Ana içeriğe atla

Aytaç Durak Sonrası...

Yazının baş harflerine bakınca ADS oluyor. Dün itibarı ile Aytaç Durak'ın CHP'den de aday gösterilmediğine şahit olduk. Kanımca Adana'nın ve Adana Demirspor'un gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biri kalktı. Biz onun şehre hükmettiği dönemlerde tek bir kalıcı gelire sahip olamadık, alt liglere abone olduk, basın önünde sarı zarflarla rencide edildik, Adanaspor maçına müdahale edilmiş olabileceği cümlesine (ardında bıraktığı travmalar ve gözyaşlarını unutmadan) şahit olduk, takımımız onun döneminde çiftliğe dönüştü, alt yapımız onun döneminde terk edildi, Demirspor'un yakasına yapışan kötü yönetim anlayışı onun döneminin eseri.
 
İşte bu nedenle yazının başlığının ilk harflerinden ADS çıkıyor. Siyaseten gücünü yitirmiş bir Aytaç Durak sonrasında, Demirspor camiasının gücünün daha fazla bilincinde olması gerekiyor. Siyasete hiç bulaşmayan değil, siyaseti Demirspor'un menfaati doğrultusunda yönlendiren bir camia olmamız gerekiyor. Taraftarın siyasilere ya Demirspor'a saygı duyarsınız ya da ömrünüz bir sonraki seçimlere kadardır, mesajını açık ve net bir şekilde vermesi gerekiyor.
 
Atkımızın siyasilerin elinde oyuncak olmaması gerekiyor. Atkıyı takanın hakkını vermesi gerekiyor.
 
Ancak yapılması egreken ilk iş bir utançtan kurtulmak.
 
Tesislerden Aytaç Durak adını artık çıkarmalıyız. Bu camiada hala Aytaç Durak'a değer verenler, biat edenler olabilir. Ancak Aytaç Durak bir Selami Tekkazancı değildir, bir Muharrem Gülergin değildir. Bunların tırnağı değildir. Aytaç Durak belki bir Özgür Nasuh olabilir ama. Ona lafım yok.
 
Gönlüm, Selami Tekkazancı'ya "Demirspor taraftarı seni unutmadı, adını Demirspor'a yazdın" demekten yanadır.
 
Tribünümüz Muharrem Gülergin, mavilacivert.com sayesinde bir de Muharrem Gülergin hatıra ormanımız var. Değerlerimize sahip çıkmaya Füze Selami ile devam etmeliyiz. Aytaç Durak adı kaldırılsın, Adana Demirspor Selami Tekkazancı tesisleri olsun.
 
Temizlik başlasın.   

Yorumlar

Unknown dedi ki…
Benim Şahsi Düşüncem Kendi Stadımıza Sahip Olana Kadar En Azından Tesisimizin İsmi Kesinlikle Muharrem Gülergin Olmalı.
Onur BİÇER dedi ki…
Aytaç Durak isminin kaldırılması sonrasında her şey güzelliklerle dolu tartışılır elbet.
kebabman dedi ki…
Siyasetci isimlerinin spor tesislerinde ismi olmamalidir,spor tesislerine sporcu isimleri verilmelidir.En son limiti buyuk basarilar kazanmis ,liderlik yapmis hoca ismi olabilir ama bir yonetici yada siyasi isim olmamalidir.
Aytac Durak ismini tesislere veren,Aytac Durak bustunu tesislerin icine yerlestirende ayni zihniyettir.Aytac abiye jest yapalim,Aytac abi bize guzellik yapsin dusuncesinin urunu olan bu mentalite Demirspor'a arti katki saglamamis olan dar alanda kisa paslasmalardan oteye gidememistir.
kebabman dedi ki…
Tesislerde siyasetci yada yonetici ismi olmamalidir.En ust limit basarilar kazanmis,liderlik yapmis hoca ismi olmalidir.Tesislere Aytac Durak ismi verilmesi,baska bir baskan tarafindan Aytac Durak bustunun tesislerin icine yerlestirilmesi ayni zihniyetin urunudur.Aytac abiye jest yapalim,Aytac abi guzellik yapsin.Bu jestler ,bu guzellikler Demirspor'a yansimadi. Bizim baskanlar ,Aytac abileriyle dar alanda kisa paslasmalar yaptilar ,rekor sayida transferler yaptilar ,keyfi uygulamalar yaptilar ve gittiler. Aytac emmi doneminde yasadiklarimizi gelecek nesil taraftarlarimizin yasamamasi dilegiyle,

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ