Sezonun bitişinin ardından geçen bir buçuk aylık sürede çeşitli olumlu ve olumsuz gelişmeler oldu. Hem kayıtlara geçmesi hem de hafız tazelemek adına kısaca değinelim bunlara:
Tabii ki üzücü olaylardan en önemlisi, Haziran ayı başında tribünümüzün renkli simalarından Aycan Soylu arkadaşımızın vefat etmesi oldu. Her ne kadar (ve her nasılsa) onca yıl tribünde denk gelmemiş olsak da internet üzerinden iletişimim vardı kendisiyle. Sosyal medyada geniş bir çevresi olan, pek çok kişinin güzel hatırlarla andığı bir arkadaşımızdı. Niğde'de düzenlenen cenazesine katıldım. Ailesine ve sevenlerine yine yeniden başsağlığı dileyelim...
7 Haziran'da tribünün düzenlediği Yaşasın Demirspor yürüyüşü Adana'da geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Kenti ayağa kaldırmak, Demirspor'un sahipsiz olmadığını göstermek adına taraftar en güçlü tonda yine sesini duyurdu. Ancak beklenen yankı tam olarak gerçekleşmedi. Adana milletvekilleri ve işadamları yeni seçilen FB başkanını ya da Süper Lig şampiyonunu kutlamaya devam ettiler. Bu gelişmeler taraftardan gerekli tepkiyi gördü.
Bu sezon mücadele edeceğimiz 2. Lig Beyaz Grup'ta rakiplerimiz belli oldu. Yine ülkenin farklı kentlerinde, kimisiyle uzun yıllar önce denk geldiğimiz, kimisi adını yenileyen, kimisi eski kent takımlarıyla karşılaşacağız. Grupta geçen sene 2. Ligten yükselmeye yaklaşan ve iyi kadro kuran takımlar var. Bu sene neler olacağı henüz belirsiz tabii. 3. seviye bu lig bize yakışmıyor ama orada kalmak bile başarı hanesine yazılacak. Şu an için ilk beklenti, eksi puanla lige başlamamak...
İyi gelişmelerden biri, Sarıyer İçecek'le devam eden sponsorluk anlaşması kapsamında mavi-lacivert kutuyla Adana Demirspor ürününün piyasa sürülmesi oldu. Taraftar ona da yine yoğun ilgi gösterdi.
Dünya Kupası gündemiyle, ligler ve transferler şimdilik ikinci planda... Milli Takımın ilk iki maçtaki kötü performansla elenmesi üzücü bir diğer detay oldu. Montella'nın kadro tercihleri, müdahaleleri çokça eleştiri aldı. Montella'nın üzülmesi bizi de üzdü; yoksa kadrodaki İstanbul takımları ve Dünya yıldızı(!) kontenjanıyla kendine yer bulan oyuncular umrumuzda değil. Milli Takım'ın üzerindeki siyasi gölge, takımın sahiplenilmesini zorlaştırıyor. Montella ile birlikte yüzümüzü yeniden onlara dönmüştük ama bizi hayalkırıklığına uğrattılar. Hocanın kadro üzerinde ne kadar etkili olduğu, bu kadronun tek başına onun kontrolünde olup olmadığı da tartışmalı bir konu.
Yorumlar