Ana içeriğe atla

2013, Mersin ve Biz.

2013'te gerçekleştirilecek Akdeniz Oyunları'nı düzenleme yetkisi Mersin'e verildi biliyorsunuz. 1971'de İzmir'de yapıldıktan sonra, ikinci kez Akdeniz Oyunları Türkiye'de yapılacak. İzmir Atatürk Stadı da bu oyunlar çerçevesinde yapılmıştı.

Yunanistan, mali kriz nedeniyle oyunların hazırlıklarını yürütemeyince, Türkiye ve Mersin, Libya ve İspanya'daki kentlere tercih edildi. İki yıl içerisinde özellikle Kazanlı-Tarsus hattına önemli yatırımlar yapılacak ve Mersin'e büyük bir stad inşa edilecek.

Adana Futbolu kitabındaki "Tarsus-Mersin, Tokatımı Yersin" başlıklı yazıda belirttiğim gibi, Tarsus ve Mersin birçok konuda olduğu gibi sportif alanda da Adana ve yöresinin önüne geçmeye başladı. Farklı branşlarda, özellikle basketbolda en üst kategoride takımları bulunan Mersin'e göre Adana kenti bu başarılardan çok uzak durumda. Aslında kent her alanda bir gerileme içinde bulunuyor. Tarımın gün geçtikçe ülke ekonomisindeki yerinin küçülmesiyle birlikte, yerine ikame bir alan yaratamadığı için Adana, 4. büyüklüğü kaybettiği gibi, hem kültürel hem de ticari unsurlarıyla artık ülkenin etkili kentlerinden biri değil. Neden bu duruma geldik sorusuna bakarken, kent yönetiminin birinci derecede önemli olduğunu görüyoruz. Mersin de Adana da uzun süredir aynı belediye başkanlıklarıyla yönetiliyor. Ancak Aytaç Durak yönetimindeki kent, uzun süre tek adam imparatorluğunda kalmasına rağmen yerinde saymaya devam etti. Macit Özcan yönetimindeki Mersin ise 2000'li yıllara önemli bir atak yaparak girdi. Aytaç Durak, rakipsizlik içinde 5 farklı partiyle siyasetini sürdürürken Macit Özcan önemli rakipleri olmasına rağmen istikarını korudu.

Mersin siyasetinde, yıllardır göç alan bir kent olarak hem BDP'nin, dağlara doğru büyüyen bir kent olarak MHP'nin ve yükselen Anadolu sermayesi ile AKP'nin hakim olduğu alanlar var. Buna rağmen belediye yönetimi sosyal demokratların hakimiyetinde. Bu siyasi çekişme ve rekabet alanı, kentin ilerlemesinde önemli bir faktör diye düşünüyorum.

Adana ise bir tek adam imparatorluğundan ikinci tek adam imparatorluğuna ilerlerken hiçbir alternatif geliştiremiyor.

Öte yandan Mersin milletvekilleri de kendi partilrinde oldukça etkili, CHP'de İsa Gök; AKP'de Kürşat Tüzmen kentleri için önemli artılar. Adana milletvekilleri ise bakanlık düzeyine ulaşmasına rağmen tabela vekilliklerini sürdüyor.

Sonuç olarak "Sahipsiz Adana" metaforuna yeni bir halka daha eklendi. Mersin son on-on beş yılda Adana'yı zaten yakalamıştı; şimdi Akdeniz Oyunları ile beraber, fark atmaya devam edecek. Adana ise ne kültürel alanda ne turzim alanında kendi gücünü kullanamadıkça, tek adamların lütuflarına boyun eğecek.

Yorumlar

Kutal dedi ki…
Maalesef, gittikce geriye gidiyoruz. Bizim artik ataletimizden kurtulup birseyler yapmamiz lazim, gurbete gidince yemegimizden baska ovunecek seylerimizin olmasi lazim.'Adanali'yik biz gardas' demekle maalesef peynir gemisi yurumuyor!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ