Ana içeriğe atla

Adana Yenileniyor, Ya Yerel Basın?

Tuncel'in tutuklanması sonrası, her zaman girdiğim sitelerin ötesinde, Adana basınını daha detaylı takip etmeye çalıştım. Yerel spor basınının durumunu zaten biliyoruz ama diğer basın kuruluşlarının hali de ne yazık ki kentin genel görünümü gibi. Bilginin artık internet üzerinden hızla paylaşıldığı, türlü haber sitelerinin olduğu bir ortamda, Adana basınının internetle imtihanı içler acısı.

Sitelerin veya gazetelerin tamamında, garip bir şekilde köşe yazarı bolluğu var. Her sitede onlarca kişiye köşe verilmiş. Ama muhabirlik desen yerlerde sürünüyor. Bir gazeteyi, haber sitesini, oranın muhabirleri ayakta tutar halbuki.

Tuncel'le ilgili gelişmeler sonrası, Adana basınından bir tane analiz haber okuyamadık. Ne bir söyleşi, ne bir detay... Muhabirlik başarısı gösterecek hiç bir site bulamadım. Tuncel'le ilgili haberlerin hepsi ulusal gazetelerden kesip yapıştırılmış, ajanslardan aynen alınmış işlerdi. Adana'daki bir haberi öncelikli olarak yerel basından okumamız gerekirken, tam tersi hiçbir ek detay bulamadık bu mecrada. Ulusal basındaki bir çok ünlü köşe yazarı bile muhabirlik vasıflarını kullanarak köşeleri kaleme alıyor; sadece oturdukları yerden kişisel düşüncelerini paylaşarak değil.

Kentin iliklerine simiş, tek adama yakın olma çabası, anlaşılan basın odalarına da girmiş. Şimdi onlar da bu yeni dönemde nasıl pozisyon alacklarını düşünüyorlardır. Ya da umudum öyle olması yönünde. Yazıp çizdiklerini, tek adamın kıblesine göre belirleyenler, bundan ne yapacaklarını hesabını yapmalılar. Bence, özlerine dönüp gazeteci kimliklerini yeniden hatırlasınlar ve bize haber versinler. Sonra yorum. Muhabir sayısı köşe yazarı sayısından az olan, ajansalara düşecek haberleri kopyalayıp yapıştıran gazetelerin şu anda bunu yapması çok zor.

Köşe yazılarının bazılarında, gelişmeleri "yeni bir Adana"nın ilk adımları olarak görüp selamlayanlar vardı. Bu umut, beni sevindirdi ve şaşırttı. Gerçekten de bu yaşananlar, musibetin nasihata dönüşmesi açısından yararlı olabilir. Bundan sonra siyasaten yeni bir Adana'nın yaratılması için bir yol açılabilir. Şu anda bu yolu en iyi işleyecek olan, AKP ile dirsek temasındaki Belediye Başkanı Zihni Aldırmaz gibi görünüyor. Durak-Tuncel savaşında, aradan sıyrılıp kent yönetimini ellerine alacak bir yetkiye sahip. Kentin muhalif kesimlerinin de bu yeniden yaratım sürecinde rol alması zorunlu.

Adana basınının da bu süreçte toparlanıp, öncelikle daha iyi websiteleri hazırlayarak, hızlı bilgi akışı sağlayarak, sonra da köşeyazarlığı kadar muhabirlik yönünden anlamlı işler üreterek bir takım adımlar atmasının zamanıdır.

Yorumlar

mehmet çevik dedi ki…
Ankara Tayfası tüm mensuplarını saygı ve sevgilerimle selamlıyorum...

yorumunuzun tamamına katılıyorum.Ulusal basının susturulmaya çalışıldıgı,gazete ve tv patronlarının sermayeye yaklaştığı,rantlar ugruna vizyon, misyon gibi şeylerin yerle bir edilmeye çalışıldığı türkiyemizde adanadaki yerel görsel ve yazısal basında bunu yapıyor ve çalışanlarına yaşatıyor.

hani derler ya körler sagırlar birbirlerini agırlar. Aynen onun gibi.

Adanamız zaten Sn.Duraktan bu yana gerilemeye,adeta Osmanlı döneminde oldugu gibi çökmeye başladı.Çevresindeki bir çok kent eko-sosyal anlamda bizi solladı geçti gitti.Övündiği kuzey Adana bile karmaşık bir yapılanmanın sergılendıgı bir görünümde.İŞsizlik olaganca büyüdü.Tefeciler, paradan para kazananlar çogaldı.ADANA ÜRETEN DEĞİL, TÜKETEN BİR ŞEHİR HALİNE GELDİ.

Tabiki bundan nasibi dogal olarak futbol, yani Demir sporumuzda aldı..Geriledik..geriledik..geriledik.. Basındaki çalışan arkadaşlarımızdan yokmu iyiler,düzgün çalışanlar, elbette var.Ama bir gerçekki basın patronları, çalışanlarını korumayarak onları adeta yanlış işlere atıyorlar.SSK, MAAŞ DÜŞÜKLÜĞÜ, SOSYAL OLARAK KORUNMAMA, DÜZENLİ ÖDEME YAPMAMA GİBİ..Ama konuşsalar mangalda kül bırakmıyorlar..

Bu tabloda ise olumlu, somut, iş çıkması, realist olmak,kovalamak,ise çok ama çok zor... Dogal olarakta demir sporumuzda bundan nasibini almaktadır..

Çözüm ?..çözüm direnmektir..çözüm şartlar ne olursa olsun dogru olmak ve kalmaktır. Ve bu insanların çogalmasıdır.

BİR ÜLKEDE EN AZ NAMUSSUZLAR KADAR CESARETLİ OLMAZSAK BU İŞLER DÜZELMEZ..

sAĞLIKLA KALIN...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Sezon Değerlendirmesi-I

 Sezon sonunda genel bir değerlendirme yapma zamanı; daha sonra oyuncular için de ayrıca bir yazı düşünüyorum.  28 yıl sonra yükseldiğimiz Süper Lig'te beklediğimizin üstünde bir performans sergilediğimiz açık. Ama bir yandan da sezon içindeki yükselişleri düşündüğümüzde sezon sonunda buruk bir tat var ağzımızda. Daha iyisi olabilirdi fikri... Son 6 haftada 5 mağlubiyetle başaltından orta sıralara savrulmak can sıktı. Geçen sezon şampiyonluk yolunda çok iyi ilerleyen haftalar, bu kez Süper Lig'te, "neyse bu kadarı da yeter" günlerine dönüştü.. Yine de Başkan'ın sezon içinde ifade ettiği ilk 10 hedefini gerçekleştirmiş olduk. 38 maçlık sezonu 15 galibiyet 10 beraberlik 13 mağlubiyet; 60 atılan ve 47 yenen gol ile 55 puanla 9. sırada tamamladık. 24. haftada 3. sıraya kadar yükselmişken sert bir düşüş oldu. Son haftadaki 7-0'lık Göztepe galibiyeti gol sayısını uçurdu. Balotelli 5 golle yıldızlaştı ve bir maçta en çok gol atan yabancı oyuncumuz oldu. Bu sonuç kend