Ana içeriğe atla

Perşembe Konukları #18 : Kemal Uçar "Sahibinin Sesinden…"

-------------------------------------------------------------------------------
Perşembe Konukları köşemize bu hafta, blogumuzun ilk konuk yazarı olan Kemal Kardeşimizin bir yazısıyla devam ediyoruz. Kemal, "Gurbette Demir Gibiyiz" pankartımızın da isim babası aynı zamanda, eli kaleme yatkın kardeşlerimizden...Tüm okurlarımız yazılarını demirgibiyiz@gmail.com 'a gönderebilirler. Teşekkürler Kemal Uçar...
-------------------------------------------------------------------------------
Sahibinin Sesinden...
Kemal Uçar


“Seni ben ellerin olsun diye mi sevdim” diyince aşık, gözyaşlarına hakim olamayacaktı ki kız, tam o anda makyajı geldi aklına (gözü akar diye herhal). “Ya Fly bu nası güzel bir aşk böyle” dedi. “B” si fazla; “öyle” dedim…

Aldı kız:

Yani böyle “elleri olmamasına rağmen” kızı sevmiş diyosuunn diil mi?

Aldı aşık:

(davudi ses tonuyla) Ha ha ha. İlahi Badegül.

(davudi ses: ilgilenenler için bakınız kız tavlama sanatı, ünite 2: “ses tonu ve etkileyici konuşma”.)

(Ayrıca ısrarla ilgilenenler için ünite 1: “Woody Allen, 3 numaralı bakış nedir, ne değildir”)

Aldı kız:

Böyle bir aşka gülmeni anlayamıyorum Fly. Hayvansın sen. Ayrıca öyle ilahi şeylerle dalga geçilmez. Yan umarım.
- - -

Yanmıyor muyuz sanıyorsun?

- - -
Demirspor tarihiyle yaşıt olmasa da, kişi eğer ona aşıksa, uzun süredir aşkına bu tarz bir cevap alıyordu Mavi Şimşek’ inden. Kız ısrar ediyordu anlayamamakta ki beklenen hiçbir zaman katıksız şampiyonluklar, aşkına yüzde yüz karşılıkmış gibi görünen kupalar değildi aslında.

Ama birazcık ilgi, vazgeçtim, biraz saygı aşka… “Onur” diye bir şey vardı, ne oldu ona? (Onur abi murakıp olmuş, tebrikler)

Efendim hatırlayan olacaktır mutlaka, geçen senelerin acısıyla bir pankart yaptırmak istemişti bu deli yürek. Son yıllarda yaşanan acıların hülasasını anlatan, devasa bir çığlık. Ama burada olduğu gibi edebi değil, tam anlamıyla galiz kelimelerle oluşturulmuştu. Kapitali oluşturmak için (var olsun) vertumnus katkı yapacağına söz vermişti. Sonra zaman geçti, acı hafiflemedi ama aşk ağırlaşmaya başladı yeniden, sonra yeniden yalnızlık ve şu söz oluştu kendiliğinden:

Mavi şimşeklerden hor kullanılmış ikinci el…

Ancak bu sene başında gördüklerim sonucunda bu pankartı önermek bile istemedim. Başarıyla falan alakası hiç yok, hem açıkçası bu sene somut başarılar elde edilemeyeceğini düşünüyorum ama atılan bazı adımlar örselenen ruhlarımızı bir parça olsun parlatacak gibi sanki. “Sezon açılışı - Livorno açılımı, Muahhrem Gülergin ruhu - forma hareketi, su topuna ve öz kaynaklara dönüş” bu adımların birkaç tanesi. (Ha bir de iletişim yayınlarından çıkan bir kitap var ki, oluşum sürecinde hiçbir katkım olmadığından, o adımı kafamın üstünde hissettim. Neyse ki ayaklarında vidalı krampon yoktu. Helal olsun beyler.)

İşte bu örselenmiş ruhların cilalanması noktasında hem yeni sezonu kutlamak, hem de her daim buralarda olduğumu hatırlatmak (hatırlamak belki de) için kaleme alınmıştır bu yazı. Bir de yazının girizgahını oluşturan şarkının sonunun böyle olmaması dileğiyle elbet:

“Her şeyimi uğruna ben boş yere mi verdim Demirspor…!”

---FİN---

Not: 31.03.2008 tarihinde belkide sitedeki ilk veya ilk sıralardaki konuk yazılardan birini yazmışım. Arayı bu kadar açtığım için üzgünüm.

Not II: Burada yazdıklarım hiç kimseyi bağlamaz; ben dahil! Ayrıca yazı şeklim sitenin genel tadından biraz farklı gibi görünebilir. Discovery Channel da bir dönem “çeşitliliği kutlayın” diye bir şey vardı ya hani, ben onu kendime motto edindim. Hatamın farkındayım. Saygılar.

Not III: “İyide kardeşim, niye yazdın?” diyenlere cevabımdır, arz ederim:

Yazı kalır, Kemal Uçar…

Sabredip de okuyana, yayınlayana teşekkürler.

Görüşmek üzere…

fly

Yorumlar

mustava dedi ki…
varlığını ta istanbullardan da olsa duymak güzel. sağolasın kardeşim...
Onur BİÇER dedi ki…
Teşekkür ederim Kemal. Yazın için de eline sağlık.
serdanka dedi ki…
Kemal iyi ki varsın, tek deli deli yazan ben değilmişim buralarda, sağol :)))))))))))
mustava dedi ki…
deliden yana elimiz oldukça bol çok şükür :D
kebabman dedi ki…
Kemal sagol pasam..Okudum,okudum,okudum..En son cumleye kahkahayi patlattim.Yazi kalir,kemal Ucar :-))) Bizde hayirli ucuslar dileriz :-))))
kemal dedi ki…
cümleten teşekkürler ; )

"yıl aşırı" böyle ufak tefek karalayarak günah çıkarıyoruz işte...

görüşmek üzere...

fly

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ