Ana içeriğe atla

Zaman Daralıyor

Zaman daralıyor. Adana Demirspor'umuzun lige eksiksiz olarak katılabilmesi için cuma son gün. Eğer federasyona 1.2 milyon TL'lik tutar yatırılmazsa yeni transfer olan oyuncularımız için lisans çıkarılamayacak. Yani takımımız lige PAF takım ağırlıklı olarak çıkacak.

Bu durumda şampiyonluk şarkıları söyleyerek başladığımız sezona büyük hayal kırıklığı ile gireceğiz.

Bunda taraftarın, futbolcunun, mevcut yönetimin suçu nedir? Bana göre yoktur ve bu borç Adana'nın borcudur. Adana'nın el birliği ile bu yükün altından kalkması gerekmez mi?

Pazar günü ilk maçımıza eğer borç ödenmez ve lisanslar çıkarılamazsa genç kardeşlerimiz ile çıkacağız. Şunu yanlış anlamamak gerekli. Genç kardeşlerimiz bizim blog olarak üzerlerine titrediğimiz, geleceğe yönelik umut olarak gördüğümüz değerlerimizdir. Zaten her zaman gönlümüzden altyapıdan yetişmiş oyuncuların başarıya ulaştıracağı bir Demirspor var, orası ayrı.

Ancak bugün önümüzdeki sorun yalnızca lisans, para, şampiyonluk sorunu değil. Bugün sorunumuzun en önemli temellerinden birisi de "itibar". Muhteşem bir sezon açılışı yapan, efsane olduğu havuzlara geri dönen, Livorno'yu Türkiye'ye getirmeye niyetlenen, yaptığı transferlerle şampiyonluğun en önemli adaylarından biri haline gelen Adana Demirspor'a sezona bu şekilde girmek yakışmıyor.

Sade taraftar olarak, "sorun Adana'nın sorunudur" diyoruz, Adana'yı göreve çağırıyoruz. Eğer bu sorun çözülemezse Adana'nın sahipsizliğine dair belki de bu milyonuncu ispat olacak ve tarihimizde kara bir leke olarak kalacaktır.

Yorumlar

Semt Aşığı dedi ki…
Aslında karşısında durulması gereken hadise 1.2 Milyon TL neden nezaman nasıl oluştu?Nedir ya 1.2 Milyon izlandayı satın alırsın o parayla...
Adsız dedi ki…
Ya, saf olmayın, her zamanki oyun sahneleniyor, muhtacız, dardayız diye yalvarırız sonra doğa üstü güçleriyle süpermen gelip kurtaracak demirsporu, verecek balyalar içerisindeki ilacımızı, sonra göğe doğru zıplayıp kaybolacak yine bir süreliğine, bir sonraki krizimizde görüşmek dileğimle...
caqLaR dedi ki…
Syn Adsız... Demirspor'un içinde bulunduğu durumu keşke senin gibi anlatabilsek yada yazdığına inana bilsek ne güzel olurdu.. Sen halen bugun gelmiş bunu sorguluyorsan yada yalan diyorsa yada bunun bir rant sağlama olduğunu soyluyorsan sorun sende mi bizdemi anlamadım vallahi ...! Syn Adsız uyan titre kendine gel .... Hangi düşünceler içindesin sen ? Sen bu durumu böyle özetliyebiliyorsan helal sana ....!
Bak Adana'nın iş adamları oda başkanları nerde neler yapmış bu yaz ? Bayram Akgül bu aykı yardım parasını bize veriyormuş ya bunu bilioyr musun ? Adana Demirspor'u bu hale getiren düşünceler bunlar aşın bence ....!

Bir tarafta bizi yalnız bırakmayın bize güvenin diyen Başkan bir yanda sen çok komiksin :)
mirothekid dedi ki…
ne güzel bir haber ! umarım para yatırılmaz ve artık gerçek demirspor ile sahaya çıkarız...
Adsız dedi ki…
Çağlar kardeşim, bence adsız kullanıcının yazdıkları gerçeğe daha yakın. Bir taraftan federasyona olan 1.2 milyonluk borç için fırtınalar koparan yönetim, diğer taraftan futbolcu transferine devam ediyor (Burak Denizli dün idmana çıkmış), sana ne düşündürüyor bu durum ?

Bence de komik olan başkaları!!!

Ziya
Adsız dedi ki…
Bayram Akgül bu ay ki spor fonunu bize verir vermesine de, karşılığında Aytaç Durak'tan ne alacak Çağlar.
mustava dedi ki…
evet, burak denizli ile anlaştığımız söyleniyor. bende geçen senenin kötü hatıralarını çağrıştırıyor bu isimler...
Adsız dedi ki…
Mustava Kardeşim,
Yazına genel anlamda katılmakla birlikte, taraftarın suçunun olmadığı görüşüne katılmıyorum. Yukarıda kulüp ile ilgili rakamsal yazı henüz yayınlanmadan yazdığım yorum da da belirtiğim üzere biz taraftar olarak kombineleri bitirmemiş isek (Şimşekler Gurubu hariç), kredi kartlarını beklenen seviyede almamış isek, açılışa bilet alarak gitmemiş isek, üzerimize düşeni tam olarak yapmamışız demektir. Diğer etkenler olan yönetim ve futbolcuların bir suçunun olmadığı ise açıktır. Yönetim tüm iyiniyetiyle birşeyler yapmaya çalışıyor.Burada asıl sorumluluk bu takımı basamak olarak kullanıp bir yere geldikten sonra da yardım gecesinde telefonlarını kapatanlardır. Asıl sorumluluk şehrin herşeyi olan Demirspor'a sahip çıkmayan şehir yöneticilerileridir. İnsanları ve yöreleri küçümsemek maksadıyla değil, bir gerçeği vurgulamak maksadıyla söylüyorum; doğunun bilmem ne ilçesinin takımı lige girerken Demirspor'un lige girememesi veya Paf takımla girmesinin vebalini ne il yöneticileri, ne de eski başkanlar vs. gibi olayın bizzat sorumlusu olanlar ödeyebilir. Biz burada yargılama yapmamakla birlikte, böyle bir durumda bu kişilerin Adana'da nasıl yaşayıp nasıl Adanalıyız diyeceklerini merak etmekteyim. Çünkü Demirspor demek Adana demektir. Demirspor'a sahip çıkmamak Adanaya sahip çıkmamaktır. Ne yazık ki, işin acı tarafı içine düştüğümüz çukurdan kurtulmayı da şimdiye kadar hep eleştirdiğimiz, yanlış adamları seçmekle ve kulübü çıkarlarına alet etmekle suçladığımız Aytaç Durak'tan bekliyoruz.Ve maalesef görünen odur ki Aytaç Durak el atmazsa biz bu cenazeyi de kaldıramayacağız. Güzel günler görmek dileğiyle.

Merih Güvenç
mustava dedi ki…
son eklediğim yazıda da işin taraftar boyutunu göstermekdi niyetim. taraftar tam anlamıyla üzerine düşeni yerine getirmedi, daha yapması gerekenler var.

yine de 1.2 milyonluk borçta en suçsuz taraftardır, kombine ve flexi kart için şerh düşelim elbette
mustava dedi ki…
aytaç durak konusu ise acı bir gurbet türküsü gibi dillerimizde. bir de başka bir şarkı vardı: "ne seninle ne sensiz" diye...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ