Ana içeriğe atla

Adana Demirspor:1-Orduspor:0

Ünal Karaman maç öncesi en zor maçımız olacak diye açıklama yapmıştı, gerçekten de zorlandık. Yine en alt sıradaki takıma puan mı kaptıracağız diye korktuk. Halbuki maça golle başladık. Mulenga 5 haftadır golsüz geçmiyor. Bu rahatlık yine bize fazla geldi, hem ilk yarıda hem ikinci yarıda net goller kaçırdık, böyle olunca rakibin direnci arttı. İkinci yarı 10 kişi oynamalarına rağmen farkı açamadık. Son dakikada direkten dönen topta, geçen haftaki gibi şans bizden yanaydı. Bu maç, kazansak bile bence iyi bir uyarı olmalı. Mücadele etmeden, puan almak zor. Ünal hoca gereken uyarıları yapar eminim.

Geçen haftaki kadroyla sahadaydık, yine Timur ve Oğuzhan'ın bindirmeleri ile gol aradık. Mesut ortasaha savunmasını güçlendirse de kritik yerde oynadığı için kaptırdığı toplar rakibe atak fırsatı verdi. Savunmamız da Attamahsız daha iyi gibi. Takımda işleyiş oturunca, f8rmayı kaptiran isimler yeniden kazanamıyor, Beykan ve Alaattin de aynı şekilde dışarıda kaldı. Kazanan  Bu kadronun kazanma alışkanlığı kazanması iyi oldu. Kayseri ve Antalya'nın puan kaybettiği haftada kazanmak da cabası...

Yorumlar

yavuzy dedi ki…
Yazıyı girdikten sonra Ünal hocanın da benzer eleştirilerini gördüm, sevindim: http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/unal-karaman-kendimizi-hesaba-cekecegiz.html

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!