Ana içeriğe atla

Temizlik

Futbolun kendini, takımlarımızdan daha çok sevmediğimiz sürece, iyi bir oyun izleme şansımız yok. Futbolun gerçekten futbol olması için, takımlarımızın çıkarlarından önce oyunun önceliklerini düşünmemiz gerek. Temiz bir oyun, temiz bir yaşam gibi, kendine dair sorgulamayla mümkün.

Gerçekten temizlenmek mümkün mü? En azından çabalayabiliriz. Başarı olsun da nasıl olursa olsun diye yoal çıkarsak duvara toslamaya mecburuz.

Örneğin, biz, Demirsporlular; para versin de ne olursa olsun diyerek bize sahip çıktığını iddia edenlere, "olmaz" diyebildik mi? Yöneticilerin, menajerlerin, futbolcuların camianın önüne geçmesine engel olabildik mi?

Ama bunun için çabalıyoruz. Elimizden gelenleri, daha güçlü biçimde yapmamız gerekli. En son olaylar: Çok kere bu sitede bahsettiğimiz, yöneticilerin kafasına göre at oynatmaması meselesi... Gayet somut şekilde-bağıra bağıra, gözümüzün içine soka soka, "benim oyuncumu oynatacaksın" diyen yönetici(!) Bekir Sıtkı Özer ve oyuncusu Tanıl... İsimler değişir, Ahmet Mehmet olur. Bu isimlerle Demirspor başarılı olamaz. Bu isimlerin ve bundan sonrakilerin, bizim başarımızda hiçbir katkısı olamaz. Derdimiz, oların bağlantıları, kişilikleri, iş yaşamlraı, aileleri vs. değil. Demirspor'a bir katkı koyup koyamayacağı. Defalarca dile getirdiğimiz gibi, bu zihniyetle başarılı olmak zor.

Şimşekler Grubu da, açık bir şekilde "Bekir Sıtkı Özer'i ve Tanıl'ı istemiyoruz" diye açıklama yaptı. Daha önce bu tip konularda daha temkinli olan grubun da açıkça tavır alması oldukça sevindirici. Bunu geçen sezon boyunca birçok kez ortaya koydular. Aslında kırılma noktası, rahmetli Bekir Çınar'ın yeniden başkan seçilmesi için girişimde bulunmalarıydı. Ardından geçen süreçte ve gelişmelerde tribünün örgütlü gücünün tavrını daha net gördük. Adana tepetaklak giderken ve suspus olmuşken, bu gücün sesini daha güçlü çıkarması gerekiyor.

Memleket futbolu, maddi açıdan aşama kaydederken, çok büyük paralarla çarkı çevirirken, şişenin başarı ve sağlam bir oyun temeli değil, çocuk balonu olduğu her geçen gün ortaya çıkıyor. Balon patladıkça, balonlar şişirilmeye devam ediyor. Biz balona nefes üfleyen değil, daha temiz bir oyun ve daha temiz bir camia için nefes alıp veren tarafta olalım.

Yorumlar

Jose Marti dedi ki…
Operasyonun merkezinde Türk polisi var. Türk polisinin olduğu her yerde şaibe var, güç gösterisi var, tutuklama isteği var, işkence var. Bu ülkede ses çıkarabilme yeteneği olan herkese karşı "en güçlü benim lan" diyen bir teşkilatla karşı karşıyayız. Başkanların, futbolcuların ensesinden tutan, başına çöken, güneş gözlüklü hollywood yıldızı tavırlarıyla başımıza Allah kesilen bu teşkilata karşı ses çıkarmadıkça en büyük şikeci biz oluruz. Ben sürecin en uç noktasından bakıyorum; Çakal Carlos başkan olsun, böyle polis olmaz olsun..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Sezon Değerlendirmesi-I

 Sezon sonunda genel bir değerlendirme yapma zamanı; daha sonra oyuncular için de ayrıca bir yazı düşünüyorum.  28 yıl sonra yükseldiğimiz Süper Lig'te beklediğimizin üstünde bir performans sergilediğimiz açık. Ama bir yandan da sezon içindeki yükselişleri düşündüğümüzde sezon sonunda buruk bir tat var ağzımızda. Daha iyisi olabilirdi fikri... Son 6 haftada 5 mağlubiyetle başaltından orta sıralara savrulmak can sıktı. Geçen sezon şampiyonluk yolunda çok iyi ilerleyen haftalar, bu kez Süper Lig'te, "neyse bu kadarı da yeter" günlerine dönüştü.. Yine de Başkan'ın sezon içinde ifade ettiği ilk 10 hedefini gerçekleştirmiş olduk. 38 maçlık sezonu 15 galibiyet 10 beraberlik 13 mağlubiyet; 60 atılan ve 47 yenen gol ile 55 puanla 9. sırada tamamladık. 24. haftada 3. sıraya kadar yükselmişken sert bir düşüş oldu. Son haftadaki 7-0'lık Göztepe galibiyeti gol sayısını uçurdu. Balotelli 5 golle yıldızlaştı ve bir maçta en çok gol atan yabancı oyuncumuz oldu. Bu sonuç kend