Ana içeriğe atla

Hatayspor: 2 - Adana Demirspor: 1

Üst üste ikinci yenilgiyle birlikte kulüpte taşlar yerinden oynadı. Başkan Murat Sancak ayrılık sinyali verdi. Güven tazelemek için mi yoksa gerçekten ayrılmak istediği için mi, bilinmez; ama bir yıldır durgun olan yönetim işlerinin yine karışacağı ortada.

Başkan'ın stad içinde ve dışında taraftarla diyaloğunun çok iyi olduğunu biliyorum; ona karşı doğrudan bir tepki yok. Yapılabilir mi, onu da bilemiyorum. Ama bu tepkisizlik aslında alternatifsizlikten kaynaklanıyor. Mali sorunları çözmek için, "para var sorun yok" mantığıyla hiç tereddütsüz desteklendi. Siyasi güçle bağlantısı olduğu için lobisinin ve bağlantılarının da güçlü olduğu varsayıldı. Yıllardır beklenen başarı ancak para ve güçle gelecek diye düşünüldü. Ancak gördüğümüz kadarıyla hakemler ve TFF bizi doğramaya devam etti.

Başkan'ın en büyük yanlışı daha önceki yazılarımda da söylediğim gibi Tanju'ya teslim ettiği takıma gereksiz transferler yapılmasıydı. Anderson bunun en "büyük" örneği. Devamında tabii ki bu transferleri yapan menajer ekibi... Bu Demirspor'un yıllardır sorunu. Başkanların güvendiği bir iki isim takımı oluşturuyor. Yönetim kurulunun diğer üyeleri ne yapar hiç bilemiyoruz; takımı yöneten bir "takım" yok aslında. Demirspor hep bir gizem perdesinin arkasında yönetildi. "O işler öyle değil, sen bilmiyorsun" diye özetlenen bir engel hiç kalkmadı üzerimizden. Ama bildiğimiz bir şey var: Bu mantıkla başarılı olmak zor. Çok para harcamakla ancak bir yıllık başarı gelir; sonrası dibi boylamak.

Nasıl ki teknik ekip, yardımcı antrenörü, kaleci antrenörü, masörü ve diğer üyeleriyle bir ekipse, nasıl ki sahada farklı rolleri olan 11 oyuncu varsa yönetim kurullarının da bir ekip halinde yönetmesi lazım. Ama bizde, genel siyasi konjonktür gereği, bir kişinin liderliğinde bir başarı bekleniyor.

Başkan Sancak'ın bir diğer hatası bence teknik direktör değişiklikleriydi. Artık çok teknik direktör eskitmek başlı başına başarısızlık göstergesi. Tersine, sabretmek tercih ediliyor. Geçen yıl da fazlasıyla teknik direktör değiştirildi; bu yıla da 3. haftada daha mağlubiyeti olmayan hocayı göndererek başladık. Ümit Özat'ı sevdiğimden değil ama kendi kurduğu takımı yönetemezken onu gönderip başkasından başarı beklemek tamamen yanlış bir hamleydi.

Bu kadronun neler yapabileceği ortada. En fazla play-off'u zorlar. Her hafta birilerinden ekstra performans beklemek lazım. O da her zaman olmuyor işte. Bu ligte yabancı oyuncun iyiyse bir yere gelebilirsin. Pote bunun tipik örneği. Bu yıl yanlış yabancı tercihleri kadronun işlememesindeki en önemli nedenlerden biri diye düşünüyorum. Burada da yine konu transfer işlerini yürütenler kimse ona geliyor. Asıl yanlış tercih onlar gibi görünüyor. Şimdi devre arasında bütün takımı değiştirmek gibi bir yola giderler diye düşünüyorum; bu da yeni bir yanlış adım olur. Şu anda paralar ödeniyor gibi görünüyor ama ülkedeki ekonomik krizin bizi vurmaması için hiç bir sebep yok. Belki de "bilmediğimiz" asıl mesele bu.

Güç sadece bir kişide olduğu sürece işler yürümez. Burası büyük bir camia. Tribünü, geçmişi, yöneticisi ve futbolcusuyla birlikte düşünmek lazım. Bu blogta ve tayfa olarak hep bunun altını çizdik.  Pek çoğu gibi karamsarlık yaymadık. Kısa süreli bir başarıdan ziyade altyapı, mali disiplin, doğru para harcama hep önceliklerimiz oldu. Daha önceki başkanlara da hep bu çizgide seslendik.

Taraftarın her istediğini yapmak mümkün değil tabii ki ama ona yol gösterenler arasında da doğru tercihleri yapmak gerekiyor; bu hata bugün de devam ediyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla