Ana içeriğe atla

Sene, Gelecek Sene...

Bu senenin sonu nasıl olursa olsun, değişmeyecek bir gerçek var. O da gelecek sezonun süratle yaklaşması...

Gelecek sezona dair hazırlanmak, planlar yapmak iyidir. Şampiyonluk halinde veya 1.ligde devam edilmesi halinde kurulacak takımlara yönelik hazırlıklar yapmakta fayda var. Yönetimin şu ana kadar başarıyla yürüttüğü işleri, bu senenin tecrübesi ile harmanlayarak gelecek seneye aktarması gerekli.

Bu senenin en büyük kazançlarından birisi teknik ekipti. Samet Aybaba - Ünal Karaman ikilisi ile yeni sezonda da devam edilmesi bugün için iyi bir tercih olacaktır. Bu isimlerin etrafında şekillenecek oyuncu kadrosunun da bu senekiler gibi iyi niyetli bir ekipten oluşturulması önemli. Önceki senelerde belli mevkilere menajer oyunları ile yığılmalar yaşanıyordu. Her sezon onlarca futbolcu gelip gidiyordu. Bu sene ile birlikte bu düzen tamamen değişmeli. Kiralıklardan verimli olanlarla yola devam etmenin yolları araştırılmalı.

Yani, en büyük maliyet kalemi olan futbolculara yönelik bir standart belirlenmeli, olası senaryolar ve gelir-gider değişimleri için planlamalar yapılmalı.

Store, dergi, sosyal medyanın kullanımı vb. konularda Demirspor şu an tarihindeki en verimli döneme doğru ilerliyor. Gelecek sene bu adımlar daha ayakları yere basan ve tecrübeli bir şekilde atılacak. Yönetime yeneteklerimiz ölçüsünde her konuda destek vermeye hazırız. Taraftara kulak verilmesi elbette bizi mutlu ediyor, aynı zamanda kulüp-taraftar bütünleşmesi diğer takımlara göre fark yaratıyor.

Bütçe konusu en önemlisi elbette. Olası bir şampiyonluk Demirspor sayacını "sıfırlar", borç sarmalını sonlandırır. Yenisine başlanmaması için, bugünden yarını planlamak gerekiyor. Şampiyon olunmasa da, 1.ligin tartışmasız en havalı takımını, sosyal medyada, ulusal medyada bunca yer bulabilen bu takımı daha da parlatarak gelir kaynaklarını zorlamak gerekir. Mesela Temsa ile yeniden söz kesmenin yolları aranabilir, ya da ulusal markalara bugünden ziyaretler yapılabilir. Burada söz konusu olan "marka" olabilmek. Demirspor bir markadır, diyorsak önce kendimizi tanımalı, sonra tanıtmalıyız.

Her halükarda, geç kalmadan gelecek sezona hazırlanmak gerekli. Umut piyasaların ekmeğidir, umut ekmeye başlamalıyız.


Not Defterim:
- Gelecek sezona dair genel planlama yapılmalı
- İki senaryo için (süperlig, 1.lig) oyuncu temaslarına başlanmalı
- Uygulamalar tek defalık olmamalı, süreklilik şart (dergi vs.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...