Ana içeriğe atla

Umut Veren Bir Başlangıç

Sağımızdakine solumuzdakine "şu 77 numaranın adı ne", "sakallı kimdi", "hangileri yabancı bunların" vb. soruları bolca sorduğunuz haftalar bunlar. Ancak bu takımdakiler isimlerini beklenenden daha önce ezberletecek gibiler. Sezonun ilk maçı olmasına, ciddi bir rakibe ve sıcak havaya rağmen oynama, hem de iyi oynama isteği gösterdiler. Takımda bu şevki görmek mutluluk verici. Osman hocanın kazanma karakterini takımına yansıttığını düşünüyorum.

Takımda kalede Oğuz, stoperler Mojsov - Ferreira ve forvet Pote  isimleri tahtaya ilk yazılacak oyuncular gibi duruyor. Ayrıca sol kanadın aşırı çalışkan ve uyumlu görüntüsü iki Burak'ı garantilerin arasına katıyor. Sağ kanat için özellikle Hüseyin'i daha verimli görmek isterdim. Keza bek Uğur da tempoyu artırmalı. Ön liberoda Attamah ağır mesaisini başarı ile sürdürüyor. Yanındaki isim ne kadar Emin olacak, zaman gösterecek. Anıl bu takımı oynatacak isim, klasını belli ediyor.

Yedekten giren Umut, Victor Astafei ve Özgürcan, hocanın ilk tercihleri olduklarını gösterdiler. Uzun maratonda herkesin her an forma şansı bulma ihtimali var, hazır olmak mecburiyetindeler. Mesela, özellikle deplasmanlarda süratli Astafei, kontratak futbolu için iyi bir tercih olabilir. Diğer oyuncular da zamanla dakika alacaklardır. Anıl'ın çıkması taktik gereği olabilir ama burası Adana Demirspor; iki farklı önde olmanın bir anlamı yoktur. Gol ayağı olan oyuncunun her daim sahada kalması bizim için hayati önemde. Diğer yandan kabir azabı yaşamadan maçı tamamlamak da bu sene ezberlerimizin olumlu yönde bozulacağına dair umut verdi. Umut olmadan yaşanmaz zaten...

Maçın "En" Notları:

- Maçın "En" iyisi: Mojsov. Süper lig ayarında oynadı. Sakatlık yaşama potansiyeli var, dikkat!
- Maçın "En" talihsiz anı: Bana göre ofsayt olan ilk golümüz. Neyse ki takım kazanacak top oynadı.
- Maçın "En" renkli anı: Astafei'nin mavi-lacivert kaskı. Çok kereler ve farklı renklerde de göreceğiz sanırım.
- Maçın "En" tatsız anı: Şimşekler Grubu'nun cezalı olması.
- Maçın "En" usandıranları: Çok sayıda gol kaçıran Demirspor forvetleri...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ