Ana içeriğe atla

Yönetime Çağrımızdır

Sayın Sedat Sözlü,

Takımımız hepimizin malumu olduğu üzere çok kritik Elazığ rövanş maçına hazırlanıyor. Hepimiz ziyadesi ile gerginiz ve gergin olduğumuz kadar da umutluyuz.

Yine çoğumuzun kabul ettiği üzere taraftarlarımız maalesef maç esnasında ve öncesinde tek ses, tek yürek olamıyor. Camia olarak yönetilmesi zor bir kitle olduğumuzun farkındayız. Ancak eleştirel olmanın eleştirilene verdiği katkı, zarar vermeye başlayana kadardır. Bu zararı sezon içinde çok kez gördük. Net eleştirilerle yönlendirilebilecek bir süreç, maalesef bilinçsiz bir takım taraftarlar tarafından futbolcuların kişiliklerine ilişkin mesele haline getirildi ve futbolcu ile taraftar arasındaki zaten çok sınırlı olan bağlar daha da gevşedi. 

Şimdi makul çoğunluk Elazığ maçı öncesinde ne yapılması gerektiği hususunda fikir sahibi. Takım kötü de oynasa, geriye de düşse, umutlar tükenene kadar elinden gelenin fazlasını yapacak ve sahadaki armayı destekleyecek. Ancak bazı açmazlarımız var. 

1-Bu tür duyurular genelde sosyal medya üzerinden taraftar girişimleri ağırlıklı olmak üzere yapılıyor ve bilinçsiz olarak ya da daha doğrusu tepkisini doğru zamanda veremeyen olarak nitelendirdiğimiz taraftarların bir kısmı sosyal medyayı hiç kullanmıyorlar. Yani tribünlerin çağrısı kendilerine bu aşamada ulaşmıyor.

2-Bir kesim taraftar ise yönetilmesi en zor şeye sahip: Cehalet. Bu taraftarı kontrol etmek oldukça zor olsa da yine de üzerimize düşeni yapmak zorundayız.

Sizlerden basit bir beklentimiz. Umutlar tükenene kadar köstek olunmaması, sadece destek olunmaya odaklanılması veya destek olunmak istenmiyorsa tepkinin maç sonuna saklanması gerektiğini belirten kısa ve sade bir duyuru metni hazırlatmanız ve bu metni maça girecek taraftar sayısı kadar çoğaltıp maç öncesinde koltukların üzerine koyarak ya da her taraftara görevliler tarafından elden verilmesini sağlayarak iletmeniz. 

Yine de engelleyemiyorsak, en azından üstümüze düşeni fazlası ile yapmış oluruz.

Alacağımız bu küçük önlem belki bize final kapısını aralar. Yok saymayalım lütfen. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Yeni Sezon Başlıyor

2020-2021 sezonu bizim için bugün başlıyor. Geçen sezon hem alışık olduğumuz hem alışmaktan bıktığımız duyguları yaşadık. Son haftalarda yükselen ivmeyle ilk ikiye girip, beklenmedik bir beraberlikle play-offa kalmamız, sonra finale çıkıp yine son anda hayalkırıklığına düştüğümüz, umutlanıp kahrolduğumuz günler... 2008'ten beri yazdığımız bu blogta, başarıdan ziyade hep üzüntülerden bahsettik. Başarıya gidecek yolun kendimizce güzergahını anlatmaya çalışarak... Yıllar önce çok az kişinin dillendirdiği o noktalar, neredeyse şimdi herkesin fikir birliği ettiği konular oldu. Ama buna rağmen başarı gelmeyince de artık sinirler iyice geriliyor.  Sezon sonunda TFF'nin garabet kararları ile yine tartışmalı günler geçirdik. Düşmenin kaldırılması saçmalığıyla 21 takımlı hale gelen Süper Lig'e play-off finalisti Demirspor alınmalı mıydı? 3. tamamladığımız lig performansı, ligin en çok gol atan takımı olmak, penaltılarla kaybettiğimiz play-off finali gibi  pek çok nesnel gösterge, ill