Ana içeriğe atla

Transfer Yasağı, Cezalar ve "Bilgilendirme"

 Kulübün ödemediği borçlardan dolayı transfer yasağı duyurularına bir de Avrupa Kupalarına katılım cezası geldi. https://www.uefa.com/news-media/news/028d-1ae9404b39ff-dbe4dd27df41-1000--cfcb-concludes-the-monitoring-of-overdue-payables-for-the/

Transfer yasağı duyuruları düzenli olarak yineleniyor; ödeme yapıldığında ceza kalkıyor. Şuradan kontrol etmek mümkün: https://knowledge.fifa.com/registration-bans

Futbolculara para ödemeyen ama twitterda taraftarlarla sürekli atışan Başkan'ın bu borçları ödemesini yani işini yapıp takımın cezalarını kaldırmasını bekliyoruz. Kulübün mali durumuna dair de resmi ve bir açıklama gerekli. Eğer bir şirketsek, hesapverebilir olma zorunluluğu var. Öncelikli olarak bize, bilet alın, forma alın, kombine alın diye muhatap olduğunuz ve sürekli posta koyduğunuz taraftara...

Bu konuyla bağlantılı bir diğer trajikomik durum da kulübün resmi hesabından her maç öncesi kadroda olmayanlara dair yapılan bilgilendirme mesajları. Kart cezalılarına bir şey diyemeyiz, onların da Balotelli'de olduğu gibi hesaplı kitaplı olduğunu tahmin etmek zor değil ama başta Emre Akbaba, Yusuf Sarı olmak üzere bu futbolcuları sakatlık yüzünden değil, paralar ödenmediği için oynamadığını gayet net biliyoruz. Bilgilendirme mesajı şu şekilde olmalı: "Şu oyunculara ödeme yapamadığımız için yine kadroda değiller"

Taraftar her şeyin farkında, bizimle dalga geçmeyin!

Paraları ödeyin Sayın Başkan; taraftarda aradığınız suçun bir kısmını da kendinizde arayın. Ödeyemiyorsanız, tartışmalar içinde daha da yorulmadan "Ethem Sancak'ın yeğeni" sıfatınıza geri dönün. Çünkü daha fazlasını size katan, bu camiaydı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Sezon Değerlendirmesi

 Bu sezon için saha içini konuşmak anlamsızdı ama yine de söylemek gerekir ki sahadaki mücadele o kadar da kötü değildi. Geçen sezon 2. ve 3. lig takımlarında kiralık oynayan oyuncularımızla idare ettik. Son haftalarda sahaya çıkacak kadroyu zor tutturduk. Sezon başıyla sonu arasında kadroda büyük değişimler oldu. Bütün bunların sorumlusu, paraları ödemeyen Murat Sancak ve yönetimiydi. Bir yerde patlama yapar diye umut bağlamadığımız genç oyuncular maçların belli anlarına kadar direnci ayakta tuttular. Ancak son bölümlerde oyundan düştük; kadro derinliği olmadığı için de en ufak kişisel hata, sakatlık ya da kart cezaları sonuca direkt etki etti. 2-0'dan öndeyken kaybettiğimiz maçlar oldu. Tabii rakiplerin bizim maçı çeviremeyeceğimizin farkında olmaları, her halükarda kazanırız düşünceleri kendi adlarına tempoyu yükseltmelerini engellemiş olabilir. Yine de şans faktörü yanımızda olsa puan alacağımız bir kaç maç daha vardı diye düşünüyorum. Sezon başında yazdığım gibi, şerefli mağlu...