Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...
2008'den Beri...

Yorumlar
Madem düşme korkusu yaşamamız düşük olasılık ve madem ki biz eksik oynamamıza rağmen yükselme grubunun kapısından döndük, madem ki kaybedecek şeylerin büyük bölümünü klasman gruplarında kaybettik, madem ki bu sene için kaybedecek çok fazla şeyimiz kalmadı, o halde cesur olmanın tam zamanı. Savaşmayan futbolcuları gönderelim yerlerine gençleri koyalım. Gücümüzden bir şey kaybetmeyeceğiz. Bu çocuklar devre arasında sürekli A takımdaki abileriyle oynasınlar, devre sonrasında da kesintisiz 5 maç yapsınlar akıllarda ne Cem kalır, ne Alper.
Formül basit, bizi eksik oynatan Alper, Cem, Burak, Kaya, Aydın ve Ahmet gitsin yerine gençler oynasın. Takımımızın savaşan futbolcuları Tayfun, Alican, Ceyhun, Süleyman, Onur, Barış, Orhan, İlhan gibi abilerine destek olsunlar. Gitmesini istediklerimiz zaten bize gerekeni kaybettirdiler...
Ziya
Şimdi yarım sezonun hesapları yapılıyor.Yapılacakta.Bu hesabı herkes yapacak,Futbolcuda,yönetimde,taraftarda..4 ocakta kongremiz olacak..Eğer geniş tabanlı bir yönetim oluşursa,gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekecek..Ve ben bunların olacağına inanıyorum..Çünkü şimdiye kadar yaptığımız ve kaybetmediğimiz tek gerçeğimiz umutlarımız olmuştur.
Geniş tabanlı ve paralı bir yönetimdense, parasız ama bu kez cesur ve radikal davranabilmesi koşuluyla mevcut yönetimi tercih ederim. Ha gelmesini arzuladığınız o geniş tabanlı yönetim hem borçları ödeyip, hem kaşarları yollayıp, hem baskı odaklarına rest çekip hem de gençleri oynatacaksa onları başıma tac ederim. Ama böyle bir yönetim yok Adana'da... Adana'da böyle bir yönetim yoksa, böyle bir maddi güç de yoksa, parasız yönetimin bu gençleşmeyi üzerinde baskı olmadan yapması da kolay.
Özetleyeyim, az paralı bir yönetimin paralı bir yönetime göre arzuladıklarımı yapabilmesi açısından daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Odaklandığım tek bir şey var, yapılanma ve dönüşüm. Taktım kafayı. Başka hiçbir şey umrumda değil...
Bu iş para işi.Kim elini cebine atıyor?Hiç kimse..Bu olmuyorsa ne yapmalı?
Aslında şu,kongre üyeliklerinin yenilenmesi bence tam profesyonelce bir düşünce.Kongrede bu yeni üyeler gelip oy kullanacaklar..Kim bunlar?Büyük çoğunluğu iş adamları..Oluşacak yönetimler bu üyelerden seçilecek..Yazımda anlatmak istediğimde buydu..Bu üyelerden geniş tabanlı bir yönetim oluşmalı..Bunlar önce takımın sıkıntılarını tesbit edecek ve yaraya neşteri vuracak.Dirayetli,yöneticilik vasfı olan bu insanların duruşu,göstereceği gayret atılacak en iyi adımlar olacaktır.Bütün yükü bir veya birkaç kişiye yüklemenin hiçbir espirisi yok.Çünkü bu iş 3-5 kişinin gayreti ile olacak iş değildir..
Ayrıca yönetim dışında kalan kongre üyeleri sadece seçimden seçime klübe gelip oy kullanmamalılar..Gruplar oluşturulmalı.takım için çalışacak..Kadrolarımız ne kadar sağlam olursa başarınında artık otomatik olarak geleceğine inanıyorum..Alt yapıdan her yıl en az 2-3 futbolcu A takıma getirilebilmeli...Yönetim kademesindeki bu sorunların çözülmesi birçok sorunun kendiliğinden çözümüne yol açacaktır...
volkan