14 Aralık 2008

Bir Mektup...

Behçet Kurtiç abimizin "Suya Yazılanlar - Yenilmez Armada" isimli kitabını okuyorum şu sıralar. Akıcı ve heyecanlı üslubuyla sayfalar, su üzerinde kayan kulaçlar gibi kayıyor gidiyor. Günlerdir 50-60'ların Adanasında geziniyorum; kah havuzda veya stadyumda, kah eski sinemalarda, çarşılarda, baraj civarındaki tarlalarda geziniyorum, o günlere öykünerek...

Öykünmelerim, kitabı Ankara'da ikamet eden Kemal Nadirler abimiz ile buluşturduğumda daha da arttı. Kendisinden bir e-posta aldım, müsaadesiyle noktasına dokunmadan aşağıya aktarıyorum.

Sevgili Mustafa merhaba,

Dün "Suya Yazılanlar" isimli kitapları teslim aldım, zahmetleriniz için çok teşekkür ederim. Alır almaz da hemen 8-10 sayfasını yutarcasına okudum. Merak ettiğiniz konuya gelince; Doğum yılım 1945, Doğum yerim Adana. Demirsporlu olmamam mümkün değil bu sebepten. Tabii bizimkisi bugün herkesinki gibi takım tutmak değil. 1950 lerin 1960 ların o efsane Demirspor'u kalbimizde taht kurmuştu ve unutulmaz anılar yaşattı bize. O zamanlar biz hep Selami derdik, Kartal Yaşar derdik hep oyunculara mal ederdik başarıyı ama sonradan biraz daha aklımız ermeye başlayınca Adana'daki o dönemlerdeki başarıların baş oyuncusunun Muharrem Gülergin hoca olduğunu anlamıştık. Ne yazık ki bu kadar değerli bir hocayı Türkiye'de kimse tanımaz; bilhassa gençler hiç tanımaz onu bugün.

Yine o tarihlerde Adana'da yalnız futbolda değil, çeşitli spor dallarında elde edilen başarılar inanılmaz derecede fazla idi. Başta yüzme olmak üzere boksta, atletizmde de başarılar elde ediliyordu. 57 kg Türkiye boks şampiyonu İsmet Atıcı ile aynı sınıfta okumuştuk. Spora, şampiyonluklara çok yakındık, iç içeydik. Hele yüzme müsabakalarını ağzımız açık kendimizden geçerek hayranlıkla seyrederdik. Şiir gibi yüzerlerdi. Yazın 4-5 aylık bir çalışmayla, bütün yıl açık-kapalı havuzlarda aralıksız çalışan Avrupa ülkelerinin yüzücüleri ile boy ölçüşürlerdi. Onlar kahramanlarımızdı; onlarla iftihar ederdik, memleketimizle gurur duyardık.

Adana'ya son gidişimde havuza uğradım, kapalı olduğunu söylediler. 50 yıl önce sahip olduğumuz bir havuza 50 sene sonra en az beş havuz daha eklenmesi gerekirken, mevcudu bile koruyamışız ne yazık!Doğrusu hayal kırıklığına uğradım. Barajda kanallarda da yüzme yasaklanmış. O zamanlar gençler havuza gitme imkanı yoksa bile hiç olmazsa ırmakta, barajlarda, kanallarda yüzerdi, antrenman yapardı. Gençlerin önü açılacağına yasaklar konmuş, imkanları yok edilmiş. Herhalde siyasetçiler güreşten ve halterden başka dallarda gençlerin başarı kazanmasını istemiyor. Başarılı gençlerimizle gurur duymamızı istemiyor. Spor demek, sağlıklı vücut, sağlıklı kafa demek, iyi ahlak, iyi karakter demek, dayanıklılık demek kendine güven demek, arkadaşlık dostluk barış demek, ülkemizin milyonlarca dolarla elde edemiyeceğiniz tanıtımı demektir. Ben Futbolla pek fazla ilgilenmiyorum; çünki futbol artık para ve siyasetle doğrudan alakalı oldu. Amatörlükten uzaklaştı, ruhsuzlaştı. Futbolün ülkemizi tanıtım misyonuna önem veriyorum sadece. Mesela, Fatih Terimli Galatasaray'ın Avrupa'da elde ettiği UEFA ve Süper Kupa'nın Türkiye'nin tanıtımına yaptığı katkıları kimse inkar edemez herhalde.

Canım kardeşim Behçet Kurtiç, nisyan ile malül olan hafızayı beşere, o günleri tekrar hatırlatmak için paha biçilmez bir zaman harcamış, önemli bir görev yerine getirmiş. Bizim görevimiz de bu kitabı okumak ve okutturmak olmalı diye düşünüyorum.

İyi günler, selamlar...

Kemal Nadirler


1 yorum:

Semt Aşığı dedi ki...

"Futbolla pek fazla ilgilenmiyorum; çünki futbol artık para ve siyasetle doğrudan alakalı oldu. Amatörlükten uzaklaştı, ruhsuzlaştı."
ben yıllardır bunu savunuyorum.Bu kitabı bulmam lazım.