Ana içeriğe atla

Tepilecek Kilometreler

Yeni sezon neredeyse başlayacak. Bu sene önceki senelere nazaran daha iddialı bir takım oluşturuldu. Geçen senenin önemli sorunlarından birisi olan kadro derinliği bu sene sağlandı. Yönetim daha da transfer yapılacağını söylüyor. Bu senenin ekonomik maliyetinin sene sonunda bizi nereye getireceğini yıl içerisinde irdeleriz. Diğer taraftan şampiyornluk hedefiyle kurulan bir kadroyu izlemenin heyecanını duymuyorum dersem yalan söylemiş olurum. Üç maç eksik seyredeceğimi de hesaba katarak yıllar sonra kombine aldım. Umarım hem sahada hem de ekonomi alanlarında şampiyonlukların kazanıldığı bir yıl olur.

Takımımız bu sene Adana dışına on yedi defa çıkacak. Mersin, Gaziantep, Kahramanmaraş gibi yakın deplasmanlar var. Bunların yanı sıra, geçen sene şampiyon olmamayı tercih eden Trabzon, bu sene lig atlayan Fethiye ve Balıkesir ile yukarıdan düşen İstanbul BŞB sayesinde uzak deplasmanlara doyacağız. Takımımız iki defa İzmir'e gidecek, Buca ve Karşıyaka'ya misafir olacağız. İzmir'in yakın komuşusu Manisa'yı da uzaklık anlamında onlarla bir tutabiliriz. Geçtiğimiz sezon bir İzmirli'yi son dakikalarda ikinci lige gönderen Tavşanlı da uzak sayılabilecek deplasmanlardan.

Adana'nın coğrafi konumu nedeniyle ulaşım konusu her sezon karşılaştığımız bir sorun. Bu anlamda, bu senenin diğerlerinden bir farkı yok. Bunun karşısında Şanlıurfa, Gaziantep, Kahramanmaraş, Mersin ve iki Adana takımından oluşan Çukurova havzasının zenginliği, deplasmanın tatsız uzaklıklarına bir dereceye kadar merhem olacakmış gibi görünüyor.

Takımımızın sezon boyunca yapacağı kilometre toplamını gidiş dönüş olarak düzenlediğimizde aşağıdaki gibi dip toplamı 22.512 kilometre olan bir tabloyla karşılaşıyoruz:

 
 
 
Tabii bu çalışmayı yaparken futbolcuların uzak mesafelere uçakla gideceğini gözden kaçırmıyorum. Bu kilometrelerin hakkını yine taraftar verecektir. Fikstür açıklanır açıklanmaz gideceği yerleri gözüne kestiren kardeşlerim olduğu için çok şanslı hissediyorum kendimi. Hepimiz için, tüm takım taraftarları için kazasız belasız bir sezon olması dileğiyle. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!