Ana içeriğe atla

Şampiyonluk Sesleri...

Planlanan transferler birbiri ardına yerine getiriliyor, arayışlar devam ediyor. Kredi kartı kalıcı gelir getirecek projelerin ilki olarak yürürlüğe konuldu. Su projesi yolda. Yönetim tek vücut halinde. Kombinelere ilginin büyük olacağı düşünülüyor. Kısaca 58.000 TL'lik şehirde bir bahar havası yaşanıyor. Umutlar yeşermiş durumda. Yeşerecek tabi, başarısız geçen sezonlardan sonra, yılların sessizliğinden sonra ben dahil birçok taraftar nerede küçücük bir yeşillik görse, bir çiçek görse bahar geldi diye umuyor ve oraya koşuyor. Sonra yalancı baharlar, taraftarın kış soğuğuna, kara, doluya, tabiri caiz ise don atlet yakalanmasına yol açıyor.

Yine içimizde umutlar var. Hem bu kez güçlü de umutlar. Ancak bu umutların gereğinden fazla dile getirilmesi yönetimin kendisine fazladan yük yüklemesine sebep oluyor.Biz şampiyonluk istiyoruz, kim istemez ki... Ama açık söyleyeyim, şampiyonluk taşının altında da ne kendimin ne de bu yönetimin ezilip gitmesini istiyorum.

Hedefin bu kadar sıkça dile getirilmesi güveni ve umudu artırmakla birlikte, takımın özgüvenini de olması gerekenden fazla artırırsa -tıpkı geçmiş sezonlarda olduğu gibi- saçma sapan mağlubiyetler alınabileceği gerçeği ile karşı karşıya kalabiliriz. Gerçi o mağlubiyetler ilginç İddaa oranlarının olduğu haftalara denk gelse de bu komplo teorisinin gerçeği yansıtmadığı umudu temelinde bunları kaleme alıyorum.

İnanmadığımız bir şeyi başarmamız elbet mümkün değildir. Ancak bu inanç ile yatıp kalkmak üzerimizdeki baskıyı artıracaktır. Bu kulübün başkanı tek kelimesi ile çok önemli bir kitleye yön verebilecek bir güce sahiptir. Yarın futbolcular "şampiyonluk hedefinin -Sivasspor'un başına gelenlerde olduğu gibi- strese dönüşmesi" nedeniyle topunu oynayamadıklarında veya başka bir şekilde, örneğin bizden daha fazla inanan ve iş yapan takımların olması nedeniyle şampiyonluk ipini göğüsleyemediğimizde, başkan veya yönetim "hani şampiyon olacaktık başkan" diye soran bir taraftarı "biz Demirsporlu gibi mücadele ettik, Demirspor duruşuna sahip bir yönetim gösterdik" gibi cevaplarla tatmin edemeyecektir. Tatmin olan da olacaktır ama olmayana da hak verilmesi gerekecektir. Zira taraftara bu sözü söyletebilecek olan yegane şey, yönetimin sezon başından bu yana ve ilerleyen dönemlerde söylediği türküler veya zafer marşları olacaktır.

Gelecek belirsizdir, on saniye sonrası belirsizdir, beklentileri insanların rüyalarına sokacak ölçüde yerleştirmek, iyi niyetin tehlikeli bir silah olarak yönetime doğrultulmasına sebep olacaktır. İhtiyatlı olmak da hiçbir zaman zarar yoktur.

Bir sonraki yazımda -futbolcular ve kefalet- ilişkisine ilişkin görüşlerimi açıklayacağım.

Yorumlar

Bekir ÇINAR dedi ki…
Onur Bey çok değerli yazınız için teşekkür etmek istiyorum.Öncelikle camianın motive edilmesinin pozitif bir enerji doğuracağı gerçeğinden hareketle şunları belirtmek istiyorum:
Bu tür motivasyonun şehirin inanmışlığının negatife dönüşebilecek ve pozitif ivmemizi zarara uğratacak kadar bir tahrifata neden olabileceği fikrine katılmak için çok erken olduğunu düşünüyorum.Bu konunun Mart ayı içerisinde konuşulup değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum ki sezondaki konumumuzun netleşmiş olması ihtimaline karşı .Malumunuz her camia kendi içinde ayrı karakteristik özellikler taşır .Sivas şehri bunu kaldıramıyabilir ancak biz çok köklü ve kültürü olan bir camiayız.Bunun üstesinden gelip hazmedebileceğimizi düşünüyorum.Şayet Allah korusun olumsuz bir durumda insanlar karşıma çıkıp hani kardeşim şampiyonluk sorusunu sorduklarında verilebilecek en güzel cevap şu olacaktır ve bu cevabın tüm demirsporluların gurur vesilesi olacağını düşünüyorum.Cevabım şöyleolacak:şu anda 20.000 Ads flexi kartımız var geliri aylık 150.000TL,Ads Su geliri aylık 50.000TL,Lisanslı ürünler geliri aylık 30.000TL ve şuanda değeri en az 20 Milyon dolar olan gayri menkul,benzin istasyonu,lokanta,sosyal tesis.
Sanırım bu cevapla misyonumu tamamlayıp sportif anlamda başarılı olamazsam Demirsporumuzun bana ihtiyacı olmadığını ve kulübümüzü bu başarıya ulaştırabilecek doğru insanlara görevi devredeceğimi (ki bunların sayısı kendi ekonomik bağımsızlığını kazanmış bir kulüp için hayli fazla olacaktır) söylerim.Ve bana hesap soran o taraftarımızında gerçek demirsporluysa yaptıklarımız için teşekkür edip sakince yanımdan ayrılmasını umut ederim.Kusura bakmayın biraz uzun oldu ancak anlyışınıza sığınıyorum
Gurur duyduğum Ankara Tayfasına En Derin Saygılarımla
Onur BİÇER dedi ki…
Uzun ve sabırlı cevabınız için teşekkür ederim.

Denetim sektöründe olan biri olarak belki de hayatımın önemli bir bölümü haline geldi olası risklerin tespiti ve riskten korunulması. Maalesef içinde bulunduğumuz camia politikaların ve entrikaların en yoğun şekilde döndüğü bir camia. Bu nedenle bugün sizlerin yüzüne gülenler dahil olmak üzere birçok kişi sizi bir kuyuya çekmek için ellerini ovuşturuyorlar. Sadece gönlünüzdekini yapmaya çalışarak kuralına göre savaştığınız bir savaşta darbelere açık hale gelebiliyorsunuz.

Bizler bu noktada sizin yönetim anlayışınıza şu şekilde yaklaşıyoruz. Bu yönetim şu ana değin eleştirdiğimiz yönleri olsa da güzel işler yapıyor ve bu güzel işlerin desteklenmesi gerekiyor, güçlendirilmesi gerekiyor. Bunun bir yolu da acaba iyi yaptığınız şeyler bile bir kalemde nasıl silinebilir, sorusunun cevabını aramak ve bulunacak yanıtlara karşılık kendi elimizi güçlendirerek içinde bulunduğumuz mücadelede biraz silah sahibi olmak. Türkiye'de iyi yapılan bir iş muhakkak cezasını buluyor. Bu zinciri kırmamız gerekiyor, yapılan iyi şeylerin ödüllendirildiği bir ortama geçmeliyiz.

Bu devin üzerinde bir sürü asalak var, bu dev üzerindekileri silkeleyip ayağa bir kalktığında herkes görecek, dev nasıl olurmuş.

Bunun için de ihtiyatı elden bırakmamak çok önemli. Biz sizleri baş tacı yapmak, efsane olarak anılan başkanlar arasında görmek istiyoruz. Sadece içinde barındırdığımız umut ve atılan iyiye doğru adımlar nedeni ile. Attığınız adımlara o denli önem veriyoruz ki; şampiyonluk dahil hiçbir şey bu yapılanların önüne geçmesin istiyoruz. Şampiyonluk bir senenin işidir, kalıcı gelir sahibi olma bir ömrün. Bir sene için ömürlük işlerin ikinci planda kalmasını istemiyoruz, yıpranmaya karşı daha dirençli olun ve olalım diye mücadele ediyoruz. Bu noktada da verdiğimiz olanca desteğin yanında, yapıcı eleştirilerimizle de sizleri zayıf yönlerinizden güçlendirmeyi amaçlıyoruz.

Son söz: Demirspor yönetiminin, sesimize -Ankara Tayfasının sesi olması önemli değil- taraftarın sesine kulak vermesi, bize güç veriyor. İnşallah bu savaşı taraftar ve yönetim el ele kazanacağız.

Saygılarımla.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir