Ana içeriğe atla

Twitter Hesabı ve Kurumsallık

Yavuz kısa ve öz bir şekilde anlatmış ama ben aynı kısalıkta yazmayı başaramadığım için etraflıca anlatmaya çalışacağım derdimi.

Öncelikle belirtelim, severiz sevmeyiz, yeterli buluruz yetersiz buluruz ama her ne olursa olsun Hüseyin SÖZLÜ bizim kulübümüzün onursal başkanıdır. Onursal başkan olmayı özellikle de seçildiği dönemde hak edecek ne yapmıştır derseniz, hiçbir şey yapmamıştır. Hatta bu anlamda kişilerin bu kadar kolay onursal başkan olabilmesi hakiki anlamda onursal başkanlarımızın kemiklerini sızlatıyordur eminim. Ancak her türlü aksak, çürümüş, işlemez yönüne karşın bizim bir kongremiz olduğunu aklımızda tutmalıyız. Bu kongrede Sedat SÖZLÜ'nün başkan ve Hüseyin SÖZLÜ'nün de onursal başkan olarak seçilmiş/atanmış olduğunu asla göz ardı etmemeliyiz. 

Kongrenin kendilerine layık gördüğü temsil yetkileri nedeni ile her Demirsporlunun bireysel veya ait olduğu grup adına başkanını ve onursal başkanını savunma, destekleme özgürlüğü vardır. bu özgürlüğe de saygı duymak gerekir.

Halen asıl konuya girememiş olsam da şahsi görüşlerimi de burada açıklamayı tercih ediyorum. Hüseyin SÖZLÜ ve kardeşi Sedat SÖZLÜ konu Adana Demirspor olduğunda Demirspor taraftarında tekil bir kanaat oluşturamamıştır. Yönetimsel anlamda çok büyük hataları ve acemilikleri vardır. Acemilikleri küçük hatalarının dahi büyük hatalara dönüşmesine yol açmaktadır. Konumuz neler yapmadıkları değil ama özetin özeti halinde söyleyelim: Kalıcı gelirimiz yok, şeffaf değiliz. Detaylandırılabilir kolaylıkla. 

Ancak günlük yaşamama adına belirtmeliyim ki; Aytaç DURAK dönemini unutmadım. Kulübün spor fonunun kesilişini ve bunun gizlenmesini, el birliği ile takımımın kapatılmaya çalışılmasını unutmadım. Taraftara terörist muamelesi yapılmasını, geleceğimizin masalarda belirlenmeye çalışılmasını unutmadım. Bu nedenle SÖZLÜ kardeşleri DURAK ile kıyaslamanın haksızlık olduğunu düşünüyorum.

Şeffaflık olmadığı için mali yapıdaki katkılarından ise bahsedemiyorum. Şeffaflık olmadığı için bunlara beni inandıracak bir şey de yok. An itibarı ile yönetim kendi çabaları ile benim ve birçok taraftarın borçların azaldığı söylemlerine inanmamızı engelliyor. Kendileri yapıyorlar.

Yapabilirler saygı duyarız. Çünkü onlar yönetme erkini elinde bulunduruyor. Ben eleştirimi yaparım onlar da kulübü kendi anlayışlarında yönetirler. Ancak yönetim erki sınırsız bir erk değildir sayın Sedat SÖZLÜ.

Yönetim takım üzerinde söz sahibi olma hakkı verir ama camiaya sahip olma hakkı vermez. Camiaya sahipmiş gibi davranma hakkı vermez.

Abinizin hukuka uygun olmayan gerekçeler ile siyasi hayatının bitirilmeye çalışıldığını düşünüyor olabilirsiniz. Hatta bu sürecin abinizin özgürlüğünü bağlayıcı bir ceza ile sonuçlanması olasılığına isyan ediyor olabilirsiniz. Bunun bir kumpas olduğunu düşünebilirsiniz. Hatta abinizin Demirspor'a çok emeği olduğunu, bu nedenle Demirspor camiasının da abinize destek olması gerektiğini de düşünebilirsiniz. Bu beklenti de kendi açınızdan doğru ve haklı bir beklenti olabilir.

Ancak tüm bunlar, sizler gibi düşünmeyen, sizlerin tam tersi düşünen ve sizlerle tek paydası aynı camianın içinde olmak olan taraftarları yok saymanızı mazur gösteremez. Kulübün resmi sitesinden abinize ilişkin yapılan paylaşım o insanların yok sayılması anlamına gelir. Kulüp hukuki kişiliğinin temsil yetkisini daraltamazsınız. Size kongre ile bu yetki verilmedi. Size camiayı, tekrar söylüyorum camiayı temsil etme yetkisi verildi. 

Demirspor resmi organlarından yapılan açıklamalar bağlayıcıdır. Bu gibi durumlar ile Demirspor camiasını bağlama yetkisi size verilmemiştir. 

İlaveten yapılan twitter paylaşımında Atatürk de kullanılmıştır. Abiniz siyasi bir kişiliktir ve Demirspor taraftarının Atasına olan bağlılığı her türlü siyasetin üstündedir. Abinizin Atatürk'ü öne çıkaran bir duruş sergilemiş olması dolayısı ile böyle bir muameleye maruz kaldığını düşünüyor da olabilirsiniz. Ancak buradan bakınca yapılan paylaşım, daha çok Atatürk'ün "konusu da çok iç açıcı olmayan" iddialara alet edildiği izlenimi uyandırmaktadır. 

Bu anlamda resmi sosyal medya kanallarımız üzerinden abinizi desteklemenizin hatalı bir davranış olduğunu, bu hatalı davranışta Atatürk'ün kullanılmasının hata gibi basit bir terim ile açıklanamayacağını düşünüyorum.

Bu eksiklikler en zor gününüzde yanınızda ne kadar az kişinin kalmasına yol açıyor görmüyor musunuz? 

Biz Bekir ÇINAR'ı en zor gününde raylardan alanlarız. En sıkıntılı gününde laf söyletmeyenleriz. Elinde sizlerin imkanlarının onda biri olmayan o adamı sizden çok seviyor bu camia. Her akla geldiğinde Ah be Bekir/Bekir abi/Bekir amca/Bekir bey diyoruz. 

Elinizde kıyasen dünyalar var, sevdiremiyorsunuz kendinizi, olmuyor. Neden mi? Nedenini aramaya twitter adresimizden başlayabilirsiniz.     

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ