Tarihte Adana Demirspor serisine Disconnectus Erectus'un katkıda bulunması sonrasında günü nostalji günü ilan edip geçmişte bisiklet takımımızın bile var olduğunu, hatta başarılı bir takım olduğumuzu da bari bugün gösterelim, dedim. Umarım okuyucuları fazla boğmamışızdır.
Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...
Yorumlar
Takımların ilk kurulduğu yıllarda, kurum içi rekabetin kontrol altında tutulabilmesi için, güreş-bisiklet-atletizm gibi branşlara daha çok önem verilmiş. Takımda birbirini geçme hırsı yerine, herkesin kendi alanında en iyi derecesi vermesi için çalışılmış. Bu Beden Terbiyesi Kanunu'nda da açıkça görülüyor. Yani dönemin ruhuna sirayet eden ve tabii devletin kurucu ilkelerinden beslenen bir düşünce. Sporcuyu, toplumsal olarak da sağlıklı tutabilmek için rekabetin önüne geçilmeye özen gösterilmiş. Hatta futbol, gerek bedensel gerekse toplumsal sağlığa pek birşey katmadığı için birçok yazıda açıkça kötüleniyor. Tenis, kadın ve erkeklerin bir arada oynayabileceği bir aile sporu olarak övülüyor! (Tenis takımımız yoktu ama masa tenisi takımımız vardı.)