Ana içeriğe atla

Bir Mektup...

Behçet Kurtiç abimizin "Suya Yazılanlar - Yenilmez Armada" isimli kitabını okuyorum şu sıralar. Akıcı ve heyecanlı üslubuyla sayfalar, su üzerinde kayan kulaçlar gibi kayıyor gidiyor. Günlerdir 50-60'ların Adanasında geziniyorum; kah havuzda veya stadyumda, kah eski sinemalarda, çarşılarda, baraj civarındaki tarlalarda geziniyorum, o günlere öykünerek...

Öykünmelerim, kitabı Ankara'da ikamet eden Kemal Nadirler abimiz ile buluşturduğumda daha da arttı. Kendisinden bir e-posta aldım, müsaadesiyle noktasına dokunmadan aşağıya aktarıyorum.

Sevgili Mustafa merhaba,

Dün "Suya Yazılanlar" isimli kitapları teslim aldım, zahmetleriniz için çok teşekkür ederim. Alır almaz da hemen 8-10 sayfasını yutarcasına okudum. Merak ettiğiniz konuya gelince; Doğum yılım 1945, Doğum yerim Adana. Demirsporlu olmamam mümkün değil bu sebepten. Tabii bizimkisi bugün herkesinki gibi takım tutmak değil. 1950 lerin 1960 ların o efsane Demirspor'u kalbimizde taht kurmuştu ve unutulmaz anılar yaşattı bize. O zamanlar biz hep Selami derdik, Kartal Yaşar derdik hep oyunculara mal ederdik başarıyı ama sonradan biraz daha aklımız ermeye başlayınca Adana'daki o dönemlerdeki başarıların baş oyuncusunun Muharrem Gülergin hoca olduğunu anlamıştık. Ne yazık ki bu kadar değerli bir hocayı Türkiye'de kimse tanımaz; bilhassa gençler hiç tanımaz onu bugün.

Yine o tarihlerde Adana'da yalnız futbolda değil, çeşitli spor dallarında elde edilen başarılar inanılmaz derecede fazla idi. Başta yüzme olmak üzere boksta, atletizmde de başarılar elde ediliyordu. 57 kg Türkiye boks şampiyonu İsmet Atıcı ile aynı sınıfta okumuştuk. Spora, şampiyonluklara çok yakındık, iç içeydik. Hele yüzme müsabakalarını ağzımız açık kendimizden geçerek hayranlıkla seyrederdik. Şiir gibi yüzerlerdi. Yazın 4-5 aylık bir çalışmayla, bütün yıl açık-kapalı havuzlarda aralıksız çalışan Avrupa ülkelerinin yüzücüleri ile boy ölçüşürlerdi. Onlar kahramanlarımızdı; onlarla iftihar ederdik, memleketimizle gurur duyardık.

Adana'ya son gidişimde havuza uğradım, kapalı olduğunu söylediler. 50 yıl önce sahip olduğumuz bir havuza 50 sene sonra en az beş havuz daha eklenmesi gerekirken, mevcudu bile koruyamışız ne yazık!Doğrusu hayal kırıklığına uğradım. Barajda kanallarda da yüzme yasaklanmış. O zamanlar gençler havuza gitme imkanı yoksa bile hiç olmazsa ırmakta, barajlarda, kanallarda yüzerdi, antrenman yapardı. Gençlerin önü açılacağına yasaklar konmuş, imkanları yok edilmiş. Herhalde siyasetçiler güreşten ve halterden başka dallarda gençlerin başarı kazanmasını istemiyor. Başarılı gençlerimizle gurur duymamızı istemiyor. Spor demek, sağlıklı vücut, sağlıklı kafa demek, iyi ahlak, iyi karakter demek, dayanıklılık demek kendine güven demek, arkadaşlık dostluk barış demek, ülkemizin milyonlarca dolarla elde edemiyeceğiniz tanıtımı demektir. Ben Futbolla pek fazla ilgilenmiyorum; çünki futbol artık para ve siyasetle doğrudan alakalı oldu. Amatörlükten uzaklaştı, ruhsuzlaştı. Futbolün ülkemizi tanıtım misyonuna önem veriyorum sadece. Mesela, Fatih Terimli Galatasaray'ın Avrupa'da elde ettiği UEFA ve Süper Kupa'nın Türkiye'nin tanıtımına yaptığı katkıları kimse inkar edemez herhalde.

Canım kardeşim Behçet Kurtiç, nisyan ile malül olan hafızayı beşere, o günleri tekrar hatırlatmak için paha biçilmez bir zaman harcamış, önemli bir görev yerine getirmiş. Bizim görevimiz de bu kitabı okumak ve okutturmak olmalı diye düşünüyorum.

İyi günler, selamlar...

Kemal Nadirler


Yorumlar

Semt Aşığı dedi ki…
"Futbolla pek fazla ilgilenmiyorum; çünki futbol artık para ve siyasetle doğrudan alakalı oldu. Amatörlükten uzaklaştı, ruhsuzlaştı."
ben yıllardır bunu savunuyorum.Bu kitabı bulmam lazım.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Sezon Nasıl Bitecek?

 Sezona puan alarak başlayan gençlerimizin yarattığı umut 3 haftada söndü. Geçen seneki Hatay galibiyeti gibi bir anlık parlama bizi mutlu etmişti ama devamı gelmedi. Gol atamadan, neredeyse pozisyon üretemeden geçen 2 haftadan sonra iç sahada alınan 8-1'lik tarihi mağlubiyet, üstüne 6 puan daha silme cezası ile Milli maç arasına oldukça moralsiz girdik. Küme düşmenin en güçlü adayı olarak başladığımız sezonda ligi tamamlayamama ihtimaline geldik.  Bu tablonun 1 numaralı sorumlusu Murat Sancak ve ekibi, sessiz. Artık eleştirilere, hakaretlere maruz kalmaya alışmışlar gibi, cevap bile vermiyorlar. Göstermelik Başkan istifa ederken, zaten çok daha önce TFF sayfasında Başkan'ın ismi Ali Sancak olarak güncellenmişti. Bu neyin istifası, anlamadık.  Daha Eylül ayındayken, sezon nasıl bitecek, az çok belli oldu durum. Ama kötü bitecek olan, sadece sezon değil anlaşılan...