Ana içeriğe atla

Resmi Site, Adana, Kurumsallık vs.

Dün akşam Sky Turk'teki Total Futbol programında ilginç bir diyalog yaşandı. Programın sunucusu, Süper Lig'e yükselen Karabükspor'un resmi sitesinin olmadığını ve bu duruma çok şaşırdığını ifade etti. Gerçekten de websitesi sahibi olmanın hiçbir teknik zorluğu bulunmadığı günümüzde, kurumların dış dünyayla iletişiminin en kolay yolu, basit ama derli toplu bir site sahibi olmak. Artık "iletişim çağı"nın bile geride kaldığı "post-iletişim" döneminde dünyanın bir ucuyla anlık temaslar kurmamız mümkünken, websitesi sahibi olmamak, çekme kasetten müzik dinlemekle aynı kefede bile görülebilir.

Bizim resmi sitemizin, birkaç yıl önce kişisel gayretlerle hayata geçirilip kulübe neredeyse zorla teslim edildiğini de biliyoruz. Şimdiki hali, görsel olarak çekici ama, içerik de öyle mi derseniz, ona gün içinde tekrar farklı bir bağlamda değineceğim.

Asıl mesele şu: Ali Ece, bu websitesi muhabbetinin içine bütün hınzırlığıyla dalarak, Sarıyer Kulübü'nün hotmail uzantılı mail adresini söyleyip dalgasını geçti. Sonra da konuyu, Adana'ya getirdi. Hüseyin Ataş'ın da kulaklarını çınlatarak, Adanaspor'un Fransızca konuşan futbolcusuyla söyleşi yapmak istediklerini ama kulüpteki yetkilinin bir türlü kendilerine Fransızca tercüman bulup geri dönmediğini ve konunun yılan hikayesi gibi uzayıp gittiğini söyledi. (Sanırım o kulüp yetkilisini tanıyorum. Adana Futbolu kitabını sunmak için Bayram Akgül'den 1 hafta öncesinde randevu talep edip, daha sonra Ankara'dan yola çıkmadan teyit için tekrar arayıp "geliyoruz şu saatte" diyip, Adana'ya kulüp binasına vardığımızda, güzünü bilgisayar ekranından ayırmadan, "ha o iş olmadı, siz bana bırakın kitabı" diyen kişi olsa gerek. Daha sonra kargo gönderdiğimizde de bir türlü teyit alamamıştık kendisinden.)



Laf biraz uzadı; Ali Ece devamında, "Adanaspor'da para var ama bir söyleşiyi bile ayarlayamadılar, ama Demirspor kalktı Livorno'yu getirdi. Sonra bize kızıyorlar niye bizden bahsetmiyorsunuz dergide diye" dedi.

Aklıma, bir anda "Livorno'ya harcanan parayı topçulara verseydiniz ya, zaten bizi solcu gösteriyorsunuz, PKK'lı bunlar" diyen zihniyet geldi. Memleketin spor tarihine geçen bir olayın, Zizek'in tabiriyle "yamuk bakmak" suretiyle nasıl yorumlanabileceğinin ve -onların sevdiği tabirle- "vizyonsuzluğun" bir örneğiydi. Oysa elin oğlu-ama işin ehli adam-, konuyu öyle bir yerden getirip bağlıyor ki bu meseleye, "vay be, nasıl algılanıyor dışarıdan" dedirtiyor. 21. yüzyılın ikinci onyılına girerken hala kurumsallık tartışmasının içindeyiz ya, marka değeri, saygınlık, falan filan bir ton afilli laf.... İşte işlerin aslında "öyle değil böyle olduğunu" yıllar sonra anlıyoruz ve anlayacağız. Çin'deki kelebek kanadı, okyanusun öte tarafında tsunamiye neden oluyor.

[Livorno'yu getirdik de başımız göğe mi erdi, diyenler olacaktır; evet ermedi, tersine adamları da küme düşürüyoruz. Hep bizim yüzümüzden! Türkiye'ye gelip solculuk taslayacaklarına doğru dürüst lige hazırlansalardı keşke!]

Yorumlar

serdanka dedi ki…
Bu yorum yazar tarafından silindi.
serdanka dedi ki…
Livorno maçında tribündeki haliyeti ruhiyenin tasviri sanırım en güzel ispanyol köylüsünün bir anda iç savaşta kalan hissiyatı ile bağdaştırabilir... Teşbihte hata olmaz ama biraz havada kaldı sanki bu benzetme, şöyle ki; hayatında hiç italyan yada siyasi tavra sahip takım görmemiş Adana insanının "futbol sadece futbol değildir" ile olan imtihanıydı o gün... Güzeldi ve halen hatırlanıyorsa doğru bir iş yapılmış...
Zaten marka olan ADS daha güçlü bir marka olarak anılmaya devam ediyor. Adanaspor veya Karabükspor Süper lige çıkabilir, çıkmıştır veya çıkacaktır, hayırlı olsun. Ancak o takımlar yarın düşecekleri dışında hiçbir şeyle anılmayacak takımlar olarak anılacaklar ne yazık ki.
Ama Adana Demirspor duruşuyla, yaptılarıyla, taraftarıyla ve taraftarının yaptıkları ile hep kendini kısa olan insan hafızasının ayrı bir yerinde muafaza edecektir...
Fark bulmaya çalışanlara bir söz etmek istedi canım...
Fark bulunmaz, kişi kendini fark ettirir. Saygılar...
İbrahim İlya dedi ki…
bence her sene livorno st. pauli vb takımları getirmeliyiz.bırakın pkklı teröris bölücü ne derlerse desinler.unutmayalım ki biz Nazım Nikmet'i Cem Karaca'yı Yılmaz Güney'i vatandaşlıktan çıkarmış bir milletiz...saygılar
Hüseyin A. dedi ki…
Yavuz Abi çok güzel derlemişsin ve anlatmışsın emseleyi, umarım hala bu organizasyona laf eden insan yoktur.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez! 

İtler Çakallar Vınlayanlar

 Kimse Demirspor taraftarına itler çakallar diyemez; kimse böyle bir sözün söyleneceği ortam yaratamaz.  Buna teşebbüs edenler oldu tabii ama unutulup gittiler. Bugüne kadar bu takımın sadece ama sadece kendine muhtaç olduğunu sanan onca kişi gelip geçti. Vikipedia'da Adana Demirspor sayfasına bakın, ne çok isim var. Zannettiler ki hepsi tek, değişilmez. Ama Demirspor'a musallat ettikleriyle birlikte çekip gittiler.  "Ben olmazsam Yenice'yi geçemezseniz" diyen Aytaç Durak ve hüküm sürdüğü yıllarda, onun ağzının içine bakanlar, sarı zarflarından medet umanlar, İstanbul takımlarını destekleyenler, topuğuna basıp gezenler, iki çift lafı bir araya getiremeyenler, kayyumla tehdit edenler, borcu kongreye doğru katlayarak büyütenler, öldük bittik geberdik gittik diyenler... Hepsi vınlayıp gittiler.  Kim kaldı? Taraftar olan, içimizden biri, Bekir Çınar kaldı mesela. Demirspor için emek, zaman, para harcayana saygı duyan ama kendine yapılan saygısızlığı unutmayan taraftar