26 Ağustos 2014

Passolig'e Dair

Gencay kardeşimin yazısının alacağı tepkileri bekledim kendi görüşümü yazmak için. Çok olumlu tepki aldığını belirtmeliyim. Passolig gibi bir uygulamaya karşıyım. Bu tür uygulamalar futbolun ruhunu öldüren, onu mekanikleştiren uygulamalar.

Gelir konusunda Gencay'ın verdiği bilgiler de çok doğru, çok yerinde. Kargo ücretinden, EFT-havale ücretinden, gecikme faizlerinden, bilet işlem ücretlerinden cebimize tek kuruş para girmiyor. Yıllık kesintileri de dikkate aldığımızda Demirspor için harcadığımız her 10 TL'nin yaklaşık 6 TL'sini aslında Demirspor'a vermediğimizi kabul etmek durumundayız. Bu yönüyle bu sistem rezalet, mide bulandırıcı. 

Yalnız bu değerlendirmeyi yaparken Demirspor'un maddi durumunu ve diğer gerçeklerini de belirtmek gerekiyor. Maalesef Passolig üzerinden yapılan ekonomik değerlendirme vurucu ama ziyadesi ile farazi. 100.000 Passolig kartı sayısı bizim için hayal. 

Şöyle ki; Adana Demirspor kulübü bugüne kadar 3 tane kredi kartı projesi yaptı. Flexi kart, Maximum kart ve yürürlüğe girmeyen Denizbank bonus kart. Bunlardan ilk ikisinde kulübün gelir kazanabilmesi için 1500-2000 kişinin kart sahibi olması gerekiyordu ve bu kartlardan kart işletim ücreti alınmıyordu. Bu kota doldurulamadığı için Demirspor'un kasasına tek kuruş girmedi. Bu kredi kartından 100.000 adet satılabilse idi Demirspor'un belki de en büyük kalıcı geliri olacaktı. Takım ile ilgili harcanan her kuruşun %90'ı Demirspor'un kasasına girecekti. Takım ile ilgili olmayan her harcamanın %0,6'sı civarında bir para da kulübün kasasına girecekti. Yani bakkaldan aldığın ekmeği kredi kartı ile alırsan banka Demirspor'a para ödeyecekti. Ayrıca bir bağış kampanyası ile birleştirilip sunulsa idi piyasaya Gencay kardeşimin verileri altında aylık 1 TL bağış ile Demirspor'un yılda 1,2 milyon TL minimum kalıcı geliri olacaktı. Ortalama 2 TL bağış ile 2,4 milyon TL, ortalama 5 TL bağış ile 6 milyon TL. Harcamalar üzerinden gelecek gelirleri hariç tutuyorum. 

Bu hesapları yaparken 100.000 rakamı yerine 5.000 rakamını ideal koyduk kendimize. Yani yılda 60.000 TL kulübe bağış yolu ile gelir gelse yeterdi. Harcamalardan da 10.000 TL gelse razıydık. Yılda 70.000 TL'ye fittik. Onu bile başaramadık. 

Burada bankaların da muhafazakar tutumu vardı. Türkiye'nin 4. büyük kenti iken sıralamada 5.liğe gerileyen Adana, kredi kartı borcu ödememe listesinde de Türkiye'nin ilk üç şehri arasındaydı. Bankalar da başvuruların bir kısmını reddettiler. Ama kabul etmek lazım yeterli başvuru olmadı. 

Bekir ÇINAR yöneticiler tarafından sevilmedi ama taraftara hitap ettiği için çok önemli bir kesimin göz bebeği idi. 28 Mayıs gecesi, yardım gecesi Demirspor'un tarihine geçti, kara bir anı olarak. 58.000 TL para toplanabildi ancak. 58.000 taraftardan 1'er TL yardım gelmiş olsa idi çok anlamlı olurdu ama yine tabana yayılamadı. Samet kumbarasını bağışladı, muhtelif taraftar bağışlarda bulundu, bir iş adamı 25.000 TL bağışladı da 58.000 TL bu şekilde ödendi. Başkan utanıp paraları bağışçılara iade etmişti. 

Yani söz konusu para olunca ve işin içinde zorlama olmayınca Demirspor taraftarı maalesef kayıptı. 

Demirspor ortalama 15.000 taraftara da oynamadı maalesef. Ortalama taraftar sayısında en yakın rakibimize fark attık ama ortalamamız 10.000 biletli seyirci (iki ayrı kaynağın ortalamasını alarak bu sonuca ulaştım.). Demirspor taraftarı kente de hakim ama genel anlamda baktığımız zaman maraton, kapalı, kale arkası taraftarı hep aynı kişiler. Ne olursa olsun maçlara giden kişiler. Yani kabaca 10.000 kişilik ortalama taraftarın 6.000 kişisi aynı kişiler diyebiliriz. Geriye 4.000 kişilik bir değişen kesim kalıyor. Bunların da en iyimser varsayımla 12.000 kişiden oluştuğunu varsaysak, Demirspor'u statta sürekli izleyenlerin sayısı 18.000. Biz bu 18.000 kişiye 1.500 tane ücretsiz kredi kartı satamadık. Bunlardan kulübe ayda 1 TL minimum sınırdan gelir kazandıramadık. Yapsak yılda 216.000 TL kalıcı gelirimiz vardı alt sınırdan. 

İşin içine para ve tercih girince tabana yaygınlığı sağlayamadık, takıma sahip çıkamadık. Şimdi Passolig denen bir uygulama getirdiler. Şu anda 5.000 kişi almış bu kartı. Ya kartı alırsın ya Demirspor'u yerinde izleyemezsin demişler. Ayrıca başvuruları da reddetmemişler. Kredi kartı olmamış ama banka kartı vermişler. Her şekilde başvuranlar bir kart sahibi olmuş. 5.000 kişi gitmiş almış. Geçici kart sahiplerini saymıyorum. Şimşekler Grubu da alacağım demiş ama en az 2.000 kişilik o potansiyeli de saymıyorum. 5.000 kişiden 75.000 TL para toplanmış. Bunun takriben 30.000 TL'si kulübün kasasına girmiş. Çok yazık 45.000 TL bizim kasamıza girmedi. 

Peki biz 5.000 taraftardan 6 TL kulübe bağış yapın deseydik alabilecek miydik? Şimşekler Grubu zamanında açlık grevi yaptı, 5.000 taraftar cebinden bağışta bulunup kulübü kurtardı mı, kulübe destek oldu mu? Gelir durumu az daha iyi olanlar kongre üyeliklerine sahip çıkıp, üye olup, kalıcı gelir yarattı mı? 

Olmuyor, maalesef yerden göğe kadar hak versek de olmuyor. Demirspor taraftarının yapısı bu. Demirspor taraftarı örgütlü değil. Yönlendirilmeye müsait de değil. Sonuna kadar özgür. Elini de cebine atmıyor. Demirspor taraftarı tabana yaygın şekilde takımına katkı koysa bugün bizim sırtımızı kimse yere getiremezdi. Ama biz bugün çok ciddi maddi sıkıntı yaşıyoruz. Biz bugün belediye olmadan borç batağından kurtulamıyoruz. Birey olarak isyanlarımız kitleye sirayet etmediği için, kitlenin pek de umurunda olmadığı için bir sonuç alamıyoruz. 

En önemli neden ekonomik neden. En önemli gelir kaynağımız, şah damarımız iddaa ve federasyon gelirleri ama temlikli. En büyük gelir kaynağımızdan mahrumuz. Ama Passolig denen sömürü düzeninde gelirimize yöneticiler temlik koyamıyorlar. Yani bankalar 10 TL'nin 6 TL'sini alıyor ama 4 TL bize veriyor. Bizim yöneticilerimiz anlık değerlendirildiğinde 10 TL'lik gelirimizin 10 TL'sini kendilerine alıyorlar. Bakacak olursak yaşamamız açısından Passolig çok daha insaflı. Biz en makulünü, en idealini hayata koyamadık. Daha iyi bir seçenek de ortaya koyamadık. Kulübün kasasına girecek her kuruşa da muhtacız. Benim bakış açım bu. 

Demirspor maneviyatın takımı. Geçenlerde yazmıştım. Aklı ile hareket etse idi Adanalı, Demirsporlu olmazdı. özellikle son 20 yılda hiç olmazdı. Demirsporlu maneviyat adamı. O nedenle inadına büyüyor. Gencay kardeşim çok haklı. Savunduğum şeyden tiksiniyorum ama Demirspor'un maneviyatını bitirmeye Passolig'in gücü yetmez. 

Fişleme konusuna gelince. Passolig'e antitez olarak kendi kredi kartını ileri sürüyorsak fişlenmeyi peşinen kabul ediyoruz demektir. Devletin fişlemek için gerçekten de Passolig'e ihtiyacı yok. Ekonomik hayata çok entegreyiz. Her şekilde taraftarı fişlemek mümkün. 

Şiddeti engelleme konusunda ise Gencay'a sonuna kadar katılıyorum. Passolig bu konuda fasa fiso'dur. İstense engellenir. Zaten yazıda da belirtilmiş. Maç günü imza zorunluluğu var sabıkalılar açısından. Tribünlerde kameralar var. Kural koyuyorsan onu uygulayacaksın. Uygulamıyorsan Passolig bunu çözer demek çok ama çok mantıksız. Sadece algı yönetimi, sadece yalan.

Sonuç, iğreniyorum bu sömürüden ama Passolig kartı aldım. Örgütlü taraftar karşı çıksın, ben kulübümün gelirini kendim sağlarım desin. Ben bankalara para yedirmem, bankaya vereceğime kulübüme daha çok veririm desin, kartımı derhal iptal ettireceğim. Passolig karşıtlığının da bayraktarlığına adayım. Mevcut koşullar altında ise sistemin çaresiz bir parçasıyım. Teşekkür ederim Gencay kardeşim. 

6 yorum:

Gökhan ARSLAN dedi ki...

Hocam yazınız genel ağırlıklı olarak ekonomiye vurgu yapmış,bu konuda gayet doğru tespitler.Ama sonunda Passolig'in iğrençliğine vurgu yapıp aldığınızı belirtmeniz ise tamamen düş kırıklığı.Peşine örgütlü taraftardan bahsedip bunun oluşması neticesinde bir nefer olacağınızı belirtmenizde bir ironi...Boşverelim süper liğ'i falan,bence amatörde olalım.Ama kültürümüz bizimle kalsın,duruşumuz örnek olsun.Sistem algı yönetimiyle bak o direnmiyor diye diye yansıtıp herkese passolig aldırmayı zorunlu kıldırıyor.Ben U21'i gidip destekleyeceğim,stad dışında benim gibi düşünen arkadaşlarımla takımıma destek olacağım.Sisteme heba etmeyeceğim tribün kültürümü.Yazık direnemeyenlere.

Onur BİÇER dedi ki...

Saygı duyuyorum, düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ediyorum.

selimoz87 dedi ki...

organize bir tepki olması için herkes birbirini beklerse hiçbir şey olmaz. passolig fikrini ortaya atanlar da zaten bunu biliyor. kaç kişi tepki verince organize bir var denecekti? tepkilerimiz hep bu şekilde zaten sayınız az diye marjinalleştiriliyor, tepkinin içeriği, ne dediği güme gidiyor.

Onur BİÇER dedi ki...

Anlaşılan yazıya eleştirilerin odağında organize tepki meselesi var.

Öncelikle fikrimi beyan edeyim, organize tepkinin kurumları bellidir. Bu tepkileri tribün oluşumları belirler. Adana Demirsporlular Derneği, Şimşekler Grubu veya Maraton Taraftarlar Derneği kendi ölçülerinde organize yapılardır. Kalabalık oluşumlardır. Bu grupların dahil olmadığı tepkileri "organize" tanımı içinde değerlendiremiyorum.

Öte yandan tepki koyanlara neden tepki koyuyorsunuz şeklinde bir yaklaşımım yok. Çünkü haklılar, her 10 TL'lerinin 6 TL'sini bir bankaya vermek istemeyebilirler. Bunu da olağan karşılıyorum.

Tepkilerinin organize olduğunu düşünen arkadaşlardan beklentim passolig'e tepki olarak girmedikleri maçın bilet ücretlerini, yıllık minimum 15 TL olan kart ücretlerini nakden ve makbuz karşılığında organize bir şekilde kulübe bağışlamalarıdır.

Zira yazdığım yazının ana dayanaklarından biri söz konusu husus para olduğu zaman Adana'nın tabana yaygın olarak olaya müdahil olmadığı, elini cebine atmadığıdır. Bu hareketi organize bir şekilde gördüğüm zaman, benden daha ilkeli duran, durmayanlara en ılımlı tabir ile hoş gözle bakmayan (direnemeyenlere yazık diyen, sistemin oyununa geldiğini ifade eden) taraftarlar karşısında söyleyecek tek bir çift sözüm dahi olmayacaktır. Üstelik bu bağışlar bu arkadaşların bütçesine ilave bir yük de getirmeyecektir. Çünkü normal şartlar altında Demirspor'u destekleyecek olsalar katlanacakları maliyete bu kez koydukları tepkinin ilkeselliğini göstermek için katlanacaklardır. Ceplerinden ilave tek kuruş çıkmayacaktır. Burayı da özellikle vurguluyorum zira kart ücreti olan 15 TL'nin yarısını kulübe vermek yerine neden bankaya veriyoruz, şeklinde haklı bir tezleri vardır. Yani bu para kulübe gelecek olsa buna herhangi bir itiraz olmayacaktır.

Bir de bu eleştirileri yapan arkadaşların cebimizden tek kuruş çıkmayıp kulübe para bırakacak olan Adana Demirspor kredi kartı projelerine ne ölçüde destek vermiş oldukları hususunda da aydınlatılmak istiyorum.

Yorumumu saldırı maksatlı yazmadım. Yazının jesti mimiği yoktur. Bu şekilde algılanmasını istemem doğrusu.

İnsanlardan zamanında benzer şeyleri bekledim. Taraftar elini taşın altına koysun diye bekledim. Tayfa olarak gövdemizi taşın altına koyduk. Belediye belediye diye ağlamayın, istediğiniz prim ise biz taraftarlar kendi aramızda para toplar veririz dedik takıma. Kampanya başlattık. Yeter ki dik durun dedik. 2.300 TL toplayabilsek prim tamamdı. Ne kadar topladık 600 TL. Bunun 300 TL'sini tek başına bir abimiz verdi. İade ettik parasını. Kalan 300 TL'yi 5-6 kişi arasında topladı. İş paraya gelince taraftar kayıptı. Benzer çok örnek yaşadım. Şimdi bu yolda Demirspor bu şekilde gelir elde edeceğine amatörde olsun diyenlerden aynı maddi fedakarlığı bekliyorum. Beklemek de hakkım.

Ben şampiyonluk derdinde değilim. Tek derdim ekonomik savaş. Gözümdeki en büyük şampiyonluk borçların azalması. Kasamıza girecek her kuruşa muhtacız. Kendi düşünce yapım içinde bir gelire sırt dönemezdim. Daha iyisi olsa idi o ayrı. Daha sağlam ve garanti alternatif olsa idi apayrı.

Şimdi Onur BİÇER olarak çıktım sürecin tam tersine, insanların tepkilerinin büyük ölçüde aksine yazı yazdım görüş bildirdim. Bana tepkili olanlar var. Ben de tepki gösterenlerin icraatlerini izleyeceğim.

Teşekkür ederim katkılarınız için.

Gökhan ARSLAN dedi ki...

Hocam öncelikle kart projesinin iptal olduğunu biliyordum,ama yanılmışım.Bu yazı sayesinde tekrardan hatırlamış olup ilk fırsatta Adana Demirspor kredi kartı için başvuracağım.

Amatör sözünde benim anlatmak istediğim maddi değil,tamamen ilkesel bir duruş,tribün ve takım kültürüydü.Orda yanlış anlaşılma olmuş.

Passolig'e neden mi hayır diyorum? Geçenlerde yazdığım bir yazıdan direk alıntı yapıyorum 'Passolig tamamen muhalif sesi susturmak,taraftar bilinciyle örgütlenmenin önüne geçmek,tribün kültürünü biitirip yozlaştırmak için ortaya çıkan; tamamen maddi hırsızlık,haksız kazanç üzerine devam ettirilen bir sistemdir.'

Ben yıllardır biletini alıp Şimşekler Grubunun olduğu kısma giren,takımına desteğini sonuna kadar veren.Son 3 sezondur kombinesi alan biriyimdir.Bu yıl passolig'den dolayı kombine alamadım.Bizlerden haklı olarak kulübümüze maddi desteklerimizi bekliyorsunuz.Buyrun passolig'le bizi sisteme bağlayanlara inat oluşsun bir fon oraya kombineye vereceğimiz paraları yatıralım.Bu da sistemin ağa babalarına kapak olur,taraftar olarakta ilkesel bir duruş örneği veririz.

Ben her şeyden önce ilkelere önem veririm.Hiçbir zaman büyük vali diye bağırmadım,Aytaç Durak için söylenen (lehine) tezahüratlara katılmadım.Serkan Turhan bu kulübümü iki kuruş için terkedip gittiğinde ve geri döndüğünde hiç lehine bağırmadım.Abdülkerim Durmaz gibi Demirspor şerefine uymayan birisi için tezahüratlarda ağzımı bile açmadım.Bir yıl önce hazırlık kampında Demirspor taraftarıyla kavga eden Metin Yıldız tribün tarafından çağrılırken ben sadece sustum...Daha dün gelen,kendini ispatlamamış topçuyu hemen bağrına basarken; yıllarca emek vermiş bazen iyi oynamış bazen kötü oynamış futbolcuyuda her şeyden önce formamızı temsil ettiği için ne yuhaladım ne de küfür ettim.Bunlar benim ilkeselliğim.Eğer tribününde Çav Bella söyleniyor,Grup Yorum marşları söyleniyorsa o tribün direnmeyi ve sistemeye uymamayı gerektirir.

Bizler ne yazık ki; Fatih Terim ismine bile gerekli tepkiyi gösterememiş,Ömer Çelik gibi bırakın Demirsporumuza katkıyı Adana şehrine bile katkısı olmayan birisini karşılamaya gitmiş ve buna benzer tribün kültürümüze uymayan hareketler yapmış bir oluşumdan 'passolig'e karşı' örgütsel bir tepki bekleme gafletinde bulunduk...

Onur BİÇER dedi ki...

Teşekkür ediyorum Gökhan Bey,kapak fikrini destekliyorum, düşüncelerinizi paylaştığınız bir sosyal medya platformu varsa, seve seve izlemeyi isterim. Ayrıca bu yönde bir duyuruda bulunacak olursanız, bir hesap numarası da temin ederseniz kendi çapımda o havuza katkı koymaya da hazırım.