Ana içeriğe atla

Perşembe Konukları #10 : Aytaç Uslupehlivan "Sevgiliye İlan-ı Aşk Eder Gibi..."

-------------------------------------------------------------------------------
Her hafta Perşembe günleri,"Perşembe Konukları" köşemizde demirgibiyiz@gmail.com adresimize o hafta gelenler içerisinden bir yazıyı, "konuk yazarımız"ın yazısı olarak blogumuza taşıyoruz. Tüm okurlarımız yazılarını demirgibiyiz@gmail.com 'a gönderebilirler.

Bu hafta Perşembe konuğumuz uzaklardan yazıyor bize; blogumuzla fotoğraflarını birçok kereler paylaşan, Litvanya'yı Demirsporlu yapan Aytaç Uslupehlivan. Bize 3 parça halinde gönderdiği metinleri, tek bir Perşembe yazısı haline getirdik. Aytaç Bey, son derece önem verdiğimiz Euro 2016 adaylığı ve adaylık kapsamında Adana'nın durumuna değinmiş öncelikle. Dibimizdeki Kayseri, Kadir Has Stayumu'nu tamamladı. Trabzon ve Kocaeli'nde yeni stadyumlar projelendirildi, aşağıda fotoğraflarını göreceksiniz. Euro 2016 için "Adana" isminin mutlaka geçmesi ve bir söylenti haline gelen yeni stadyum konusunda artık ciddi adımlar atılması şart.

Euro 2016 konusunda hep beraber elimizden gelen her şeyi yapma sözümüz ve Aytaç Bey'e teşekkürlerimizle yazısını yayınlıyoruz

-------------------------------------------------------------------------------
SEVGİLİYE İLAN-I AŞK EDER GİBİ
Aytaç Uslupehlivan


Öncelikle herkese selamlarımı ve sevgilerimi iletiyorum, ben Litvanya'dan Aytaç Uslupehlivan. Blogunuzda yazmış olduğunuz 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası için stadyum konusu çok yerinde bir tespit.

Euro 2016 Aday Ülkeler : Türkiye, Fransa, İtalya, Norveç-İsveç (beraber)

Daha önce de Türkiye ve Yunanistan'ın ortaklaşa başvuru yaptığı zamanlarda ben bu konuyu yakından takip etmiştim. Stadyumların yapılacağı kentler hemen hemen belli olmuş fakat son bir kent kalmıştı, belli olan kentler arasında Adana yoktu ve işin ilginç tarafı son kent için de Adana'nın ismi geçmiyordu. Ben de bir yazı hazırlayıp Adana'daki yerel basının genel koordinatörlerine durumu bildirdim. İl yönetimi (Belediye, Valilik, Gençlik Spor İl Müdürlüğü) yerel medya, sivil toplum örgütleri,halk ve hiç bir zaman olmadığına inandığım ulusal lobimizin (!!!) el ele verip bu konuyla ilgili gerekli mücadeleyi vermemizin önemini anlatmaya çalıştım.

Ne yazık ki o zamanlar bu bireysel çabam sonuçsuz kaldı. Ama şimdi kentin sorunlarını sadece spor konusuyla sınırlandırmadan, bu sorunları güncel konulara maziden de örnekler vererek dile getiren akıllı, bilinçli ve bir o kadarda Adana sevdalısı bir oluşum var '' Ankara Tayfası''…Neden olmasın, bu kıvılcım hiç sönmeyen bir aleve neden dönüşmesin, inanırsak başarabiliriz, bugün biriz belki yarın bin oluruz. Davasına inanmış bir halkın karşısında hiç bir güç duramaz...

Trabzon'da yapılacak yeni stadyum. Akyazı sahilinde deniz doldurularak inşa edilecek. 40,000 kişilik kapasite planlanıyor. 2011 yılında hizmete girecek

"Yeniköy Spor Kenti" projesi kapsamında, Kocaeli'nde yapılması planlanan yeni stadyum. Kapasite: 33,000. Kocaelispor Tesisleri'nin de Spor Kenti'ne kaydırılması düşünülüyor.

Aslında ilk başta ben de sizleri eleştirdim özellikle Alanya maçıyla ilgili olarak yazınızda ''taraftar müsvetteleri'' tanımı son derece ağır ve yakışıksız idi, ama buna rağmen ben her zaman farklı görüşlerin zenginlik getireceği inancını taşırım, her zaman yaptıklarınızı hayranlıkla takdir etmişimdir ve bundan sonra da öyle olacaktır, çünkü Adana Demirsporumuzun sizin gibi sadık ve bilinçli taraftarlara ihtiyacı var. Benim size önerim bundan sonra da aynı heyecan ve istekle özgürce düşüncelerinizi açıklamanız, her türlü eleştiri gelecektir fakat siz doğru bildiğiniz yoldan ayrılmayın ama bunu yaparken seviyemizi korumamız lazım değil mi? Şimdi daha sıkı birbirine bağlı olmalıyız, biz bu takımı karşılıksız sevdik, Ankara Tayfası da öyle…

Adana Demirspor’a gelince… Adana Demirspor'u nasıl anlatabilirim ki? Her defasında denedim, aklıma eski günler gelir gözlerim dolar duygular yoğunlaşır... Sanki bir sevgiliye ilan-ı aşk eder gibi titrer elim ve melankolik bir ruh hali sarar beni… Zordur Şimşek’i yazıya dökmek, beceri ister bazen de cesaret… Şadırvan’ın önünden geçerken heyecanlanmaktır Demirspor, istasyondaki kulüp binasıdır, Metin Türel'in Mavi-Lacivert çubuklu formaya olan aşkıdır, Deli Hüseyin'in nam-ı diğer Balık'ın sesini hatırlayınca hüzünlenmektir, stada doğru yürürken adımların hızlanmasıdır…

"Deli" Hüseyin (Mavilacivert.com arşivinden)

Heyhat hayat! Nasıl bir bağlılık, ah nasıl bir aşk bu! Yeri geldi kanla yeri geldi gözyaşıyla damla damla süzüldü şiirlere, asla bitip tükenmeyecek karşılıksız sevginin renkleri yazıldı yüreklere MAVİ LACİVERT !!! Böyle bir aşk işte bu, zor gelir yürekten dile…

Saygılarımla,
Aytaç USLUPEHLİVAN
Vilnius/LİTVANYA

Yorumlar

Jose Marti dedi ki…
Güzel düşünceleriniz, değerli eleştirileriniz(Alanya maçı sonrası ifadelere dair),onore edici cümleleriniz için teşekkür ederim.
Sevgili Deli Hüseyin'in resmini görünce garip oldum. "Hakeeeeeem" diye bağırışı kulaklarımda. Tprağı bol olsun..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Sezon Değerlendirmesi-I

 Sezon sonunda genel bir değerlendirme yapma zamanı; daha sonra oyuncular için de ayrıca bir yazı düşünüyorum.  28 yıl sonra yükseldiğimiz Süper Lig'te beklediğimizin üstünde bir performans sergilediğimiz açık. Ama bir yandan da sezon içindeki yükselişleri düşündüğümüzde sezon sonunda buruk bir tat var ağzımızda. Daha iyisi olabilirdi fikri... Son 6 haftada 5 mağlubiyetle başaltından orta sıralara savrulmak can sıktı. Geçen sezon şampiyonluk yolunda çok iyi ilerleyen haftalar, bu kez Süper Lig'te, "neyse bu kadarı da yeter" günlerine dönüştü.. Yine de Başkan'ın sezon içinde ifade ettiği ilk 10 hedefini gerçekleştirmiş olduk. 38 maçlık sezonu 15 galibiyet 10 beraberlik 13 mağlubiyet; 60 atılan ve 47 yenen gol ile 55 puanla 9. sırada tamamladık. 24. haftada 3. sıraya kadar yükselmişken sert bir düşüş oldu. Son haftadaki 7-0'lık Göztepe galibiyeti gol sayısını uçurdu. Balotelli 5 golle yıldızlaştı ve bir maçta en çok gol atan yabancı oyuncumuz oldu. Bu sonuç kend