Ana içeriğe atla

Vur Adanalı Vur

Öyle bir noktaya geldik ki... Aklımızın ucundan bile geçmeyen sıfatları bize yakıştırıp yazanlara mı bakalım, neredeyse Demirspor düşmanı ilan edildiğimize mi bakalım? Nereye baksak kapkara bir duman olmuş yorumlar, etrafımızı kapatmaya, nefes aldırmamaya, sesimizi kesmeye çalışıyor.

Halbuki; geçmişi sürekli deşen biziz, hataları ortaya koyan biziz, "bu kulüp nasıl daha iyi olur" diye geceleri uyku uyuyamayan biziz. Yüzlerce yanlış yapılan bir camiada ses çıkarmaya çalışan biziz. E, bu kadar çok sevmenin de bir bedeli olmalı değil mi? Kitleleri yönlendirmek gibi bir misyonumuz olmadı. Her kulübün hayatta kalması için yapması şart olan bazı doğrular vardır, bunları dile getirdik, ısrarla, bıkmadan. Adana'daki kısır siyasetin ve spor ortamının dışında kalabildiğimiz için olayları daha açık görebildiğimiz de oldu, bu uzaklığın bilgi eksikliği doğurduğu ve yanıldığımız da oldu elbette.

Yanılgılarımızdan dolayı üzüldük ama yüzümüzü kızartacak bir yanlışa da düşmedik diye düşünüyorum.

Bu ve bundan önceki yönetimlere yönelik, yapılması gerektiğini düşündüğümüz girişimler hakkında yüzlerce yazı yazdık, öneriler sunduk. Ne yazık ki, son yönetim haricinde itibar eden çıkmadı. Onlar da dikkate aldıkları fikirleri uygulamaya geçirdiler ama daha önemli konularda hata yapmaktan geri durmadılar. Mesela Behzat hocanın gönderilmesi konusu hala canımızı yakmaktadır.

Peki bu, bizi herhangi birisinin kuklası, maşası, sözcüsü, yalakası yapmaya yeter mi? Eğer yeter deniyorsa, bir kimse eğer kukla olmak istemiyorsa kimsenin herhangi bir icraatini bile beğenmemeli, alkışlamamalıdır. Böyle yoz bir düşünce olabilir mi?

Okuduğum yorumlarda insanlar "siyah ya da beyaz" yaklaşımı içinde oluyorlar. Siyah dediklerinden nefret ediyor, siyahı savunan veya arada gri renkte olanları de siyahın içine rahatlıkla atıyorlar. Bana göre bu şekilde hiç bir şey çözülmez, hiç bir sorunun üstesinden gelinmez. Bu şekilde düşünmekte ısrar eden birisiyle tartışmak da anlamsız, kime neyi izah edebiliriz ki?

Şunu içim çok rahat olarak söyleyebilirim ki, ne ben ne de bu bloga yazan kardeşlerimden birisi; kimsenin adamı değiliz, maşası değiliz, kuklası değiliz. Hiç bir şey ispat etmek gibi, cevap vermek gibi bir zorunluluğumuz da yoktur kimseye. Merak eden olursa blogu geriye doğru okuyabilir. Sayfalarca yazıyla anlaşılabilecek tek gerçek Demirspor'un her alanda yücelmesini isteyen ve onurla, gururla ve içlerindeki Demirspor sevgisiyle yaşayan insanların cümleleridir.

Şahsımıza yapılan çirkin ithamları bir yana bırakıp yarınki maçımıza odaklanma zamanıdır şimdi. Derdimiz, dermanımız, özlemimiz, aşkımız, davamız Adana Demirspor yarın sahaya çıkıyor. Belki de en sıkıntılı dönemlerinden birisine başlıyor. Sonunda ne olacak, bugünden kestirmek zor, güç.

Son olarak... Bu takım nereye giderse gitsin, nereye düşerse düşsün peşini bırakmayacak olanlara sesleniyorum, bu karanlığa yolculukta beraber miyiz? Yoksa uçurumdan el birliği ile itecek miyiz koca Lokomotifi? Cevap yüreklerimizde. Başka yerde değil...

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Sayın onur biçer, bu takım yakında bekirspor olacak. Bu dediğimi iyi araştır. yakında bekirspor aş. olacağız. Senden rica ediyorum bunu araştır.
Onur BİÇER dedi ki…
Artık kendimi sonuçsuz kavgaların içine atmayacağım. Yastığa başımı rahat koyuyorum. Kendimi boşuna yıpratıyorum. İşim ve özel hayatım dışında kalan enerjimi çözülemeyecek polemiklere değil, kulübün gelişmesine harcayacağım. Yıpranmaya kapatıyorum kendimi.
Onur BİÇER dedi ki…
Tamam, araştırırım.
yavuzy dedi ki…
Mesele Adana'yla ilgili olduğu kadar bizimle de ilgili. Evet, onlar daha fazla spor01, daha fazla sporadana, daha fazla Dayı, daha fazla Yıldırmaz istiyor. Suya sabuna dokunmayan, birlik beraberlik şarkıları söyleyen, transfer isteyen, analiz etmeyen, bağlantı kurmayan, idare eden ama irade göstermeyen yazılar... Biz yazdıkça, birçoğunun canı sıkılıyor. Yazmanın güzelliği de bu zaten.

Lakin, bu blogun iki yılı aşkın sürede bir çerçeve oturttuğunu, kırmızı çizgileri olduğunu, eleştirel destek gibi bi format geliştirdiğini anlatamadık sanırım. Buranın bir forum olmadığını, isteyenin istediğini yazamayacağını anlatamadık. Adsızlar bize ev ödevleri veriyor araştırmamız için. Buna izin vermemek gerekirdi en baştan. Bu kırmızı çizgileri hatırlatıp, bir tavrımız olduğunu söylediğimizde yine aynı yorumcular, bizi özensizlikle suçladığında da sessiz kaldık. Okuyucular bize ayar verdiğinde, blogu korumadık. Birbirimize destek olmadık.

Adanalı, birinin adamı olmadan yorum yapılabileceğini unuttu uzun bi süredir. Biz bunu yeniden hatırlatıyoruz. ve gerçekten biz yazdıkça, "birileri kahrolmaya devam edecek".

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!