Ana içeriğe atla

Şampiyonluk Denklemi

Ben şampiyonluk havasına tam olarak giremediğimden, diğer takımlar ne yapmış, sonuçlar nasıl diye pek bakmıyorum. Hele hele henüz "kimden kaç puan almalıyız" tarzı çok bilinmeyenli denklemlerle uğraşmıyor ya da "kim kiminle nerede oynayacak" gibi magazinsel bir merakla fikstürü didiklemiyorum. Çoğunlukla haftalık yaşıyorum diyebilirim.

Şampiyonluk, bir temenni olarak hep aklımda ama "şampiyonluğa oynamak" denilen şey sadece üç puan almakla alakalı değil. Camianın tüm bileşenlerinin bunu hedef olarak koyması lazım. Sene başında böyle bir hedefle yola çıkılmadığından mıdır, yılların "kaybeden" imajını henüz yenemediğimizden midir nedir, ağız dolusu şampiyonluk konuşamıyorum.

Selahattin Aydoğdu'nun bu seneki yönetimi takımı geç kurmasına rağmen kaliteli oyuncu seçimi, ekonomik rakamlarla anlaşılması, belediye ile yürütülen iyi ilişkiler ve taraftar nezdinde yaratılan samimi ortam ile işlerin düzenli gittiğine dair bir inanç oluşturuyor.

Şampiyonluk konuşabilmem için takımın kazanmayı alışkanlık haline getirmesi, taraftarın sabırlı olması ve taşkınlıktan kaçınması (maçın 10. dakikasında herhangi bir topçuya küfür etmemesi ya da twitterden sallamaması), yönetimin ödemeler konusunda elinden geleni yapması, belediye'nin bu oyunun finansal tarafında yer alması yani herkesin bir şekilde "halkın takımı"nın yanında olması gerekmekte.

Belediye için ekstra birkaç cümle edesim var. Aytaç Durak ekolünden çok çektik. "Ben spordan anlamam" deyip bürokratlarını yolluyordu. Sivilleşme diye bas bas bağırmamız belediyenin sağlayacağı gelirlere sırt dönmek için değil, takımın "belediyespor" olmasının yarattığı yıkımlara engel olunması içindi. Bu yönetim anlayışı iflas etmiştir, çağ dışıdır, karanlıktır ve her türlü suistimale açıktır. Demirspor yönetimleri tekrar aynı düşünceyle oluşturulmasın artık. Aydoğdu ve Sözlü'nün birlikte çalışma sinerjisi yükseldikçe Demirspor tekrar "kazanan" takım oluyor. Demirspor kazanınca önce Adana kazanıyor, insanları kazanıyor. Bu camiadaki herkes kazanıyor. Artık doğruları yapmanın yoluna girdik, takipçisi olalım...

Camia bileşenlerinden birisi olarak yerel basından bahsetmedim. İyi niyetli, taraftar ruhuyla yayın yapan bir iki internet sitesinin haricindekiler olmasalar da olur. Hatta daha iyi olur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Yeni Sezon Başlıyor

2020-2021 sezonu bizim için bugün başlıyor. Geçen sezon hem alışık olduğumuz hem alışmaktan bıktığımız duyguları yaşadık. Son haftalarda yükselen ivmeyle ilk ikiye girip, beklenmedik bir beraberlikle play-offa kalmamız, sonra finale çıkıp yine son anda hayalkırıklığına düştüğümüz, umutlanıp kahrolduğumuz günler... 2008'ten beri yazdığımız bu blogta, başarıdan ziyade hep üzüntülerden bahsettik. Başarıya gidecek yolun kendimizce güzergahını anlatmaya çalışarak... Yıllar önce çok az kişinin dillendirdiği o noktalar, neredeyse şimdi herkesin fikir birliği ettiği konular oldu. Ama buna rağmen başarı gelmeyince de artık sinirler iyice geriliyor.  Sezon sonunda TFF'nin garabet kararları ile yine tartışmalı günler geçirdik. Düşmenin kaldırılması saçmalığıyla 21 takımlı hale gelen Süper Lig'e play-off finalisti Demirspor alınmalı mıydı? 3. tamamladığımız lig performansı, ligin en çok gol atan takımı olmak, penaltılarla kaybettiğimiz play-off finali gibi  pek çok nesnel gösterge, ill