Ana içeriğe atla

Bugün?

Bugün Adana Demirspor futbolu takımı güzel futbol oynayacak mı? Maçı seyretmeye gelenler geldikleri için mutlu, gelmeyenler gelmedikleri için pişman olacak mı?

Futbolcular ve teknik ekip alkışlanmayı gerçekten hak edecek mi?

Oynanacak futbolla beraber geleceğe dair umutlar yeşerecek mi? Ortalık tekrardan bayram yeri gibi olacak mı?

Sahaya çıkacak onbirin bu kapasiteye sahip olduğunu biliyoruz. Geçmişte yaptıkları, oynadıkları bu intibaı doğuruyor. Onlardan süper lig ayarında futbol beklemiyoruz, bize "bu ligin iyi futbolcuları" olduğu söylendi.

Ben bu lafa inanıyorum, bu lafın hakkını vermelerini bekliyorum.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Güzel futbol oynıcağımızı sanmıyorum eğer kazanırsak bunu seriye dönüştürebileceğimizede inanmıyorum.Olası bir puan kaybında hocanın yollanması gerektiğini geç bile kalındığını düşünüyorum.O kadar kamp yapıldı, istenilen kişiler alındı hepsi birbirini tanıyordu felan fıstan bunları uzunca yazmaya gerek yok aslında bu bahanelere gerekte yok takıma taktiksel bilgi verilmıyor, kamp yaptılar kondusyondan eser yok herkes yürüyor, idmanlar bır okadar zevksız hoca bir kere oyunu durdurup uyarıda bulunmuyor.
Futbolcuların bu lıgde şampiyon olmaya kapasitesi olabilir ama hocanın kesinlikle yok, Demirspor gibi bir klubun deplasman amacının 1 puan olduğunu açıkça söyledi utanmadan...Kımle oynuyorsun ? Adıyamanla deplasmanda amacın ne ? 1 puan ? Bu mu Demirspor' a yakışan hoca ?
kebabman dedi ki…
Ve sonuc olarak Mustava,sevgi ve saygi bekleyenler futbola ve taraftara bu macta saygili performans sunacaklar mi?
Bu aksam futbolcu arkadaslar sahada birbirlerinin hatalarini kapatmak icin cabalayacaklarmi?
Pas almamak icin degil, pas almak icin yerlerini degistireceklermi?
Futbolcularimizin kabiliyetlerini biliyoruz,belkide bu nedenle; bizi kabiliyetlerinden mahrum biraktiklari icin daha sitemkariz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...