Ana içeriğe atla

Perşembe Konukları #7 : Semih Erol "Demir gibiyiz, Demir gibisiniz, Demir gibi oldum..."

-------------------------------------------------------------------------------
Her hafta Perşembe günleri,"Perşembe Konukları" köşemizde demirgibiyiz@gmail.com adresimize o hafta gelenler içerisinden bir yazıyı, "konuk yazarımız"ın yazısı olarak blogumuza taşıyoruz. Tüm okurlarımız yazılarını demirgibiyiz@gmail.com 'a gönderebilirler.

Bu hafta Perşembe konuğumuz, Semih Erol, bir Eskişehir sevdalısı. Bize gönderdiği mailde Eskişehir Demirspor'dan söz etmiş ve Demirsporluların kardeş olduklarına vurgu yapmış. Kesinlikle katılıyorum, Demiryolları geleneğini taşıyan tüm Demirsporları kardeş olarak görüyorum, tüm Demirsporları seviyorum...

Semih Erol'a teşekkürlerimizle, yazısını, eklediğimiz görsellerle yayınlıyoruz...

-------------------------------------------------------------------------------
DEMİR GİBİYİZ, DEMİR GİBİSİNİZ, DEMİR GİBİ OLDUM
Semih Erol

Dem dem dem, sin sin sin, dem sin dem sin dem!

Biz de demiryolcu, Demirsporlu, o yolun kavgasındaki Es-Es' li bir işçinin çocuğu olduğumuz için az çok biliriz bu tezahüratları…

Bizde, Şimşekler “kırmızı” haliyle ve büyük abi olma vasfıyla Eskişehirsporumuzundur. Bu blogla tanuştım tanışalı da hem Şimşeklerin Mavisi'ne tutuldum, hem de Demirsporluluk kültürünün bütün bir şehre ve bu blog vasıtasıyla internet alemine yayılmasıyla Adana Demirspor'a yabancı kalmadık, uzaktan taraftarı olduk, her haftasonu eğer bir meyhanede Es-Es maçı izlemiyorsak internetten sizleri de takip ettik.

Çok arabesk gibi gelmişti ilk duyduğumda ya gerçekten de biz sevinmek için sevmemişiz. 23 yaşına geldiğinde o ilk kez alınan Es-Es formasını giydiğindeki sevinç, "Eğer 1. Lige çıkarsak Beytepe'ye de bununla giderim" derken ki o anlık düşünce, A ligine çıkışımız sonrası Kızılay'a giderken eski kuşakların Es-Es atkılarını görünce verdikleri güzel tepkiler ve "Çıktınız mı?" diye sormaları ve severek takip ettiğimiz blogunuzdaki (buna da güzel Türkçe bi isim bulmak lazım) yazılar sonrası bende de zaten varolan ama tekrar sizin sayenizde geri döndüğüne kanaat getirdiğim Demirsporluluk kültürü.

Doğamız gereği demiryolu işçilerinin ve bu takımlara gönül verenlerin sevdalıları olarak kardeş takım sayılmamız gerekir. Hatta naçizane bi önerim blogda "Kardeş Takımlardan Haberler" diye sonuç geçmek lazım. Olur ha temennimiz Dem-Dem üst liglere çıkarsa yukardaki tezahüratı bu sefer Eskişehirli kardeşleriniz için bloga yazmanız ve haber vermeniz. Ne kadar çok Dem-Dem, Şeker, Kardemir boy gösterirse üst liglerde, o kadar çok çıkacak işte "ayak takımı!"nın sesleri ve onlar sahiplenecekler kentlerini ve takımlarını.

Hani arada yazardı ya Feridun Düzağaç ve İbrahim Altınsay abimiz, Es-Es'li, Adana Demirspor'lu, Zonguldakspor'lu o efsane lige kadronun ilk üçünü tamamlamak, 1. Lig'i seyircisiz, kültürsüz takımlardan kurtarmak için, "İstanbul'da Paşabahçe, sıra sende Fenerbahçe" tezahüratını trenlerine yazmış taraftarımızın büyüklüğünü o İstanbul beyfendilerine! göstermek için geleceğiz!

Yorumlar

Hüseyin A. dedi ki…
Feridun Düzağaç'ın Kozan'lı olduğunu söylemeden geçemeyecegım hatta Diyarbakırspor'un forveti Ömer Yalçın ile kuzandirler:)
çok güzel bir yazı olmuş gönderenin yayınlayanın eline sağlık..
Adsız dedi ki…
Semih Bey,

Biz zaten bütün Demirsporlular kardeş takımız.Trenler, Demiryolları ve Demirspor bizim ortak paydamızdır. O yüzden bu sene örneğin ben,bizim Demirspor çıkamıyor olsa da, Ankara Demirspor'un bir üst lige çıkmasını tüm kalbimle istiyorum.


Merih Güvenç
Semt Aşığı dedi ki…
İstanbul'da Paşabahçe, sıra sende Fenerbahçe

bu paşabahçe olayı nedir?

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Sezon Nasıl Bitecek?

 Sezona puan alarak başlayan gençlerimizin yarattığı umut 3 haftada söndü. Geçen seneki Hatay galibiyeti gibi bir anlık parlama bizi mutlu etmişti ama devamı gelmedi. Gol atamadan, neredeyse pozisyon üretemeden geçen 2 haftadan sonra iç sahada alınan 8-1'lik tarihi mağlubiyet, üstüne 6 puan daha silme cezası ile Milli maç arasına oldukça moralsiz girdik. Küme düşmenin en güçlü adayı olarak başladığımız sezonda ligi tamamlayamama ihtimaline geldik.  Bu tablonun 1 numaralı sorumlusu Murat Sancak ve ekibi, sessiz. Artık eleştirilere, hakaretlere maruz kalmaya alışmışlar gibi, cevap bile vermiyorlar. Göstermelik Başkan istifa ederken, zaten çok daha önce TFF sayfasında Başkan'ın ismi Ali Sancak olarak güncellenmişti. Bu neyin istifası, anlamadık.  Daha Eylül ayındayken, sezon nasıl bitecek, az çok belli oldu durum. Ama kötü bitecek olan, sadece sezon değil anlaşılan...