Ana içeriğe atla

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım. 

Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı. 

Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde Altınordu'dan transfer Metehan da bekleneni veremedi. Genel olarak Altınordu'nun fazlaca şişirilmesinin sonuçlarından biri bu durum. Sanki sadece onlarda altyapı oyuncusu yetişiyormuş gibi bir gündemle beraber, oradan çıkacak her oyuncunun iyi olacağına dair bir beklenti oluşuyor.

Daha önce yazdığım gibi devre arası transferleri de bekleneni veremedi ve takımın ikinci yarıdaki düşüşünde toparlayıcı etki yapamadı. 

Yabancılardan yana yüzümüz güldü. Türkiye liglerinde yerli futbolcuların belli bir standartta olması nedeniyle yabancısı iyi takımların bir adım öteye gidebildiğini biliyoruz. Daha önce gelip giden pek çok yabancı oyuncunun etkisizliği yanında çeşitli iyi örnekler de mevcut. Önceki yıllarda Juninho ve Pote, geçen sene Pa Dibba'nın yaptığı olumlu etkiler bizim açımızdan bunun en net örnekleri. Biz de çok başarılı olamasa da farklı takımlarda tutunmayı başaran Attamah, Başakşehir'le şampiyonluk yaşadı; Kyseri ile kpa finaline yükseldi. Pa Dibba ve Ezeh alt ligte oynadığı takımlarda etkili oldu. Türkiye'ye yabancı oyuncu kazandırma konusunda Coulibaly'den kalma mirası sürdürmek açısından bunlar önemli noktalar. 

Kaleden başlamak gerekirse Muric'in sezonun en kritik isimlerinden olduğunu söylemek mümkün. Pek çok maçta onunla ayakta kaldık. İlk haftalarda Ferhat'ın yediği hatalı gollerden sonra kalecinin rolü ortaya çıkmıştı. Muric bu eksikliği giderdi. Eğer bu sezon kalmayacaksa onun yerini doldurmak zor olacak. Savunmada Svensson oldukça istikrarlıydı. Takımın eskilerinden Rassoul kariyerini bizde geliştirdi desek yeridir. Kendi yeri dışında başka pozisyonlarda da oynadı. Uzun süreli sakatlığında yokluğunu hissettik. Yükselen grafiğiyle onu takımda tutmak zor olsa da umarım iyi bir gelir getirerek mali anlamda da kazanç sağlar. Savunmadaki diğer yabancılardan Deli'nin performansı daha inişli çıkışlıydı. Savunma oyunlarındaki genel sorun, ayakla pas yaparak oyun kurmak ve pozisyon yerleşimi açısında geliştirmeleri gereken noktalar var. 

Bjarnasson oyuncu rotasyonunun içinde bekleneni hem oyun hem gol katkısıyla verdi. Tabii orta sahada en önemli katkı, yokluğunda daha çok hissedildiği üzere Stamboli'dendi. Kariyeri zaten üst düzey liglerde geçen bir oyuncunun yaşlılık döneminde daha alt düzey bir ligte aynı standardı tutturması genellikle zor olan bir durum. Ama futbolda çok belirleyici olan karakter, iş disiplini belli ki Stamboli de fazlasıyla varmış. Topla çok oynamadan, kritik müdahaleleri ve pas akışını sağlamasıyla böyle basit ama etkili oyuncular günümüz futbolunda asıl farkı yaratan isimler oluyor. Umarım onu da kadroda tutmayı başarırız. 

Vargas, asist kralı oldu; oyunu dikine oynamamızda etkisi çok fazlaydı. Espanyol'dan kiralık gelen Vargas'ı elde tutmak zor görünse de lige bu sene damga vuran oyunculardan biri olduğu kesin.

Türk oyunculardan geçen sene takıma katılan ama ilk bu sezon ilk haftalarda çok görev almayan Samet'in ilerleyen haftalarda yükselen performansı takımın yükselişinde etkili oldu. Biri kupa 3 golle hücumda da katkı verdi ki özellikle Beşiktaş maçındaki son dakika golü çok önemliydi. Yine de Trabzon maçındaki kötü performansı can sıkıcı bir hatıra olarak akıllarda kaldı. Geçen savunmacımız Tayyip 4. sezonunda seviyesini yükseltmeye devam etti. Samet'in yükselen performansı onu zaman zaman yedek bıraktı. Özellikle İkinci yarıda bu ikili savunmayı oluşturmaya başladı. Ama Samet-Tayyip ikilisinin birlikte tandemde olduğu maçlarda Konya, Kasımpaşa, Giresun, Alanya, Sivas, Malatya maçlarında yenildik. Alanya ve Fenerbahçe deplasmanı gibi kazandığımız maçlar olsa da bu dikkat çekici bir detaydı bence. Maçı takım olarak kazanıp kaybediyoruz ama yerli savunmacıların performansı görece daha düşüktü diyebiliriz. Savunmadaki eksiklerimiz ortadayken çoğu maçta 11'de çıkan Kaan'la erkenden yolların ayrılmasının olumsuz etkisi, son haftalarda yaşadığımız dağınıklık içinde hissedildi. 

Bu sezon savunarak değil atarak kazandık. Golü erken bulamadığımız maçlarda sorun yaşadık. Hücumda Akintola özellikle Balotelli'nin yokluğunda daha fazla etkili olmalıydı. Assombalonga ile birlikte oynadılar genellikle. Onun kanat atakları üzerinden rolü, takımı ileri taşıyacak en önemli unsurlardan biriydi. Ama kart cezası, sakatlığı derken oyuncu rotasyonunun içinde yer alsa da Hatay'daki perfomansını gösteremedi. Assombalonga bezen çok net pozisyonları kaçırsa da 10 golle katkı sundu. Bilinmeyen bir isim olarak bekleneni karşıladı. Bu tarz X faktör oyuncuların sunduğu ekstra katkılar da yine günümüzde gittikçe önem kazanıyor.

Bu senenin asıl yıldızı Yunus oldu. GS'den kiralık oyuncu geçen seneki 7 gollük performansını 9 gol ve 12 asiste yükseltti. GS'nin krizde olduğu sene gözler onun başarısına daha çok çevrildi. Demirspor'da ne kadar başarılı olsa da Milli Takım'a seçilemez, bunu biliyoruz, umarım GS formasıyla bu noktaya gelebilir. 

Bir sonraki yazıda tribün ve yönetim üzerinden değerlendirmelerim olacak.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Sezon Değerlendirmesi-I

 Sezon sonunda genel bir değerlendirme yapma zamanı; daha sonra oyuncular için de ayrıca bir yazı düşünüyorum.  28 yıl sonra yükseldiğimiz Süper Lig'te beklediğimizin üstünde bir performans sergilediğimiz açık. Ama bir yandan da sezon içindeki yükselişleri düşündüğümüzde sezon sonunda buruk bir tat var ağzımızda. Daha iyisi olabilirdi fikri... Son 6 haftada 5 mağlubiyetle başaltından orta sıralara savrulmak can sıktı. Geçen sezon şampiyonluk yolunda çok iyi ilerleyen haftalar, bu kez Süper Lig'te, "neyse bu kadarı da yeter" günlerine dönüştü.. Yine de Başkan'ın sezon içinde ifade ettiği ilk 10 hedefini gerçekleştirmiş olduk. 38 maçlık sezonu 15 galibiyet 10 beraberlik 13 mağlubiyet; 60 atılan ve 47 yenen gol ile 55 puanla 9. sırada tamamladık. 24. haftada 3. sıraya kadar yükselmişken sert bir düşüş oldu. Son haftadaki 7-0'lık Göztepe galibiyeti gol sayısını uçurdu. Balotelli 5 golle yıldızlaştı ve bir maçta en çok gol atan yabancı oyuncumuz oldu. Bu sonuç kend