Ana içeriğe atla

Devre Arası Kadro Değişiklikleri

Adana Demirspor,  uzun yıllar kadro istikrarı yakalamakta zorlandı, sezon başı alelacele toplanan kadrolar devre aralarında neredeyse tamamen değişti. Tabii bu mesele, parasal güçle ilgili; parasını alamayan ya da alamayacağını düşünen oyuncu kendine başka bir yer buluyor. Son bir iki sezonda bu durumu daha az yaşadık. Kadromuz baştan aşağı değişmedi. Bu sezon da iyi giden kadronun bozulacağını düşünmüyorduk. Ancak Ali Tandoğan ve Alaattin Tosun'un ayrılışlarının ardından son olarak Mulenga'nın da para nedeniyle tek tarafli fesih yaptığı haberi moralleri bozdu. Ali ve Alaattin ilk 11 kalitesinde deneyimli oyunculardı, Mulenga'nın katkısı ise zaten tartışılmaz. Bu isimlerin yerine henüz bir adım atmadı yönetim.

Açıkçası sezon başında en iyi yapılan işlerden biri dengeli bir dağılımla, çok para harcanmadan yapılan transferlerdi. Yıllardır isteğimiz buydu. Başarı uğruna kontrolsüz yapılan harcamalar, bugün memleket futbolunun en üstten en alta en büyük sorunu zaten. O yüzden devre aralarında da çok para harcamadan takım içi dengeyi bozmamak gerekli.

Devre arası transferlerin başarı oranı oldukça düşüktür; kimse iyi futbolcusunu bırakmaz ya da iyi oyuncu durduk yere kulübünden ayrılmaz. Bu dönemde büyük transfer beklemek hatalı olur. Ne yazık ki sezon başındaki kötü anlaşmalar kulüpleri zora sokuyor. Futbolcular ve menajerleri takımları parmağında oynatıyor. Yıllarca çektiğimiz sıkıntı buydu. Neyse ki yavaş yavaş bu yanlıştan dönülüyor. Futbolcularının emeğinin verilmesi oldukça önemli ama toplamda camianın her kesiminin  -yönetimin, taraftarın, teknik ekibin- emeklerini zayi edici bir tutum da takınılmamalı. Devre arasında yapılacak en iyi iş, bazı mevkilere iyi birer yedek olacak, ceza veya sakatlık durumunda devreye sokulabilecek isimlerle kulübeyi güçlendirmektir fikrindeyim.

Yorumlar

coulibaly dedi ki…
Mulenga hariç diğer ayrılan oyuncuların, yerleri doldurulabilir. Giderek performansı yükselmesi, en golcü oyuncu olması bir kenara, Buca maçında 90. dakikada pres yapıp, top kapıp, gol attıran bir adam ayrılmamalıydı. Şampiyonluğa oynuyorum diyorsa, ligin en iyi forvetini de elinde tutmayı bilmeliydi yönetim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık.