Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Takım Değiliz

Geçen hafta zayıf Eskişehir karşısında yine boşa harcanan bir yarı ve 1-0 geriye düştükten sonra rakibin oyundan düşmesiyle çevrilen maç vardı. Bu hafta daha diri rakip karşısında bu yapamadık; yediğimiz gole cevap veremedik. Eskişehir maçının oyun çeviren dokunuşları, Yunus Akgün ve Emircan bu hafta 11'deydi. Yunus'un hareketli oyununa karşı Emircan'ın hayalet gibi gezdiğini söylemek mümkün. İkinci yarı yine Volkan Şen ve Pa Dibba tercihlerine dönülse de takım ritm yaratamadı. Erkan Zengin'in son dakikada kaçırdığı penaltı, günü kurtarmamızı engelledi. Salgından nasibini alan takım, İstanbul maçına çıkamamıştı; sonra Milli maç arası geldi. Bu süreçte doğru düzgün antreman yapılmadığı malum. Geniş kadronun yararını kupa maçında gördük ama hiçbir maça aynı kadroyla çıkamıyoruz, takımın beraber oynama alışkanlığı oluşmuyor. Kaliteli ayakların yarattığı farkın dışında takımın birlikte bir görünümü yok. Kısacası, takım değiliz. Açıkçası takımın herhangi bir planı, oyun düze...

İtalyan Dokunuşu

Şapkadan tavşan çıkararak, anlık kişisel performanslarla ayakta kalmaya devam ediyoruz. Geçen hafta Mehmet Akyüz'ün kaleyi bulan 3 şutunun da gol olmasıyla hat-trick'i Bandırma deplasmanında rahat gibi görünen bir galibiyet almamızı sağlamıştı. Halbuki sahada doğru düzgün bir oyun yoktu.  Bu haftaya kadar oynadığımız takımlar ligin görece zayıf takımlarıydı ve kaliteli ayaklarımızla takımın vasat oyunu fazla bir puan kaybına neden olmadı. Ancak bu hafta ilk kez şampiyonluğa oynayan Samsunspor'la karşılaşırken takımın tıkanık oyunu iyice belli oldu.  İlk İtalyan oyuncumuz Lanzafame'nin ilk golüyle 1 puanı kurtardık. Son 5 dakikalarda oyuna giren ve bu maça kadar Bolu maçındaki kafa vuruşu kadar topla doğru dürüst temas etmeyen Lanzafame bugün kritik bir gol attı. Uzatma dakikalarında, Litvanyalı kalecimiz Zubas'ın kurtarışı da aynı derecede önemliydi. Yabancı katkısının bu ligte çok önemli olduğunu daha önce söylemiştim. Janoseviç ve Pawelek'ten sonra 1. ligteki ...

Toparlanma?

Milli maç arasından sonra iki maçlık periyotta önce Altay'a deplasmanda 1-0 yenildik sonra hafta içi Ümraniye'yi içeride 4-2 yendik. Öncesindeki A.Ş. maçıyla birlikte iki maçta gol atamamış ve durgun takımın 4 golle toparlanması iyi. Ama açık ki 2-0'dan 2-2'ye gelen maçta Erkan Zengin etkisi maçı kopardı. Bu oyuncunun transfer sezonu biterken takıma katılması, uzun süre takımdan ayrı kalmasına rağmen önce yedek sonra 11'de sahaya çıkması eleştirilebilir. Ancak Volkan Şen'in de yokluğuyla beraber takımın topu ileri taşıyamama hali açıktı. Takımın büyük oranda değişmeyen kadrosu ve geçen sezonun sonlarındaki üçer dörder gollü galibiyetleri özleme haliyle birleşince Ümit Özat'a yönelik eleştiriler arttı. En nihayetindeki elindeki kadronun hakkını veremediği düşünülüyor; haklı bir eleştiri... Ama Ümit Özat'ın bunu yapacağı geçen seneden belliydi; hocanın bir oyun mentalitesi var ve onu uygulamak istiyor. Geçen seneki 3 maçlık periyodun ardından kovulduğunda ...

Beklediğimiz Demirspor Hala Yok

Geçen yazıda transfere ihtiyaç olduğunu yazmıştım; Süper Lig tecrübeli oyuncular takıma katıldı. Lig başladıktan sonraki transferlerin uyum göstermesi hep zaman alır. Geçen seneki etkiyle ilk 4 hafta devam ettik. Mehmet Akyüz'ü topla buluşturup onun yeteneğiyle ayaktayız. Pa Dibba kalitesi yabancı açığımızı kısmen kapatıyor. Orta sahada Erkan Zengin yokluğunu kapatmak zor olacak.  Takımda kumaş ve istek var ancak bunu koordine edecek isim, teknik direktör. Ümit Özat geçen sene olduğu gibi, her maça farklı 11'le çıkıyor. Yine geçen sene onun dönemindeki gibi kısır bir takım görüntüsü var. Rakipler bu haftaya kadar geri çekildi ve biz de topa sahip olup pozisyon bulsak da kadronun gösterdiği rahat maç beklentisi hala gerçekleşmedi.  Son olarak, normalde 2. Ligte olması gereken şehrin şirket takımıyla karşılaştık ve kötü bir oyunla beraberliğe razı olduk. Rakibin oynatmamaktan başka derdi yoktu zaten.  Sonuçta beklediğimiz Demirspor hala yok ortada. 

Yeni Sezon Başlıyor

2020-2021 sezonu bizim için bugün başlıyor. Geçen sezon hem alışık olduğumuz hem alışmaktan bıktığımız duyguları yaşadık. Son haftalarda yükselen ivmeyle ilk ikiye girip, beklenmedik bir beraberlikle play-offa kalmamız, sonra finale çıkıp yine son anda hayalkırıklığına düştüğümüz, umutlanıp kahrolduğumuz günler... 2008'ten beri yazdığımız bu blogta, başarıdan ziyade hep üzüntülerden bahsettik. Başarıya gidecek yolun kendimizce güzergahını anlatmaya çalışarak... Yıllar önce çok az kişinin dillendirdiği o noktalar, neredeyse şimdi herkesin fikir birliği ettiği konular oldu. Ama buna rağmen başarı gelmeyince de artık sinirler iyice geriliyor.  Sezon sonunda TFF'nin garabet kararları ile yine tartışmalı günler geçirdik. Düşmenin kaldırılması saçmalığıyla 21 takımlı hale gelen Süper Lig'e play-off finalisti Demirspor alınmalı mıydı? 3. tamamladığımız lig performansı, ligin en çok gol atan takımı olmak, penaltılarla kaybettiğimiz play-off finali gibi  pek çok nesnel gösterge, ill...