Ana içeriğe atla

Passolig'i Değerlendirmeye Devam Ediyoruz

Tayfamızdan Nuh kardeşimiz Passolig'e ilişkin düşüncelerini güzel ve etkili bir dil ile kaleme almış. Bu tartışmanın kesilmemesi bilinçlenme ve düşünceleri şekillendirme, körü körüne destek veya köstek olmama açısından faydalı olacak. Görüşü olan herkesi blogumuza bekliyoruz. Teşekkürler Nuh kardeşim.

"Sezonun ilk haftası itibari ile spor camiasının eğlence anahtarı olarak sunulan Passolig stadlarımıza kabus gibi çöktü. Tribünlerdeki taraftar sayısı yok denecek kadar az. ilerleyen haftalarda uygulanmak istenen sistem yerli yerine oturacak mı yoksa tamamıyla çökecek mi hep beraber göreceğiz, fakat bu sistem; bilet satmaktan ziyade bağlı kurumunun mevduat bankacılığı yapması için müşteri toplamaktan başka bir şey değildir. Kanun kulüplere e-bileti şart koşuyor ‘Passolig’i değil! Kulüpler marketlerin,AVM'lerin, otobüs firmalarının indirim kartı gibi bir kartla taraftarı e-bilete geçirmek yerine taraftarını banka müşterisi yaptı. Futbol her geçen gün, futboldan farklı bir şey olmaya başladı. Endüstriyel futbolun kapanları arasına sıkıştık. Nasıl kurtulmalı, ne yapmalı! Taraftar grupları bu işi bir araya gelip çözmeli. Ön ayak olmalı. Bizi müşteri gibi görmeleri engellenmeli. Bu mecburiyete son verilmeli ve e-bilet uygulama hakkı kulüplere bırakılmalıdır. 

Passolig; spor camiasına stad kapılarını kilitleyen anahtarın ta kendisidir. 

"Futbolun ruhu tribünlerdir. Tribünler bizimdir.""

Kaynaklar: www.mavisimsekler.com
@espanaa

Yorumlar

yavuzy dedi ki…
Eline sağlık Nuh, teşekkürler. İlk hafta görüldü ki passolige beklenen ilgi yok, tribünler boş kaldı. Demek ki organize bir tepki varmış. Bu işler artık birinin hadi yapalım demesiyle olmuyor, herkes kişisel tepkisini koyunca bunun ismi organize bir tepki oluyor, ki bunun en güzel örneği Gezi Parkı'dır. Keşke en azından ilk hafta bizim tribünlerde de böyle bir tepkiyi görebilseydik.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir