Ana içeriğe atla

Antalyaspor:1-Adana Demirspor:1

Deplasmanda 1 puana sevinemiyoruz çünkü yine kaçan onca pozisyonla farka gidecek bir maçtı. Son direk pozisyonu da cabası. Beykan, Özgürcan ve Attamah'la ikinci yarı çok net pozisyonları gol yapamadık. Biz kaçırdıkça rakip de toplandı, yan toplarla bizi zorladı.

Bolca sarı kartın çıktığı maçı 11 kişi tamamlamak da şanstı. Defansta Abdülkerim saç baş yolduruhor. Golde hatalıydı, net kafa pozisyonunu vurup gol yapamadı, kırmızı kartla oyundan atılması an meselesiydi. Hücumda Özgürcan canla başla çalıştı, helal olsun ona! Beykan da bugün istekliydi, ilkinde olmadı ama ikinci kafa pozisyonunda golünü attı. Bu sezon ikinci kafa golüydü, ilk haftadaki Giresun maçından sonra... Oğuzhan golün asistini yaptı ama istediğimiz noktada değil.  Umut da yine aldığı paranın hakkını veren bir oyun oynamadı.

Rakibin düştüğü anlarda maçı çevirecek yaratıcı oyuncularımız, mesela Umut, kendini gösterse bu sezon çoktan arayaı açmıştık ama hala ilk ikide olmanın mutluluğundayız tabii ki.


Yorumlar

coulibaly dedi ki…
Dağınık oyuna rağmen iyi, kaçan pozisyonlara göre 1 puan almak kötü diyebiliriz.
Antalyaspor'un oyuncu-oyun değişikliğini, teknik ekip 80. dakikaya kadar hamle yapmadan izleyince fazla baskı yedik.
Abdülkerim'deki haftalardır devam eden düşüş devam ediyor, yediğimiz golde rakibi izledi, ileride vuramadığı kafa toplarından da belli oluyor ki bir konsantrasyon eksikliği var.
Umut Gündoğan'ın, ben herkesten yetenekliyim, istediğim gibi oynarım egosu fazlasıyla rahatsız edici !
yavuzy dedi ki…
Maça müdahale konusunda Ünal hoca'nın eli sıkıntılı, kadro ve kulübe izin vermiyor değişikliğe. En büyük sıkıntımız bu zaten, hoca kulübeye baktığında güveneceği pek kimse yok.
coulibaly dedi ki…
Yiğitcan'la, Ferhat'ın sakatlığı savunma kurgusu, kalitesi anlamında sıkıntı yaratıyor doğru.
Yalnız hocanın elinin sıkıntılı olduğu konusunda aynı fikirde değilim. Mulenga hariç devre arası giden, her oyuncunun yerine takviye yapıldı.
2 ay önceye kadar hem lig hem de kupada ki son maça kadar iddiasını sürdüren iki farklı takımla mücadele ediyorduk. Mesela kupa maçlarında iyi oynayan orta sahada Umut Sözen vardı ne oldu ? Cumali orta saha için yetersiz ama sağ bekte oynadığında gayet yararlı bir oyuncu olduğunu gösterdi özellikle kazandığımız Beşiktaş maçında neden denenmiyor mesela?
Son 4-5 maçta yediğimiz hemen her golde hatası olan Abdülkerim, her maç oynadı bu sene kupa maçları da dahil, yorgunluktan da bu kadar hata yapıyor olabilir, Fazlı neden 1 hafta denenmiyor ?
Mesut Saray birkaç haftadır kadroda bile yok. Hakan Söyler de aynı şekilde.
Tabi ki, oynamayan her oyuncu kaliteli, direkt katkı yapacak anlamına gelmiyor ama en azından oyundan düştüğümüz zamanlarda, mücadele gücünü arttırmak adına önemli.
Benim hocadan beklentim, içeride deplasmanda önümüze geleni yenelim, oyunla ezelim değil. Sadece bizim maçların özetini izleyen, yüzeysel takip eden TRT yorumcularının bile maç öncesi söylediği, zaafları görmesi, bazı hatalarda ısrar etmemesi.

yavuzy dedi ki…
Sayı olarak, isim olarak birileri var tabii; ama hocanın güvendiği isim olup olmadıkları şüpheli. YAni sıkıştığı anda elini uzatacağı biri yok. Bu futbolcular onun isteğiyle mi alındılar ya da hafta içi antremanlarda ne yapıyorlar bunu bilmek gerek. Yedeklerin performanslarından memnun değil gibi geliyor bana. O yüzden çok zorunlu kalmadıkça el atmıyor onlara. Ayrıca Yiğitcan'ın bacağı kaç yerden kırık(!), nasıl bir sakatlık bu; anlamadım gitti.
coulibaly dedi ki…
Maç sırasında sakatlandığını hatırlamıyorum, antremanda nasıl bu derece kötü sakatlandı anlamak güç. Takımın kaptanı, ruhu, en istikrarlı oyuncusu olduğundan, hepimiz için merak konusu. Resmi bir açıklama olmaması daha da fazla merak ettiriyor, neden yapılmıyor o da anlaşılır değil.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ