Ana içeriğe atla

Demirspor'da Değişim Sinyalleri

Selahattin AYDOĞDU yönetimi göreve geldi, bir diğer deyişle de göreve getirildi. Eskinin "bizim eleman" Selahattin'i, biraz daha yeninin "tu kaka" çocuğu, şimdinin "kurtarıcısı" olarak son kongrede seçildi.

Tuncel yönetimine gerek kendi geçmişinden ve gerekse ekibinin geçmişinden dolayı şüphe ile yaklaştık. Kendisi de şüphemizin bilincindeydi, beklentilerimizi ilettik ve bekledik. Beklentilerimiz değil tahminlerimiz gerçekleşti.

Ligin en yaşlı kadrosu kuruldu, paralar ödenmedi, federasyona başvuranlar oldu, kalıcı gelir projeleri devreye sokulmadı, takım içinde takımcıklar sezildi, kurumsallaşma yönünde adımlar atılmadı, borçlar şişirildi, yönetim içinde ikilikler sezildi ve devre arasında apar topar adeta kaçar gibi kulüp devredildi. Borç rakamı söylenmedi, 8 milyon harcama var dendi, ama temliklerden ne kadar borç itfa olundu bilemedik, kombineler, yayın gelirleri, maç gelirleri, hibeler, belediye aktarımları, Türkiye Kupası gelirleri vs. ne kadar kasaya girdi bilemedik. Kısaca borç o kadar arttı denmek istendi sanırım ama eğer gerçek bu ise milyon kere yazıklar olsun Tuncel'e de yönetimindekilere de. Gerçek bu ise, kendilerine haklı olarak yüklenmiş olmakla birlikte, Tuncel daha fazlasını hak ettiğinden ötürü Serin yönetiminden özür dahi dilemem gerekir.

Velhasıl kelam enkazı aldılar, kötü çocuk Selahattin'e iyi çocuksun sen diyerek devrettiler. AYDOĞDU gelir gelmez acil borçları ödedi, yöneticilerden para koymalarını istemediğini dile getirdi. Borç ödeme kısmı tamam eski alışkanlık da Demirspor'da yöneticilere sıcak para kaynağı gözü ile bakılırdı. Bir zamanlar Şefik Akkurt yönetime gireceğinde kendisine 50.000 TL şartı koymuşlardı. Parayı ver atı ben oynatayım dönemi vardı. Bunu görmedik yeni yönetimde öncelikle.
 
İki gencimizi yolladılar üzüldük ve geçmişin devamını gördük bu açıdan kendilerinde. Emre bizim gözbebeğimiz olacak dediler, sevinmedik bile, çünkü uygulama olmadan bu sözleri çok görmüştük. İzlemeye aldık.
 
Kiralık olmakla birlikte satın alma opsiyonunu da alarak gencecik çocukları takıma kazandırmaya başladılar. En yaşlı takım olma ünvanımızı devre mi hazırlanıyoruz diye umutlandık ve adımlara sevindik.
 
Bir kalıcı gelir projesinin devreye sokulma aşamasında olduğunu öğrendik, başarılabilirse bu Bekir Çınar döneminden sonra hayata sokulan ilk proje olacak, küçük kapsamlı olsa da diğerleri yapamamış olduğu için yönetimin artı hanesine yazılacak. Hatırlanacak olursa Bekir Çınar döneminde kredi kartı projesi gündeme gelmiş ancak projeden kart sahipliği belli bir rakamın üstüne çıkmadığı için gelir elde edilememişti. Bir diğer kalıcı gelir projesi ise "nesine.com" ile yapılan anlaşma idi. Alınan forma reklamının yanı sıra resmi sitedeki nesine.com linkine tıklayarak oynanan her oyun üzerinden kulübe aktarım yapılacaktı. Bekir Bey'in öldürülmesi ile birlikte bu proje de kredi kartı gibi öldürüldü.
 
Şimdi Demirspor bünyesinin kaldırmayacağı sözler duyuyoruz. Mesela Demirspor ile ilgili şeffaf olun dediğimizde, şeffaflık göstergesi olarak önceden "Demirspor'u satan anasını satar" gibi aydınlatıcı bilgiler verilirken (bu bilgilerin kendi haklarında inceleme yapılan vergi elemanlarına da aynı şekilde verilmesini bekleriz, defter vermeyin bu sözü sarf edin) şimdilerde kurumsallaşmadan bahsedilir oldu.
 
AYDOĞDU'nun kongre öncesi açıklamasında kurumsallaşmaya önem atfetmesi, yakın zamanda da stratejik plan gibi camia üzerinde alerjik etkiler yaratacak uygulamaların devreye sokulacağının belirtilmesi açıkçası bizleri de umutlandırdı ve şaşırttı. Sosyal medyadan gördüğümüz kadarı ile hakikaten bu adımlar alerjik etki de yaratmış olsa gerek ki; hemen yönetim düşmanlığı sözleri sarf edilmeye başlanmış. 
 
İlginç olan bir diğer husus ise bu stratejik plan açıklamasının yerel medyadan önce kulübün resmi internet sitesinde yayınlanması idi. Yıllardır kendi sesiniz var, başka sese ihtiyaç duymayın derdik, bu sesin paralelinde adım atıldığını gördük. Kulübün twitter adresinin de daha etkin kullanılmaya başlanacağının sinyallerini aldık.
 
Eski yapıdan bir takım tasfiyelerin yapılacağı duyumlarını da alıyoruz. Ancak bu biraz daha süreç işi gibi. Duyum bile bir umut aşılıyor. Çünkü Demirspor'u eskinin alışkanlıkları atalete itiyor.
 
Bu gelişmeleri olumlu karşılıyoruz. Acaba değişim mi geliyor diye umutlanıyoruz, artık göz boyası istemiyoruz. Kısa süredeki icraatleri nedeni ile yönetime teşekkür ediyoruz.

Yorumlar

Onur BİÇER dedi ki…
Bu arada görmemişiz, yeni gördüm ben, twitter üzerinden mama mı aldık, neden susuyoruz demiş bir cisimsiz. Çok mama aldık, yemekten yazamadık, biraz daha mamamız var, bir süre daha yazmayız.

Selahattin bey, hesabımıza aktardığınız paralar için teşekkür ederiz. Moda doğrultusunda Dubai'ye gitmeyi planlıyoruz. Safari de yapacağız. Onu da karşılayın lütfen. Faturaya isim yazmazsanız seviniriz. Kebap ve tatlı da güzeldi, teşekkürler.
Unknown dedi ki…
Aydoğdu'ya ben de şüpheyle yaklaşıyordum ama hem yenibir yüz görmek hem de şimdiye kadar attığı adımlarda umut oluştu. tabi isizinde önceki çalışmalarınız ona iletilmiş belliki bu yönde adımlar atıyor.
Unknown dedi ki…
demirsporda genelde duyumlar vaaatler dedikodular suçlamalar konuşulur şimdi iş konuşmaya başlamak sevindirici internette isimsiz yazılar bu dedikodu atmosferini destekliyor o yüzden somut işleri konuşmaya devam edelim aydoğdu umarım bu yönünü geliştirir
serdanka dedi ki…
Sevindirici gelişmeler az da olsa bize şimdilik yetiyor çünkü daha önce hatalar zinciri şeklinde yönetiliyorduk. Alınacağı iddia adilen Kayserispor'dan Bilal ile transfer edilen Oğuzhan genç ve gelecek vaat eden oyuncular. Özellikle geçen sene Oğuzhan'ın oynadığı oyun malum ayrıca Bilal'i Ankaragücü'nün şerefli mücadelesi sırasındaki performansından, büyüklerin kısa süreli radarına girişine neden olan oyunundan hatırlıyoruz. Orta sahada gerekli kanı Bilal verebilir ama herşeyi yakında göreceğiz, Gökay gibi potansiyel ile Keremcan'ın gidişlerini umarım aramayız, hakkımızda hayırlısı olsun.
yavuzy dedi ki…
Internette boş laf üreten ne kadar çok kişi var, ne çok zamanı var milletin. İşleri güçleri spekülasyon, dedikodu...
Onur BİÇER dedi ki…
Yazıma gelen tepkilerden bir hususta açıklama yapma gereği hissediyorum.

Gönderildiğini söylediğim ve üzüldüğüm iki çocuk Gökay ve Keremcan değil, altyapıdaki kardeşlerimiz.

Emre Selen ile aynı yerde değinmemin sebebi odur.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ