1 Eylül 2009

Nasıl yapmalı?

Bu bir “nasıl yapmalıcılar” yazısı değildir. Aytaç Durak savunusu yazısı, hiç değildir. Ortada “nasıl yapmalıcılar” diye bir grup yoktur, “Aytaç Durak savunucuları” diye de.
Ama bu yazının, üç yazı aşağıda okuduğunuz “ne yapmalıcılar”a soruları da vardır, beklediği cevapları da.

Sürecin başlangıcı, Aytaç Durak’ın kişisel inisiyatifiyle Adana Demirspor’un federasyona olan bir küsür milyon TL’lik borcu ödemesinin ardından tarafımdan girilen teşekkür yazısıdır.
Yazının ardından yorumlar kısmına Son bir hafta içinde kulüp açısından en önemli gündem maddesi federasyona olan borç idi. Kimimiz şov olarak niteleyebiliriz ama bu borç bir şekilde ödenmiş oldu. 700 kombine haberinin üzerine sahiden manidar oldu, keşke olmasaydı, keşke Aytaç Durak'a veya bir başka kişiye ihtiyaç duymadan yönetimin veya taraftarın özgücüyle ödenmiş olsaydı, ama olmadı. Bunun olmamış olması bir milyon tl'lik borcun ödenmesinde kullanılan inisiyatif yokmuş gibi davranmama neden olamazdı; haberi girmemin nedeni budur. Kısa vadede kulübümüz için hayırlı olmuştur, yeni hedefler belirleyen mevcut yönetime nefes aldırmıştır, bu anlamda da hayırlı olmuştur.Kısa vadede teşekkür ederim.” şeklinde yazarak amacı biraz daha açmaya çalıştım.

Üç cümleden oluşan yazının eleştiri alacağını tahmin etmiyor değildim. Eleştiriye açık olmak ilerlemenin ilk şartlarındandır, elbette eleştiri olacak ama “ne yapmalıcılar” yazısının eleştiriden öte ifadeleri içinde barındırması ve bazı arkadaşların bunu “tarihsel” bir yazı olarak nitelendirmesi ironiktir. Ve bu yazının yazılma nedeni bu eleştiriden öte ifadelere cevap vermek değil, ne yapmalıcılara kendilerini biraz daha net anlatmaları için sorular sormaktır.

"Aytaç Durak tarafının Ankara Tayfası blogunda teşekkürle anılmasına varan "cüret" ne yapmalıcıların "utancıdır" ve “Teşekkür edeninden ihanet edenine dek bağımsızlıktan tek bir adım geri atanları tarih elbet yargılayacaktır.” gibi cümlelere girmeden devam edelim..

“Ne yapmalıcılar” kendini nasıl tanımlıyor bir bakalım :
“ "Ne yapmalı"cılar, vakt-i zamanında dillere pelesenk olan TAM BAĞIMSIZ ADANA DEMİRSPOR şiarından bir adım geri atmamaya yemin etmişlerin ismi. Ne yapmalıcılar, bu kulübün ablukalardan, sultalardan, hükümranlıktan temizlenmeden kurtuluşun gelmeyeceğine inanmışların ismi. Ne yapmalıcılar, bugüne dek takriben 15 yıldır belediyeden alınan her paranın gani gani verenlere geri döndüğünü gören, alınan her bir kuruşta biraz daha göbekten bağlanıldığını hisseden ve bir gün bir yerde ne pahasına olursa olsun bu kısır döngünün kırılıp, gerekirse dibin de en dibine vurulup onurlu ve bağımsız bir şekilde yeniden ayağa kalkmayı isteyenlerin ismi.”
İstediğimiz buysa hiç bir Adana Demirspor taraftarının esas manada birilerine göbekten bağlı olmayı, birilerine kul köle olmayı istediğini, abluka altında olmayı istediğini zannetmiyorum. O zaman diğer Demirsporlulardan farkınız nedir? Fark paragrafın sonlarına doğru berraklaşıyor; ne pahasına olursa olsun bu kısır döngünün kırılıp, gerekirse dibin de en dibine vurulup onurlu ve bağımsız bir şekilde yeniden ayağa kalkma isteği..O da tartışılır ama farkınız bu cümleye sığmayan cesaretinizde olsa gerek.

İki yıl önceye dönelim o halde. Kulübün başında M. Tuncel var. Belediyenin on milyon TL’lik desteğiyle kurulan kadro Konya’da birinci lige yükselme maçları oynuyor. Tekrar edelim, kulüp başkanı M.Tuncel, para kaynağı Aytaç Durak. Ne yapmalıcılar olarak İDÇ maçına gidildi mi? Gidildi! Galip gelindiği için sevinildi mi? Sevinildi! Çankırı maçı Kızılay’da hep beraber izlendi mi? İzlendi! Galibiyete sevinildi mi? Ne diyorsun, Sakarya caddesi yıkıldı! Güngören maçına gidildi mi? Gidildi! Son dakika golüne ve birinci lige çıkamamaya üzülündü mü? Üzülündü! Her normal Adana Demirsporlu’nun vereceği tepkilerdi bunlar. Her normal Adana Demirsporlu her şeye rağmen(olaylı Adanaspor maçına bile) takımını bir üst ligde görmek istedi. Ve “ne yapmalıcılar” da aynı tepkileri verdiler, yenilgiye üzüldüler ve döndüler. Neden o son dakika golüne sevinmediniz arkadaşlar? Teoriye göre alınacak galibiyet Aytaç Durak’ın parasıyla kurulmuş ve M. Tuncel’in başkanlığını yaptığı takımı üst lige taşıyacaktı ve Aytaç Durak’a biraz daha göbekten bağlayacaktı. Tersine bu mağlubiyet bizi tam bağımsızlık yoluna sokabilirdi ve sevinmeniz gerekirdi. İki yıl önce “ne yapmalıcı” değildik diyorsanız, sorum anlamını yitiriyor. Yok iki yıl önce de “ne yapmalıcı”ydık ama amacımız önce birinci lige çıkmaktı, ondan sonra Aytaç Durak sultasından kurtulmayı hedefliyorduk diyorsanız bunun yöntemleri hakkında fikriniz mi vardı, varsa neydi?

Diskonnektus erektus diyor ki “Son güne kadar bu camiayi süründürüp yine kendine şov malzemesi çıkarmayı başardı. Klasik Aytaç Durak-Demirspor ilişkisi.”
Bu bir yorumdur, ama bilimsel kanıtları yoktur. Son dakikaya kadar süründürdüğü görüşü ne kadar bilimsel ise “dur bakalım taraftarla bütünleşmiş bu yönetim tam da taraftarın istediği gibi benim desteğim olmadan kendi ayakları üstünde yürüsün, kendi imkanlarıyla bu parayı bulsunlar diye beklemiş ve son dakikada bu istenen tablonun oluşmadığını görerek yönetimin de isteği üzerine kulübün borcunu kapatmıştır” görüşü de o kadar bilimseldir. Her ikisinin de kanıtı yoktur. Diskonnektus erektusun istediği neydi diye sormaya gerek yok, tabi ki bu borcun Aytaç Durak tarafından ödenmesini istemiyordu. Aksi halde son dakikaya kadar süründürmeden ilk günden parayı vermesini ve Aytaç Durak’a göbekten bağlanmayı istediğini (elbette) sanmıyorum. Cümledeki “şov malzemesi çıkardı”, “yine şovunu yaptı” gibi ifadeler sadece Diskonnektus erektus tarafından değil, bir çok “ne yapmalıcı” tarafından sık sık kullanılmaktadır. Kanıtınız var mı? Neye göre şov yaptığını iddia ediyorsunuz? Bu gösteriden kişisel çıkarları nedir? Seçimler midir? Öyle olduğunu düşünüyorsanız Aytaç Durak’ın Adana Demirspor’a açıktan destek vermeden seçilemeyeceğine dair bilimsel verileriniz var mı? Daha ileri gidelim, Aytaç Durak’ın iki adana takımına da sırt çevirse seçilemeyeceğine dair veriniz, yapılmış bir araştırma var mıdır? Diğer belediye başkanları ve başkan adayları Adana takımlarına destek vereceği için mi seçildiler veya destek vermedikleri için mi seçilemediler? Eğer birilerinin para kazanmasını sağlamayı çıkar olarak görüyorsa buna ihtiyacı mı vardır? Elinizde kanıtınız var mıdır?

Şefik abi’nin yazdıklarına ayrıca değinmek gerekiyor : “Federasyon borcunun bu kadar dallandirilmadan,budaklandirilmadan belediye tarafindan odenmesi yapilabilirdi… Yoneticileri bu islerle ugrastirmanin,insanlari strese sokmanin geregi varmiydi?”
Borcun Aytaç Durak tarafından ödenmesine itirazı yok Şefik Abi’nin, itiraz ettiği nokta bu kadar göz önünde yapılması. O halde Şefik Abi her ne kadar aksini yazmış olsa da olayın özünden dolayı mutlu ama şeklini eleştiriyor. Hayır, yanlış yorumluyorsun, ben Aytaç Durak ödesin demiyorum; madem ödeyecekti, bu kadar dallandırmasaydı diyorum, çarpıtma söylediklerimi diyor şu anda Şefik Abi.
O halde Şefik Abi’nin bir diğer yorumuna göz atıyoruz: “2004 senesindeki kaprisi nedeniyle 5 senedir belediye kaynaklarinin heba olmasina sebep oldu… 2004'te 1 milyar bizi bugunku adiyla Bank Asya liginde tutardi… O gunlerde Aytac Durak'a bugun takimi ligde tutmak gelecek senelerde bulundugumuz yere geri getirmeye calismaktan cok daha ekonomik olacaktir diye baslayan aciklayici bir mesaj attigimi da hatirliyorum…”
Bu cümleler irdelenmeye değer! 2004 yılında ihtiyaç duyulan parayı kimden istemişiz? Aytaç Durak’tan! O açıklayıcı mesajı kime yazmışız? Aytaç Durak’a!
Şefik abi eğer Aytaç Durak’ın asıl niyetini bilmiyordum, o olaydan sonra anladım diyorsa yukarıdaki paragraf anlamını yitiriyor.

Ne yapmalıcı olmayan Adana Demirsporlular da bu takımın tam bağımsız olmasını istiyorlar. Ne yapmalıcı olmayan Adana Demirsporlular da hiç bir belediyeden tek kuruş almamayı, Abramovich’lere satılmamayı, Uzanlaşmamayı, ilelebet halkın takımı olarak kalmayı istiyorlar.

Velhasıl, tarihin yargıçlığını yapmayalım, tarih yeterince engin bilgi ve deneyime sahiptir..

21 yorum:

disconnectus erectus dedi ki...

jose marti,

Birincisi nickim diskonnektus erektus değil; yukarıda nasıl yazıldığı var. İkincisi, burası bir yorum sitesi; bilimsel gerçeklikleri tartışmıyoruz. Yaptığım yorumların hiçbirinin bilimsel gerçeği yok; çünkü öyle bir kaygım yok. Tartıştığımız alan, en azından bu haliyle, bilim-dışı.

Ama bilimsellik, temel kaygıysa, göz ardı edilmemesi gereken bir husus var: Olguların ve olayların birbiriyle karıştırılmaması. Adana Demirspor'un başarısı ile Aytaç Duraksız bir Adana Demirspor özlemi iki farklı olgudur. Aytaç Durak'ın destek verdiği Demirspor, benim özlemimdeki Demirspor değildir ama sırf o adam destekliyor diye desteklenmemeyi hak etmez.

Ne yapmalı yazısı, tarihidir benim açımdan; çünkü salt eleştiri ve salt destek'in ötesinde bir yol olduğunu; o yolu bizim çizmemiz gerektiğini açık yüreklilikle hatırlatmıştır. Bu yol, "Aytaç Durak'sız olmuyor" realizmiyle birleşmez, tersine birbirinin zıttıdır. Aytaç Durak, 15 yıldır bu kulübe hiçbir şey kazandırmamıştır ve bundan sonra da kazandırmayacaktır. Ama asıl üzücü olan, bu tek kişilik ordunun yarattığı gerçekliğin, Ankara Tayfası dahil herkesi sarmış ve sindirmiş olmasıdır. Ne yapmalı yazısı, Aytaç Durak'ın yarattığı gerçekliğe karşı olduğu için, tarihidir.

Aytaç Durak, Adana takımlarıyla kurduğu ilişki çerçevesinde seçim kazanmadı tabii ki; bu ilişki, (yarattığı gerçeklik) "bensiz bu kentte hiçbir şey olmaz" noktasına herkesi çekmekle ilgilidir. Onsuz hiçbir şey olmayacağını kabul etmeye devam ettikçe, yani onunla onun istediği tarzda ilişkiye girmeye devam ettikçe, teşekkür sunmaktan yorulmayacağız.

Senin yazının ötesinde, bir yandan "Aytaç Duraksız olmuyor, ne yapalım" diyip, öte yandan Demirsporluluk ilkelerinden-hedeflerinden-hayallerinden bahsetmek, bence çelişkidir.

Jose Marti dedi ki...

disconnectus erectus,
yaptığın yorumların bilimsel gerçekliğini bir kenara bırakalım, seninle ilgili paragrafı da bir kenara bırakalım ve "ne yapmalıcılar" ne zaman, nasıl tavır alırlar onu irdeleyelim.
"Aytaç Durak'ın destek verdiği Demirspor, benim özlemimdeki Demirspor değildir ama sırf o adam destekliyor diye desteklenmemeyi hak etmez." diyorsun;
Kimseden destek almayan, kendi ayakları üzerinde duran Demirspor hepimizin özlemi; ne yapmalıcıların diğer Demirsporlularla farkı nerededir?
Nerede dibe vurmayı göze alan "ne yapmalıcılık"? Çünkü tarihsel olarak nitelendirdiğin yazıda ne yapmacılar için denmektedir ki "bir gün bir yerde ne pahasına olursa olsun bu kısır döngünün kırılıp, gerekirse dibin de en dibine vurulup onurlu ve bağımsız bir şekilde yeniden ayağa kalkmayı isteyenlerin ismi."
"Aytaç Durak'ın Ankara Tayfası dahil herkesi sarmış ve sindirmiş olması" cümlesi senin iddiandan ibarettir,gerçekle bağdaşır tarafı yoktur. Ben burada Aytaç Durak tarafından sarılmış veya sinmiş insan tanımıyorum.
Aytaç Durak'sız olmuyor demek kısa vadede bir durum tesbitidir. Bu tesbiti yapmak en azından borcun ödenmesi noktasında doğrulanmıştır. Kısa vadede(federasyon borcu) ne taraftar, ne iş adamları, ve odalar ne ankara tayfası Aytaç Durak'sız oluyor diyememişizdir. Demirspor ilkelerimiz bünyemizde iken de bu durum tesbitini yapabiliriz. Bu tesbit, hedeflerimizden vazgeçtiğimiz anlamını taşımaz, bilakis durumu analiz etmeden atılacak adımları doğru göremeyiz.

serdanka dedi ki...

Ben daha öncede söylemiştim demek istemiyorum ama söylemiştim... Bazı şeyler gözümüzden kaçıyor veya kaçmasına kendimiz izin veriyoruz. Kendi aramızda konuşulacak veya cevap verilecek yer burası değildir!!! Lütfen arkadaşlar kendinize geliniz!!! Fikirler paylaşmak içindir, kavga etmek için değil ve umarım bu sadece bir görüş farklılığından ibarettir!!! Ayrıca bunları konuşacak yer burası değildir. Lütfen kendinize geliniz, bunları konuşacak mecra burası değil, siz neresi olduğunu biliyorsunuz. Kendimce söyleceklerim var ama başka söz söylememekte kararlıyım. Bu tartışmada umarım -burada devam etmemesi ümidiyle- başka bir mecrada demokratik bir şekilde sonlanır. Saygılarımla.

Jose Marti dedi ki...

Ne yapmalıcılar yazısı benim için de tarihi önemdedir! Blog için de tarihi önem kazanmıştır. Çünkü şu tartışma şeklimiz tarihimizde olmamıştır.

Blog yazarlarından birisi, diğerinin yazısına istinaden bu dozda yazabiliyorsa, hiç cevap vermemek, biz konuştuk hallettik demek olmayacaktı. Olmadı da.

kebabman dedi ki...

Gecen gunlerde bir arkadasim 1988 den bir gazete kupuru yayinlamisti..O donemin ADS baskani Muhammed Kaymak ve Adanaspor

Baskani bir arada ortalarinda da Aytac Durak ..Masada ise deste deste para var.Bugunlerde sari zarfta ayni goruntuler.Bu

mudur,bunu yapma gerekliligi var midir?Karsindakileri boyle asagilamaya ihtiyac var midir? Burada 2 farkli davranis ortaya

cikiyor,bazilarimiz tesekkur etme ihtiyaci duyuyoruz(duyuruluyoruz),bazilarimiz yerin dibine batiyoruz.

Cogu dusunce yapim ile ne yapmaci tanimlamasina uyuyorum.Gecen sene yasanan bir olaydan sonra bir daha aciklama yapmama

karari almistim. Artik yer altina inecegimi yazmistim.

Baska bir an ise yine doyum noktasina ulasmama sebep olmustu.
Evet benimde bir limitim varmis.
Artik hickimseye derdimi,dusuncemi anlatmak istemiyorum.Kendi halimde yasamak istiyorum.Yine de zaaflarim elbette var.Bazen

kendimi kontrol etmekte zorlaniyorum.Uzun mesajlar yazmayacagim diye kac defa karar aldim sayisini unuttum.

VSR VSR VSR...

Bazi dusuncelerim nedeniylede Ne yapmacilar tanimlamasinin disinda kaliyorum..

Degisime acigim,takimimizin gunumuz kosullarina ayak uydurmasi icin endustriyel futbol tanimlamasina karsi degilim.
Bu konuda daha onceki seneler savunularimizi arkadaslarla cok tartistik.
Degisim..Degismek..
Aytac Durak'a tesekkur etmek degisimmidir?


Inanki Tapan'in eteginde Incirci koyunu barindiran Hopka Dagindaki kayalar bile beni anlardi ama Adana'da cogunluk anlamadi,

yada anlamak istemedi ya/yada ben anlatamadim diye dusunur dururum.
Hayat devam ediyor ve bu hayatta gelecege dair hayaller ve dusuncelerde devam ediyor.
Ama olur ama olmaz bir tanesi gerceklesirse mutlu olurum.

Senelerdir heba edilen zaman ve finansmanin haddi hesabi yok.

Bu zaman ve finansman daha verimli kullanilabilirmiydi? Elbette,hic kuskusuz kullanilabilirdi.

Eger istenseydi cok seyler yapilabilirdi.Belediye baskanlarini bir araya getirilebilirdi,milletvekilleri biraraya

getirilebilirdi,ADS eski baskanlari biraraya getirebilirdi vsr vsr vsr..Bunlarin olamamasinin birincil nedeni bellidir.
Bugun burada bu kadar satir yazilmasinin sebebi de bellidir.



Bu yazisma ve tartismalarin sonu yok...

Bir zamanlar Adana insani isterse dunyayi yakabilecegine inanirdi,bugunlerde hakkimizda hayirlisi olsun demekle yetiniyor.

Hayirlisiyla!!! :-)Adana'da zamani ve finansmani Aytac Durak'tan cok daha iyi kullabilen bir lider cikarmayi basarabilirsek

bu yazilanlar eski bir roman tadinda kalir.

Ahhhh sevgili vertumnus ahhhhhh.
Her yeri Demirsporlu yaptigimizda Aydin da Demirsporludur,Gurbette yemis gibiyiz diye satirlarini hala hatirladikca yuzumde

tebessum olusur.

Futbol duyasinda ve siyaset dunyasinda fazla yer altina inme kaybolursun :-)

Ve bir kez daha uzun mesajlar yazmayacagima ,bu mesajin son olmasina karar veriyorum :-)

anıl taşkıran dedi ki...

Gereksiz bir alınganlık sonucu yazılmış, gereksiz uzunlukta bir yazı. Siz nasıl Aytaç Durak'a teşekkür ediyorsanız, birilerinin de buna itiraz etmeye, bunu sert dille eleştirmesine "bu blog"da hakkı vardır. O teşekküre, o yazı hafif bile kaldı. Hani bu sadece sizin fikrinizdi de, tayfayı bağlamazdı? Şimdi ne oldu? Fikirlerinize eleştiri gelince neden aslan kesildiniz?

Tarih sizin gibiler nedeniyle tekerrürden ibaret, engin bilgi ve deneyimler sizin olsun, biz tarihi yeniden yazmak istiyoruz.

mustava dedi ki...

bilim, rasyonalite, akıl vs... aşağıda arafi nickli okuyucunun yorumunda aslında şu an tartıştığımız, ya da tartıştığımızı sandığımız şeyin çok güzel bir ifadesi var.

demirspor tarihi bir anlamda yanlış atılan adımların meşrulaştırılma tarihidir, ama içinde taşıdığı, hepimizin adını farklı farklı koyduğumuz o öz sayesinde demirspor bizlere hala başı dik ve onurlu gelmektedir. öyle gelmese zaten bunca yazının, blogun, tribünlerin bir anlamı olmaz. demek ki yapılan her yanlışa, atılan her hatalı adıma rağmen camia içinde bu hatalar meşru hale getirilebiliyor. örnekleri muhtelif. niyetim bu iyidir-kötüdür tartışmasına girmek değil. bu yazışmalara müdahil olan herkes içindir sözüm. sadece her konuda sayfalarca yazarak veya yazmayarak kendimizi haklıymışız gibi ifade edebiliriz. ne kadar yazarsak yazalım karşımızdakini ikna edemeyeceğimizin, ancak ortak müştereklerde buluşabileceğimizin bilincinde olursak şu saatten sonra bu tartışmanın bir şey getirmeyeceğini görmemiz gerekir. yoksa, süregiden yazışmalar sadece azmimizi, heyecanımızı aşındırmaktan başka bir şeye yaramayacak...

mirothekid dedi ki...

tekrar söylüyorum... kendime ve hepimize söylüyorum... kendimizle çelişmeyelim, er ya da geç çelişkilerimizle yüzleşmek zorunda kalırız...

onur dedi ki...

Şefik Abinin yorumu yarım çıkmış, uzun olduğu için olsa gerek. Yarısını bu yorumda, yarısını hemen sonraki yorumda vermek suretiyle, tamamını tekrar aktarıyorum:

Ahh sevgili Jose Marti arkadasim ahhhhh. Internette toplu yazisma ortamlari olusturuldugundan beri yazarim.Yazarim yazmasina da hep yeni arkadaslar katilirlar eski yazdiklarimi tekrar etmek zorunda kalirim. Kimler geldi,kimler gecti masali yasarim.
Her insanin bir DOYUM noktasi vardir ben de bu seviyeye epeyidir ulasmis durumdayim.Bazi yasananlar karar vermenizi gerektirir.Karar verirsiniz ama zaafiyetiniz nedeniyle uygulamakta zorlanirsiniz. Yapmis oldugun karsilastirma cok kucuk bir dilimdir.
Genis olcude ele alinirsa dunyanin her profosyonel futbol takimi ne kadar zengin olursa olsun,ne kadar fakir olursa olsun belediyelere ihtiyac duyarlar. Belediyeler bu takimlarin buyumesinde yada kuculmesinde etken olurlar. Bizimkisi zulum tadinda bir iliski. Hangi siniflandirmada yer alirsaniz alin ayni dusuncede belediyeye sahip degilseniz basarili olamazsiniz.
Stad projeniz vardir,paraniz vardir,araziyi almissinizdir vsr ama insaat izni alamazsaniz buyuyemezsiniz gibi ornekler cogaltilabilir.

Bu ask hikayesi satirlarla irdelenecek cinsten degil...2004 senesinde yaptigimiz bir aciklama vardir,hala yerinde durur,bir zamanlar DURAKizm diye karaladigim birkac satir vardir.Google emmiye aratinca hemen buluyor.

Ne yapmacilar sunu istiyor,sunlar bunu istiyor,bunlar bunu istiyor soylemleri dis etkeni cok fazla olan futbol aleminde degisimlere ugrarlar.Degisime ne kadar ugranilacagini ise insanlarin DOYUM noktasi belirler.

Olay 2005'te anladim meselesi degil.. Iki sene oncesinin ornegini veriyorsun..O zaman 5 sene oncesininde ornegini verelim.Baskan Mustafa Tuncel..Aytac Durak'in siyaset arkadasi.Finansor yine Aytac Durak..Uzun yillardir siyasette birliktelik yaptigi arkadasini cok zor durumlarda birakmis bir Aytac Durak.Yine yollardaydik,yine maclardaydik.Yine dertlesiyorduk.Cozumunuz yok,yonteminiz yok o zaman mevcut kosullara razi olun yada cozum getirin demeye getirmenin bilimsel aciklamasi , kanser hastaligi icin bilinen yontemlerden baska care yok,arastirmayi,gelistirmeyi birakin mevcutu ile idare edin demeye geliyor Arastirmaci doktor arkadaslara haksizlik oluyor Bilimsel olarak o donemlerde de goruslerimizi belirttik ama itibar edilmedi..Ekonomi bilimi bizi yine hakli cikardi.O donemdeki 1 mudahale simdiki toplam mudahalelerden cok daha ekonomik olacagi bir kez daha ispatlandi.Ama siyaset bilimi farkli bir alan kapsama alanim disinda !!! Bu nedenle secim kazandi vsr diye ispat yok,bilimsel aciklama yok elbette.Futbol takimini basarili yapan belediye baskanlarinin da cok secim kaybettigi gorulmustur. Siyaset etrafini mutlu edebilmektir.Bu mutluluk Adana Demirspor'u mutsuz ediyor.Bunu bilimsel olarak ve kanitlariyla ozelden aciklayabilirim.

onur dedi ki...

Şefik abinin yorumunun devamı...

Gecen gunlerde bir arkadasim 1988 den bir gazete kupuru yayinlamisti..O donemin ADS baskani Muhammed Kaymak ve Adanaspor Baskani bir arada ortalarinda da Aytac Durak ..Masada ise deste deste para var.Bugunlerde sari zarfta ayni goruntuler.Bu mudur,bunu yapma gerekliligi var midir?Karsindakileri boyle asagilamaya ihtiyac var midir? Burada 2 farkli davranis ortaya cikiyor,bazilarimiz tesekkur etme ihtiyaci duyuyoruz(duyuruluyoruz),bazilarimiz yerin dibine batiyoruz.

Cogu dusunce yapim ile ne yapmaci tanimlamasina uyuyorum.Gecen sene yasanan bir olaydan sonra bir daha aciklama yapmama karari almistim. Artik yer altina inecegimi yazmistim.

Baska bir an ise yine doyum noktasina ulasmama sebep olmustu.
Evet benimde bir limitim varmis.
Artik hickimseye derdimi,dusuncemi anlatmak istemiyorum.Kendi halimde yasamak istiyorum.Yine de zaaflarim elbette var.Bazen kendimi kontrol etmekte zorlaniyorum.Uzun mesajlar yazmayacagim diye kac defa karar aldim sayisini unuttum.

VSR VSR VSR...

Bazi dusuncelerim nedeniylede Ne yapmacilar tanimlamasinin disinda kaliyorum..

Degisime acigim,takimimizin gunumuz kosullarina ayak uydurmasi icin endustriyel futbol tanimlamasina karsi degilim.
Bu konuda daha onceki seneler savunularimizi arkadaslarla cok tartistik.
Degisim..Degismek..
Aytac Durak'a tesekkur etmek degisimmidir?

Inanki Tapan'in eteginde Incirci koyunu barindiran Hopka Dagindaki kayalar bile beni anlardi ama Adana'da cogunluk anlamadi, yada anlamak istemedi ya/yada ben anlatamadim diye dusunur dururum.
Hayat devam ediyor ve bu hayatta gelecege dair hayaller ve dusuncelerde devam ediyor.
Ama olur ama olmaz bir tanesi gerceklesirse mutlu olurum.

Senelerdir heba edilen zaman ve finansmanin haddi hesabi yok.

Bu zaman ve finansman daha verimli kullanilabilirmiydi? Elbette,hic kuskusuz kullanilabilirdi.

Eger istenseydi cok seyler yapilabilirdi.Belediye baskanlarini bir araya getirilebilirdi,milletvekilleri biraraya getirilebilirdi,ADS eski baskanlari biraraya getirebilirdi vsr vsr vsr..Bunlarin olamamasinin birincil nedeni bellidir.
Bugun burada bu kadar satir yazilmasinin sebebi de bellidir.

Bu yazisma ve tartismalarin sonu yok...

Bir zamanlar Adana insani isterse dunyayi yakabilecegine inanirdi,bugunlerde hakkimizda hayirlisi olsun demekle yetiniyor.

Hayirlisiyla!!! :-)Adana'da zamani ve finansmani Aytac Durak'tan cok daha iyi kullabilen bir lider cikarmayi basarabilirsek bu yazilanlar eski bir roman tadinda kalir.

Ahhhh sevgili vertumnus ahhhhhh.
Her yeri Demirsporlu yaptigimizda Aydin da Demirsporludur,Gurbette yemis gibiyiz diye satirlarini hala hatirladikca yuzumde tebessum olusur.

Futbol duyasinda ve siyaset dunyasinda fazla yer altina inme kaybolursun

Ve bir kez daha uzun mesajlar yazmayacagima ,bu mesajin son olmasina karar veriyorum

mustava dedi ki...

valla şu ara gündemimizdeki tek sözcük "hayırlısı" oldu. :D

hayırlısı kebabman, her şeyin hayırlısı... :D

Adsız dedi ki...

Sevgili Arkadaşlar,
Çok uzun zamandan beri sizleri büyük bir keyifle takip ediyorum. Bir çok deplasmanda da sizlerle yanyana maçları seyrettim. Sizlerden yaşça büyük (51 Yaşındayım) bir ağabeyiniz olarak izin verirseniz bu konuda ben de bir şeyler söylemek istemekteyim. Öncelikle bu tür bir tartışma, daha doğrusu blog yazarları arasındaki görüşmenin bu şekilde yapılması bana göre yanlıştır. Elbette herkesin düşüncesi kendine göre doğrudur. Örneğin, Şefik Kardeşimin de, Jose Marti Kardeşimin de, Disconnectus Erectus ve diğer kardeşlerimin görüşlerinin çoğu doğrudur. Ancak şunu unutmamamız gerekirki çoğu olayda mutlak doğru bulunamaz. Örneğin Hukukta, siyasette, tıpta, ekonomide mutlak doğru yoktur. Doğru, kişiye ve zamana göre değişir.Burada bizim göz ardı etmememiz gereken tek husus, bu konuda görüş bildiren (hatta tartışan) tüm arkadaşların, temelinde Demirspor sevgisine sahip olmaları, Demirspor için bir şeyler yapma çabaları yatmaktadır diye düşünüyorum. Bu nedenle, gerek bu platformda, gerekse başka platformlarda görüş belirtirken, kırıcı olmamaya özen göstermenizi, bir Demirsporluya yakışır şekilde görüşlerinizi belirmenizi bir ağabeyniz olarak rica ediyorum. Güzel günler görmek dileğiyle Dünya Barış Gününüz de kutlu olsun.

Merih Güvenç

mirothekid dedi ki...

Merih Güvenç abimin yöntem konusundaki uyarılarına katılmakla birlikte böyle bir tartışma çıkmış olmasından memnun olduğumu ifade etmek istiyorum... "ne yapmalı", "nasıl yapmalı" ve bir ekleme de ben yapayım "neden yapmalı" konuları tartışılmalıdır. Adanademirspor'un yaratılagelen ve kısmen/zımnen bu platformun da sürmesine katkıda bulunduğu tabularından son derece rahatsızım... Ben Adanademirspor'un, Avrupa Şampiyonu olacağına inanlardanım... Ama bunu Adanademirspor'un kendi başına değil bizlerin inisiyatifiyle yapacağına inananlardanım aynı zamanda...
Dolayısıyla yapılan hataların (herkesin eteğindeki taşı dökmesi) deşifresi ve ADS yönetimine yönelik irade beyanı bence iyiye işarettir...
Ama ben bu tartışmanın birinci derece taraflarından, başkalarına yönelik suçlama değil özeleştiri bekliyorum...
Bunun ardından da Avrupa Şampiyonu olacak bir ADS için; ne yapmalı, nasıl yapmalı ve neden yapmalı'yı tartışalım...

mustava dedi ki...

sevgili merih abi, dediklerinde haklısın. bizim de böyle ara sıra "dellendiğimiz" dönemler oluyor, akıl-fikir fazlalığından. bizi takip edenlere yaşattığımız geçici huzursuzluk için özür dileriz. :o)

yergökmavi dedi ki...

Hepimizin içinde Demirsporumuzun sevgisi var.Hepimiz tam bağımsız Demirsporu istiyoruz,umuyoruz..Peki ortada var olan gerçekler karşısında "sokak kavgası"edasıyla veya sırf "benim fikrim bu gerisi önemli değil", ne olursa olsun demek gerçekleri ne kadar kabul etmektir...
Takımımızın bu parayı federasyona verebilme gücü varmıydı?
Bizler kendi ayaklarımız üzerinde ancak uzun vadeli sağlıklı projeler üretip uygulayarak arzu edilen noktalara gelebiliriz..Önce samimi yönetimsel istikrar sağlamalıyız,tıpkı karlılık ve başarı hedefleri olan şirketler gibi..
Birgün hiç kimseye el açmak istemiyorsak klübüzün parasının olması ve bu paranın iyi yönetilmesi gerekir..Geçen yıllarda yapılan harcamaları hepimiz biliyoruz,sonuç çok büyük hüsran oldu,demekki paranında olması çok önem arzetmiyor..Bunu iyi yönetebilmek gerekir..Takımımız sportif başarıyı yakaldıkça kombine satışıda artacaktır,maça bilet alarak gelen seyirci sayısıda artacaktır,takımımıza forma reklamı vermek isteyenlerde artacaktır,tv kanallarının maçlarımızı naklen verme isteği,bunun yanında lisanslı ürünlerin satışları,vs vs..Bu arada bu başarıdan sonra takımızın sorunlarına uzak kalan sanayi ve ticaret odalarının,vekillerin maçlara gelme ve sanki var olan sorunları biliyormuş gibi taraftara şirin görünmek isteyen aslında tek amaçları 3 kuruşluk oy olan insanların maçlarımıza gelme oranıda çok olacaktır..Aslında böyle bir noktaya gelindiğinde BİZLER tepkimizi nasıl ve ne şekilde ortaya koyabiliriz ona bakmalıyız..Yoksa bu insanların yaptığı şirinlikleri, koyun misali şakşaklarsak o zaman bizler en onursuz taraftar oluruz....
Hedefimiz sağlıklı, onurlu,kendi ayakları üzerinde duran bir ADANADEMİRSPOR iseuzun projelerle hedefkerimize ulaşabiliriz..
Saygılarımla,

ALİ DURAN dedi ki...

NE YAPMALI, NASIL YAPMALI? BU İŞE BİR ÇARE BULMALI...

Solun jargonuyla futbol tartışmak son senelerin modası haline geldi.

Bir dönem örgütlü mücadelenin içinde/yakınında olanlar -ki bunların bir kısmı parlak zekalı çocuklardır- politik mücadelede belirli bir doygunluk yaşayıp sonrasında başka mecralara akmaya başladıklarında "entelektüel futbol'un" köşebaşlarını tutan kimi spor yazarları sayesinde kendilerini yeniden varedebilecekleri bir alan olarak 'futbolu' keşfettiler(!)

Futbolun endüstrileşmesi, taraftarın artık müşteri olarak anılması, kısaca mevcut ekonomik sistem içinde yeniden düzenlenip sisteme eklemlenmesi, karşı çıkılan bir durum olarak tartışmaları da tamda burada düğümlemektedir.

Düğümlenen nokta da şunlar söylenebilir: Futbol takımları biz ne kadar karşısında dursak bile mevcut ekonomik sistemin birer unsuru olduğundan nispi bir bağımsız alan yaratılsa da bütünüyle ‘bağımsız’ olmasının mümkün ol(a)mayacağıdır... Bu bağımsızlık fikri bütünlüklü bir paradigma değişimiyle (siyasi ve toplumsal) mümkündür. İstisnai durumlar mutlaka olacaktır, ama futbola gereğinden fazla misyonlar yükleyerek ve bunu da özellikle solun kendi iç tartışmalarından türemiş kimi kavramları da buna yedirerek tartışmak, konunun bağlamından kopup çok başka noktalara gitmesine neden oluyor.

Futbolun günümüzde bir kitle kültürü olarak ne anlam ifade ettiği, veya başka bir futbol mümkün mü özelinde Demirsporu ve diğer başka futbol kulüplerini tartışalım, fakat bunu yaparken tarihsel olarak hiç bir karşılığı olmayacak sözleri sarfetmeyelim ve buna sol'un kendi konuşma dilini de işin içine katarak yapmayalım. (Bu yolda büyük bedeller ödemiş insanların anısına biraz saygımız varsa tabi)

Hele de bunu Aytaç Durak meselesine indirgeyerek tartışmak bizi iyiden iyiye bir kısır döngüye götürür ki, yıllar yılı büyük emekler verilerek oluşturulmuş dostluklarımıza arkadaşlıklarımıza zarar vermekten başka bir işe de yaramaz.

Sevgiler
ALİ DURAN

vertumnus dedi ki...

Konuya ilişkin cevabımı büyük ölçüde Disconnectus Erectus ve Mustava vermiş olduğundan, benzer cümleleri yinelemeye gerek yok diye düşünüyorum. Ancak, cevaplanmadığı düşünülen herhangi bir sorun varsa burada yahut bir başka platformda cevaplandırmaya her daim hazırım.

Genel olarak, yazılar gelen yorumlarıyla beraber ele alındığında benim çıkardığım sonuç şudur: madem ki hepimizin bir derdi var bu durumla ilgili o zaman az laf, çok iş...Biz geçelim üretmeye...

Fikir veren, eleştiren, tartışmaya katkı sunan tüm yazar ve okur arkadaşlara teşekkürlerimi sunarım...

(Sn. Ali Duran,

Çok güzel bir konuya çok güzel bir yorumla parmak basmışsınız. Katıldığım ve katılmadığım kısımlar var. Genel olarak futbol-siyaset ikilisini, özel olarak da Adana Demirspor - siyaset başlığını belki ileride daha kapsamlı olarak bir dosya konusu halinde ele alabiliriz burada. Daha önce Adana Demirsporlular Tartışıyor: Şirketleşme dosya konusunu ortaya koymuştuk, serinin ikinci ayağı neden siyaset olmasın?)

onur dedi ki...

Kıssadan Hisse: Hasan Pulur'un pazar yazısı gibi olacak bu yorum.

Kedi, fareyi takmış kafaya yiyecek. Kovalayıp duruyor. Fare bir ağıla giriyor. Ağılda bir inek var. Farenin üstüne pisliyor ve fareyi gizliyor. Bu sayede fare kediden kurtuluyor. Ancak tam da o sırada kedi görüyor ki, pisliğin ortasında farenin kuyruğu dimdik duruyor. Çıkartıyor fareyi pislikten ve muradına erip onu afiyetle midesine indiriyor.

Kıssadan hisse:

1)Sana her eleştiride bulunan senin düşmanın değildir.

2)Seni pislikten çıkaran herkes de senin dostun olmayabilir.

3) Başına kadar pisliğe batmışken kuyruğu dik tutmanın alemi yoktur.

Bu tartışmalar bir nevi bu anlatının çerçevesinde gelişti. Bir kesim dedi ki; boğazına kadar pisliğe batmışsın, kuyruğu kısa vadede de olsa dik tutmanın alemi yok. İster istemez bu sonuç çıktı. Kaldı ki; bu sonucun ortaya çıkmasına rağmen "teşekkür" mesajını yayınlayanlar da asla teslimiyetçi değiller. Bence bir objektiflik arayışı vardı. Her şeyden önce dünyaya farklı bir gözden bakış vardı.

O pisliğin içinde dahi olsa tertemiz umutlar besleyen ve gerçekten tertemiz kalan bir Ankara Tayfası var, diğer taraftarlarımız var. Bugün dik bir kuyruk varsa, sonunda ölüm dahi olsa, bu yaşam belirtisinin arkasında, bu taraftar ve idealleri vardır. Bu noktada "ne yapmalı" diyenlerin üslübunun değil ama görüşlerinin arkasındayım. İdeal sahibi olma, teslim olmama ve üretme azmi imkansız görünenleri mümkün kılacaktır.

Aytaç Durak'a teşekkür eden arkadaşlar şunu akıldan çıkarmamalılar. Sizi pislikten her çıkaran dostunuz olmayabilir. Taraftarlık bir hissiyat meselesi. O nedenle elbette kanıtlanamaz. Hayatımda çok az kişiye beddua ettim. Bunlardan birisi de (kanıtlayamadığım için şartlı da olsa) Aytaç Durak'ın ta kendisidir. Benim ömrümden çalındığını, şehrimin geleceğinden çalındığını, takımımın istikbalinden çalındığını yoğun bir şekilde hissederken, bunun sorumlusu olduğu kanaati taşıdığım kişiye bırakın 1 milyon TL'yi, 10 milyon TL için dahi teşekkür edemem, bu teşekkür ihtiyatlı bir teşekkür olsa dahi bunu yapamam, ancak bu taraftarlık gibi hissi ve kişiden kişiye değişen bir şey. Benim yönetimlerimi bu şahıs (belki son kongre istisnadır) atamakta, beni kötü yönetimlere, yanlış transferlere, biriken borçlara, bu pisliğin içine bu şahıs atmakta, sonra 100 metre batırdığı yerden 1 metre çıkararak güç gösterisi yapmakta ve bu hissiyatlara blogumuzdan olması önemli değil, herhangi bir taraftardan prim verilebilmektedir. Özgür düşüncedir, keşke olmasaydı, kalbime hançer saplayana, kanayan serçe parmağıma yara bandı verdiği için teşekkür edilmese idi, ama oldu.

Bu sürecin kazanımı gerek teşekkür edenlerin gerekse etmeyenlerin gerekçelerini yeniden sorgulamalarına yol açacaktır, bu kesin. Birçoğumuza daha fazla gayret gösterme hususunda hırs verecektir, bu da kesin kazanımımız bu oldu.

Ayrıca kıssadan hissenin ilk maddesi, burada yorumda bulunan blog yazarlarının hepsinin birbirini yakınen tanıması dolayısı ile de yerini bulmuş oldu. Seni eleştiren herkes senin düşmanın değildir.

Dilerdim ki; bu başlıklar altında gerçekten Aytaç Durak tartışılsın. Ancak bu noktada amaca ulaşmakta yeterince başarılı olamadık. Yani şahıs olayın dışında kaldı, taraf bizler olduk.

Verilen rahatsızlık için özür dileriz.

ARAFİ dedi ki...

Tartışmayı izlerken, tekerrürden ibaret olmadığına inansam da tarihin yani yaşanmış olanın , yaşanılana ve yaşanılacak olana dair ipuçları içerdiğini düşünürüm. Baktım, Wikipedia daki “bilimsel veriler” dahil olmak üzere anlatılan şudur;
Demirspor geçmişte “Aytaş Durak ‘a hiç benzemeyen” belediye başkanlarından (Turhan Cemal Beriker gibi) destek almaktan hiç gocunmazken, uzun dönemler kimsiz kimsesiz de kalabilmiştir. Öyle olduğu içindir ki Manş Denizi’ ni, dünya rekoruyla geçebilen sporcular yetiştirmiştir, bin tane Aytaç Durak olsa ne yazar? Ya da 72-73 sezonunda dönemin Süper Ligine, Muharrem Gülergin olmadan çıkabilirmiydi? Diyeceğim şudur ki Demirspor ve Demirsporluluk modern zamanların modern ölçütleri ile açıklanamayacak bir duruş ve ruh halidir. 12000 taraftarı, şehir içi dolmuşları dahi çevirip “çek Konya’ ya” dedirterek o deplasmana getiren ruh halinin bilimsel bir karşılığı yoktur, aramayalım. İnat , irade ve fedakarlık hepsi onurumuz için, özeti budur. Oradayız.

yergökmavi dedi ki...

Aytaç Durağın yaptıklarıyla geçmişi sorguluyoruz..Geçmişi sorgulamak onda alınabilecek dersler varsa sakınca yoktur.Önemli olan şey şu veya bu sebepten dolayı gelinmiş olan bu durumda ne yapılmasıydı..
Günümüz dünyasında işleyen bir sistem vardır;Gelişmiş ülkeler,az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere maddi yardımda bulunur,Bankalar vatandaşa bolbol kredi verir..Bunlar yapılırken hiçkimse kimsenin kara kaşı kara gözü için yapmaz.Kişileri veya ülkeleri tam bağımlı hale getirebilmektir amaç..Aytaç Durağa konya'daki maçta en sert tepkiyi verenlerdendim.Maçın 89.dakikasında yenilen golle biranda herşey günyüzüne çıkmıştı adeta.Sadece para vererek yapılan yardım ve atanmışların yaptıkları Demirsporumuza ne maddi anlamda bir katkı nede sportif bir başarıyı sağlayamamıştır.
O maçta şapka düşmüş kel görünmüştür..Sorgulanmalıydı birçok şey,sorgulandıda ve hala da sorgulanıyor.Yaşanılan tüm olaylar bir tecrübe bir olgunluktur..Bu günümüze gelelim,Aytaç Durak böyle bir yardımda bulunmasaydı ne yapardık,takımımızın tranferlerinin durumu ne olacaktı ve acaba bizleri karanlık bir umutsuzluğamı itecekti.Takımımız sadece gönlümüzde yaşayan bir sevgili olarakmı kalacaktı..Demirspor bizim için bir kara sevdamı olacaktı..
Tamamen Adanademirsporun çıkarlarını düşünen,gelen parayı yerinde harcayan kalıcı bir yönetim işin başlangıç noktasıydı.Bununla beraber sağlanacak sportif başarı klübün gelirlerinin her yönüyle artması anlamına galecek ve işte o zaman kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde duran takımımız,bizlerin şu anda arzu ettiği TAM BAĞIMSIZ ADANADEMİRSPOR olabilecektir...

DexteR dedi ki...

Konya'daki tepki öyle biranlık öfke patlaması değildi. altında, koca bir sezon boyunca takım üzerinde oynanan oyunlara karşı bir tepki, koca bir isyan vardı. Şehrin iki takımı elele kolkola bankasyaya çıksın diye olmadık entrikalar çevirenleri, mersinde idmanyurdu kravatı takanları tükürüğümüzle boğmalıydık! Aytaç Durak haşa allah olsa benden teşekkür beklemesin.

Aytaç emmi ve onun kuklalarına :
ADANASPOR MAÇININ HESABI HERGÜN BİRİNİZDEN, BİRGÜN HEPİNİZDEN SORULACAK!