17 Şubat 2009

Seçimlerin Gölgesinde Spor...

Yerel seçimler yaklaştıkça seçimlerde önemli bir belirleyiciliği bulunan spor da sıkça dillendirilmeye, adayların vaatlerinde ön plana çıkmaya başlıyor. Seçimler bitince de bunların çoğu genel seçimlere kısa bir süre kalana değin unutuluyor. Sonrasında yeniden buzluktan aynı yemek çıkarılıp bu kez milletvekillerince pişirilip önümüze sunuluyor. Döngüsel olarak süreç kendini yeniliyor, dişliler gıcır gıcır ve tıkır tıkır çalışıyor.

Bu vaatlere bir örnek de AKP Belediye Başkanı Adayı Mehmet Ali BİLİCİ tarafından verilmiş. Kim seçilirse seçilsin şu zinciri kırsın isterim ama kim neden kırsın ki bu zinciri?!! Kendisine bağlı ve muhtaç takımlar her zaman oy potansiyeli oluştururken, güçlü, ayakları üzerinde duran takımlar el açma ihtiyacı duymayacaklarından siyasete de mesafeli yaklaşma "tehlikesini" taşıyorlar. Her neyse konuyu dağıtmadan tekrar başkan adayına döneyim. Demiş ki;

"Adanaspor’a Demirspor’a para aktarmakla spora hizmet verdiklerini sananlar kendilerini kandırıyorlar. Her şeyde olduğu gibi istikrarı gözardı ediyorlar. Kalıcı gelir sağlamak yerine, saman alevi gibi sönen desteklerle göz boyamaya çalışıyorlar. Çin atasözünde olduğu gibi ‘Bir adama her gün balık ikram edeceğine, ona balık tutmasını öğretirsen daha makbule geçer.’ Adana sporuna tüm branşlarda kucak açacağız, yalnızca futbolda değil. Atletizmin, Güreşin, Yüzmenin, Halterin yıllar öncesi öncülüğünü yapmış olan Adana’yı o eski anlı şanlı günlerine nasıl döndürüleceğinin bilinciyle yola çıkacağız.”

Bu vaatler henüz bir proje ile desteklenmiş değil. Vaat, konuşma, laf. Hepsini daha önce de duyduk. Uygulamaya ise aç kaldık. Ümitsizce bekleyeceğim. Bir de geçmişin siyasete alet edilmesi kısmı var verilen vaatlerde. Önce kendi sitemimi yazayım sonra da sözleri alıntılayayım.

Geçmişinden giderek kopan, umarsız ve habersiz nesillerin büyüdüğü bir kentte geçmişi kullanarak siyaset yapmak olsa olsa kemik sızlatır.

"İsmail Yoylu, Dişi çürük Kemal, Zanapalı Hanifi, Mehmet Kartal, Mehmet Çelebi, İbrahim Solmaz, Abdurrahman Çay, Mustafa Kurt isimleri gibi efsaneler unutuldular. Bunların adını anan var mı? Necdet İstanbullu, Sedat Akkaş, Atilla Binöz, Yıldıray Pağda, Turgay Kurt, hani neredeler? Mustafa Acet, Ünsal Fikirci, Ayhan Karataş, Muharrem Gülergin, yüzmenin diğer efsaneleri anılmıyorlar bile. Halter denildiğinde akla gelen Suvar kardeşlerin esamesi okunmuyor. Kim kime dum duma. Biz geçmişte spora hizmet verenleri unutturmamak için her şeyi yapacağız. Bunun çözümü de kurulacak “Adana Spor Müzesi” olacaktır. Resimler, gazete küpürleri albümlerde solup gideceğine, kurulacak spor müzesinde sergilenerek anılar, olaylar ve başarılar yaşatılacaktır. Unutmamak varolmak demektir. Yeni nesile geçmişin övünç öykülerini anlatmanız için belge gerek. Bunu da spor müzesi sağlayacaktır."

Başarılar müzelik olmuş, şehir müzelerden habersiz, birileri çıkıyor siyasetini yapıyor, oyunda hep aynı perde açılıyor, hep aynı perde kapanıyor.

Kaynak: adanafutbolum.blogspot.com

1 yorum:

serdanka dedi ki...

En azından ZANAPALI isminin burda oluşu kanımca beni çok fena yaptı, duygulandırdı...