Ana içeriğe atla

Takımımıza İlişkin Değerlendirmelerimiz

Bu haftasonumuzu Ankara'ya kampa gelen Demirsporumuz ile dolu dolu geçirdik. Cumartesi günü takımı antrenman yaptığı tesislerde ziyaret ettik ve kendi arasında yaptığı çift kale maçı gözlemleme imkanı bulduk. Pazar günü de Gölbaşıspor ile yapılan hazırlık maçını yerinde seyrettik. 

Arkadaşlarımızla kendi çapımızda yaptığımız istişareler sonucunda takıma ilişkin değerlendirmelerimiz şu şekilde:

Emre Selen için gerçekten üzülüyoruz. Kaleyi bu kadar güçlendirmek gerekir miydi, emin değilim. Daha doğrusu kalemiz Emre'nin en azından ikinci kaleci olduğu durumda güçsüz olur muydu, emin değilim. Gerek Tolga ve gerekse Serdar kalede güven veriyorlar. Dün oynanan maçta kalemizi Tolga korudu. Kalede güven veren bir duruş sergileyen Tolga dün yapılan maçta sağ çaprazdan çekilen bir şutu da güzel bir şekilde çıkardı. Muhtemelen Serdar birinci Tolga ikinci kaleci olacaktır.

Defansın göbeğinde Gölbaşı karşısında Yiğitcan ve Fazlı oynadı. Defansif anlamda alternatifimiz fazla. Son gelen Attamah ile birlikte defans blogu fena durmuyor. Attamah'ı geldiğinin ertesi gününde takım içinde yapılan çift kale maçta izleme imkanı bulduk. İlk idmandaki performansı çok bir anlam ifade etmese de iki tane güzel top kesti ve garanti paslarla hatasız oynadı. Maç sonunda yapılan şut çalışmasında öyle bir beklentimiz olmasa da oldukça başarılıydı. Atletik bir yapısı var. Arkaya atılan toplarda geçit vermeyeceğini ümit ediyoruz. Tek handikapı kısa boylu olması. Yiğitcan, Gölbaşı maçının başında biraz bocalasa da iyi çalıştı. Güzel toplar kesti, hırslıydı ve çok savaştı. Fazlı fiziğini iyi kullandı, iyi pozisyon aldı.

Sağbekte Ferhat oynadı önünde de Tayfun oynadı Gençlerbirliği'nden gelen. Ferhat antrenmanda Tayfun ile çok uyumlu oynadı. İyi bindirmeler yaptı. Ancak maçta daha kontrollü idiler. Golü de Ferhat'ın ortasından bulduk. Ara ara iyi ileri çıkışlar yaptı. Tayfun daha önde oynadı. Çıkış yaptığımızda tehlikeli oluyoruz. Sağ kanadımızdan memnun kaldık. Tayfun maçta görece etkisiz kaldı ama isabetli bir transfer olduğunu düşünüyoruz. Bileklerine hakim, oyunu okumayı bilen bir görüntü sergiledi. 

Sol kanat açısından aynı performansı göremedik. Sol bekte Abdülkerim Bardakçı oynadı. Sol açıkta çok adamımız yok aslında. Zaman zaman Beykan'ı gördük. Bir ara da Tayfun yer değiştirip sol açığa geçti. Beykan serbest oynamaya daha yatkın olsa gerek, zira kanatta pek etkili olamadı. Abdülkerim Bardakçı'nın hamlelerinin daha sert olması gerekiyor. Sol açıktaki yetersizlik nedeni ile yaptığı bindirmeler esnasında defansta açıklar verdik. 

İkinci yarıda sol bekte altyapımızdan İzzet oynadı. Biz İzzet'i beğendik. Fiziği de iyi. Bu çocuğu kazanabiliriz. Hocaların üzerinde durması gerekiyor. Zayıf olan sol tarafımızda yeni transfer yapılmaz ise İzzet'i izleme imkanımız olabilir. 

Defansın önünde Hakan Söyler oynadı. Defansif ön libero mevkiinde oynayan Hakan agresif bir görüntü çizdi. Mustafa'nın bu seneki kart yükümüzü çekmeye aday arkadaşımız belli oldu, söylemine tebessümle katılıyoruz. Hakan kesici görevini iyi yaptı. Zaman zaman topu da iyi kullandı. Alaattin de onun önünde oynadı. Alaattin'i ben çok beğendim. Hep iyi top dağıttı hem hırslıydı, defansa da yardıma geldi. Top çaldı. Bileklerine hakimdi. İkinci yarıda Alaattin'in yerine giren Umut Sözen de başarılıydı. Alaattin ile birlikte oyuna zenginlik katacaklar. Birbirinin alternatifi durumunda olan bu iki oyuncudan Alaattin'in daha fazla forma bulacağınını düşünüyoruz. Alaattin daha sağlamcı, Umut daha savaşçı. Umut'un kaptırdığı toplar sorun yaratabilir. 

Orta sahanın solunda Beykan oynayacak diye düşünüyoruz. Bileklerine hakim hızlı bir oyuncu. Serbest oynar daha ziyade. Oyunun kilitlendiği dönemlerde etkili olabilecektir. Ancak dün Gölbaşı maçında Beykan ceza sahası içinde ve yakınında şahsi oynama, çalım atma düşüncesi ile üç tane pozisyonu harcadı. Bunun üzerine de Ünal Hoca tarafından uyarılarak kenara alındı. Takım oyununa daha fazla entegre olursa Beykan seyir zevki yüksek bir futbolcu olacaktır.    

İkinci yarıda Mesut Saray girdi oyuna. Fazla etkili olamadı. Mesut'un kendini daha fazla göstermesi gerekiyor. Umut'u, Beykan'ı, Tayfun'u, Alaattin'i kesmesi zor görünüyor. Ancak lig uzun bir maraton. Alternatifli kadro oluşturmak önemli. 

Forvette Timur ile Özgürcan oynadı. Hem antrenman maçında hem de Gölbaşı ile yapılan maçta bu iki oyuncu yan yana oynadılar. Antrenman maçında her iki oyuncuyu da çok beğenmekle birlikte Özgürcan oldukça etkili idi. Antrenmanda kanatlardan oynadık, çok tehlikeli ataklar izledik. Maçta ise Gölbaşı çok kapandı, merkezden oynamak durumunda kaldık ve fazla etkili olamadık. Merkezden oynadığımızda hoca bu iki oyuncunun sıkça şut çekmesini istedi ama başarılı olduğumuz söylenemez. Maçta özellikle Timur çok savaşçı idi. Geriye gelip orta sahadan sol taraftan çok top aldı. Sol kanadın eksikliğini gidermeye çalıştı. Timur bu sene çok iyi işler çıkaracağa benziyor. Mulenga'nın da gelmesi ile ileri uçta forma rekabeti yaşanacak.  

Yunus ikinci yarıda oyuna girdi. Daha özgüvenli idi. Çok hızlı idi. Topla birlikte kaleye arkası dönük iken hızla dönebiliyor. İkinci yarıda tek forvet oynadı. İki kez ofsayta yakalandı. Mücadeleci idi ama bu zengin forvet yapısında şansı az genç kardeşimizin. Savaşmayı asla bırakmaması lazım. 

Takım son iki sezona göre daha hareketli. Yaş ortalamamızın düşmesi de bu tablonun oluşmasında etkili elbette. Şampiyonluk vs. konuşmak istemiyoruz. Hem neredeyse tamamı yenilenen bir kadroyuz, hem rakipleri görmedik hem de asıl önceliğimiz ekonomik anlamda taşların yerine oturması. Bu takımın ödemeleri yapılırsa güzel bir sene geçireceğimizi söyleyebiliriz. 

Henüz takım hüviyetinde değiliz. İyi ve savaşan futbolcu topluluğuyuz. Alışma evresi yaşıyoruz ama bu evreyi çabuk tamamlamak zorundayız. Ligin altıncı haftası ile birlikte rakiplerimiz görece sert olacak. Bu nedenle ilk beş haftada mümkün olduğunca puan toplamalı, kazanarak takım olabilmeliyiz. Aksi takdirde bizi ümitlendiren bu tablo kabusumuz da olabilir. 

Görünen o ki, passolig uygulaması en büyük gücümüz olan taraftara da büyük sekte vuracak. O konuyu ayrıca blogda işleyeceğiz. 


Yorumlar

Unknown dedi ki…
yeni takımı çok merak eden biri olarak yorumlarınız bizi aydınlattı çok teşekkürler ben kadronun baştan aşağı değişmesine karşıydım keşke geçen yıldan bir iki kişiyle bu kadro harmanlansaydı bu kadar yeni ismin uyum sağlaması daha zaman alır. yinede özgürcan ve timurdan çok umutluyum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ