Ana içeriğe atla

Yabancı Oyuncu Transferleri

Dün yazdığım yazıda, Bottinelli'nin bazı sitelerde Demirspor futbolcusu olarak göründüğünü yazmıştım; belki tesadüf, belki be burada yazılanlardan sonra transfermarkt sayfası düzeltilmiş. Oyuncumuz değil!

Yabancı oyuncular, birbirine yakın kadrolara sahip 1. lig takımlarında en büyük farkı yaratan isimler. Özellikle iyi bir yabancı forvet, bu ligten çıkmak için şart. Geçen sezon, Mulenga ile yakaladığımız ivmeyi ikinci devre Alles'le yakalayamadık. Neyse ki Artun o açığı kapatmıştı.

Bu sezon federasyonun yaptığı değişiklikle daha fazla yabancı oyuncu transfer ettik. Mickael Pote, en önemli transferimiz gibi duruyor. Geçen sene Güney Kıbrıs ligi gol kralı olmuş. 2011-14 arası da Almanya İkinci Ligi'nde Dynamo Dresden'de 83 maçta 21 golü var. 84 doğumlu oyuncu daha önce de Fransa'da çeşitli takımlarda oynamış. Omonia formasıyla bu yıl 2 Temmuz'da UEFA Avrupa Ligi ön eleme maçında forma giymiş; geçen yıl da yine Avrupa ligi'nde öne elemede 3 tur geçen Omonia'da Avrupa maçı deneyimi de var.


Pote ile ilgili ilginç bir ayrıntı; Güney Kıbrıs'ta ırkçılık karşıtı mücadeleye girişen ilk futbolcu olması. Aralık 2014'te Anorthosis Famagusta maçında rakip taraftarın kendisine yönelik ırkçı tezahürata ve eylemlerde bulunduğu için önce hakeme şikayette bulunup sonra da bu tezahüratı yapan tribünün önüne kadar gidip taraftarla yüzleşmiş. Daha önce 30 Kasım 2014'te Apoel Nicosia maçında (Omonia da Nicosia/Lefkoşa takımı) bu tür tezahüratlara kolunu öpüp alkışlarla geçiştiren Pote, bu kez tezahüratı kayıtlara geçirmek için hakeme gitmesi bir ilk olarak gösteriliyor.  (http://greece.greekreporter.com/2014/12/04/omonoia-footballer-reports-racist-abuse-by-apoel-fans-in-cyprus/ , http://uk.reuters.com/article/2014/12/18/soccer-cyprus-racism-idUKL6N0U240320141218)


Belki bu gelişmeler Kıbrıs'tan ayrılması için etkili olmuş olabilir. Pote'ye bizim taraftarın da ırkçılık-karşıtlığı hassasiyet olduğu ve Livorno maçları hatırlatılabilir.


İleri uçtaki diğer yabancımız Astafei'nin ilk yurtdışı deneyim olacak. Romanya Ligi'nden başka bir yerde oynamayan 87'li Astafei'nin geçen yıl Petrolulu Ploiesti formasıyla 7; bir önceki sezon da Otelul Galati formasıyla 6 golü var. Her iki takım da 1. ligini orta sıralardaki takımı. Ancak Romen futbolunun son dönemlerdeki yükselişi göz önüne alınacak olursa, takımlarında düzenli forma şansı bulan Astafei'den umutlu olmak mümkün. Astafei, daha önce başına aldığı bir darbe nedeniyle, bir kaskla sahaya çıkıyor. "Türkiye'nin Petr Cech'i" manşetlerini yakında görebiliriz. Kaskların rengini de forma rengine göre değiştirdiği görülüyor.



Twitter hesabından Demirspor'da kullanacağı başlığın fotosunu da paylaşmıştı.



Savunmadaki yabancılardan Makedon Mojsov, Sırbistan'da Vojvodina takımında, Norveç'te Brann'da ve Belçika'da Lierse'te forma giymiş. 2014 sezonuna Brann'da başlayan Mojsov, Rostand'ın da geldiği kulüp olan Lierse'e devre arasında gitti. Burada ikinci yarı 15 maçta 90 dakika görev yapmış. Lierse geçen sezon Pro Ligi son sırada tamamladı. Önce play-out sonra 2. lig ekipleriyle play-off oynayan Lierse ligten düştü. Mojsov, Makedonya Milli Takımı'nda da forma giyiyor.

Brezilyalı Ferreria, yabancılar arasında en zayıf halka gibi duruyor. Tam adı Reiner Ferreira Correa Gomes olan 30 yaşındaki oyuncumuz, 2015'te forma giymiş görünmüyor. 2012/13 sezonunda Portekiz Premier Ligi'nde Academica'da 31 maçta forma giyen Ferreira, ertesi sezon 8 maç daha Academica'da oynadıktan sonra Güney Kore'ye transfer olmuş ve orada Suwon Bluewings formasıyla 16 kez maça çıkmış. En son 2014 Eylül'ünde sahaya çıkan Ferreira'nın iyi bir yedek olması beklenebilir.

Son iki sezondur çok gol yiyen bir takım olduğumuzu hatırlayacak olursak, yabancı savunmacılardan beklentimiz yüksek. 3 sezondur savunmaya alınan savunmacılardan beklentimizi karşılayamadık. Umarız ki bu sezon  geniş rotasyonla en azından sakatlık, cezalı vb durumlarda devreye sokabileceğimiz oyuncularımız olabilir.

Yorumlar

selimoz87 dedi ki…
bu sene yabancılardan yana yüzümüz gelecek gibi özellikle astafeiden umutluyum hadi hayırlısı.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ