetini dile getirmişti. Ben de dile getiriyorum o zaman. Şikayetim var arkadaş, bu saat olmuş (22:30), hala iş yerindeyim, işleri yetiştirmeye çalışıyorum.

Benimkisi haydi neyse de, biliyorum ki, oralarda bir yerlerde şu anda evine benden daha uzakta; ağır şartlarda çalışan, bitirmesi zor okullarda okuyan, bir hücrede tutsak olan, karanlık bir odada hasta yatan, rampada direksiyon sallayan veya sadece hayatta kalmaya çalışanlar vardır. İster misiniz, bunca derdin yanında bu insanlar Demirsporlu, ama tüm olumsuzluklara rağmen gurur dolu olsunlar. Öyleler, hem gurur dolu, hem demir gibi hepsi de...

Gurbetteki tüm Demirsporlu'lara gelsin o zaman:



Sende Kalmış

Nerdeysen bir haber gönder
Diğer yarım yanında kalmış
Yaşayamam gelmezsen eğer
Yarınlarım hep sende kalmış

Ellerinde sıcaklığım
Saçlarında baharlarım
Yüreğinde umutlarım
Gözlerinde gözlerim kalmış

Karanlıklar ülkesindeyim
Işıklarım hep sende kalmış
Çekilmeyen dertlerimleyim
Sevinçlerim hep sende kalmış

Ellerinde sıcaklığım
Saçlarında baharlarım
Yüreğinde umutlarım
Gözlerinde gözlerim kalmış


Dinlemek için...



Yorumlar

Adsız dedi ki…
Jilet varmı :)

Furkan
Adsız dedi ki…
çok iyi geldi bu...
Adsız dedi ki…
Allahına kurban. Yaşasın arabesk! Yaşasın hayatımızı arabeskleştiren Adana Demirspor!
Üzülmedim ki, üzülmedim ki, kaderimdir deyip üzülmedim ki...
Fırat Ateş dedi ki…
Sevgili Mustava, Müslüm Gürses'i Ankara'da bir tek ben seviyorum sanıyordum, demek ki yalnız değilmişim.

Bende kahırlandığım, köşeye sıkıştığım, artık bende ipler koptu kopacak dediğim her anımda Müslüm Baba'nın bir şarkısı yetişti imdadıma.

Küskünüm, Anlatamadım, Üstüme Düşme Benim, Esrarlı Gözler, Güldür Yüzümü, Yıkıla Yıkıla, Ben Senin Kulunmuyum, Tanrı İstemezse vs. şimdi ilk aklıma gelen, ilk gençlik yıllarımdan beri hiç bıkmadan usanamadan dinlediğim şarkılarındandır. Şarkılarını her dinleyişimde yeni efkarlara yelken açarım... Ayrıca hatırlayanlar veya araştırmak isteyenler için (bkz. 1993 Müslüm Gürses Adana Lunapark Konseri)
Adsız dedi ki…
Fırat abi,Müslüm Gürses'in son dönemde yaptıklarını-daha doğrusu kendisine yaptırılanları-görmezden gelirsek,saydığın şarkıları hiç dinlemeyenimiz,hatta sevmeyenimiz yoktur kanımca.Bir de ilk akla gelenlere "Ceza"yı ekleyebiliriz,ölçüsünde kullanmak koşuluyla:)

Cem(Mülkiye)
Adsız dedi ki…
Mustafa
Mehmet TopaL'da MüsLümcüymüş :)

http://www.spor3.com/news_detail.php?id=482646

Burhanettin

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık.