Ana içeriğe atla

Belediyeden Kulübe Kaynak Aktarımı

Adana Demirspor için belki de bundan daha önemli bir konu yok. Geçmişi yönlendiren geleceği etkileyen, çalkantıların ve durulmaların temelinde hep bu işlemler yatıyor. Ankara Tayfası'nın kulüp belediye ilişkilerindeki yaklaşımı her zaman kulübün bağımsızlığı temelinde kuruldu. Bu bağımsızlığı belediye ile kulüp arasındaki ilişkilerde karşılıklı saygı ile sağlamak gerektiğini vurguladık. Belediyenin kulübe kaynak aktarımlarını bir şov ve yönetim malzemesi olarak kullanmamasının önemine değindik. Aytaç Durak döneminde ağırlıklı olmak üzere karşılaştığımız kötü manzaralar kentin idari birimleri ile özellikle önemli taraftar kitleleri arasında kopuş ve önyargılara yol açtı.

Bugün kulübün tesislerinin isminin Aytaç Durak olmasından içi sızlamayan taraftar oldukça azdır diye düşünüyorum. 

Birbirine yakın oranlarda oy dağılımının olduğu Adana gibi bir kentte hayatını Demirspor üzerinden yaşayan ve anlamlandıran çok önemli bir kitle ve oy potansiyeli olduğu gerçeğini her zaman aklımızın bir köşesinde tutmalıyız. Bu bağlamda bir siyasinin arkasında Demirspor taraftarının önemli bölümünün desteğini algılaması ona önemli ölçüde avantaj sağlayacaktır. 

Yerel seçimler sonrasında büyükşehir belediyesi Sayın SÖZLÜ'ye emanet edildi. Başkanın bizim kulübün onursal başkanı olması için kulübe ilave bir değer katmasına gerek yok. Yöneticiler tarafından sürekli saygı ile yad edilmesi, belki tesis isimlerinden en fiyakalısının kendi ismini taşıması da oldukça kolay ve olağan. Ancak bence daha önemli olan sayın SÖZLÜ'ye gösterilecek saygının onun işgal ettiği makam yerine şahsına gösterilmesidir. Yarın belediye makamından ayrıldığında da olumlu anılabilmesi, kendisine gönül borcumuz olmasıdır. Koltuktan kalkar kalkmaz saygıyı yitirmekle koltuktan bağımsız olarak saygıya layık görülmek elbette farklı şeyler. 

Bir Demirspor taraftarı olarak belediyenin uygulamalarını farklı isimler altında yıllardır izliyoruz. O nedenle beklentilerimiz açık. Artık tıpkı kulüpte olduğu gibi belediye kulüp ilişkilerinde de eski usullerin terk edilmesini, samimiyetin ön plana çıkmasını arzu ediyoruz.

Bugün herkes biliyor ki; en küçük mahalle takımlarının bile otopark, halı saha gibi kalıcı gelirleri varken ve bu gelirler kentin idari yöneticileri eli ile o takımlara kazandırılmışken böyle bir kalıcı gelirimizin olmasını eski belediye yönetimleri istememiştir. Kendi ayakları üzerinde duran bir Demirspor siyasi otoritelerce arzu edilmemiştir. O siyasiler, kendilerine muhtaç olanlardan saygı, taraftardan ise beddua almışlardır.

Belediyenin önünde böyle bir imkan vardır. Bize kalıcı gelir tahsis ederek bu zinciri kırabilir.

Denklemin ikinci tarafı Adana Demirspor'un mali yapısı ile ilgilidir. Bugün kulübün esaslı tüm gelirleri temliklere gitmekte, belediyeden gelen kaynak, devamlılığı olmayan bir kaç karşılıksız gelir ile yöneticilerin kulübe aktardığı kaynaklarla da yeni transferler yapılmakta, primler ödenmekte, personelin maaşı yatırılmakta, kısaca idare edilmektedir. Tablo açıktır, borç hızla artmaktadır. Temlikli olanlar dahil, belediyeden gelen aktarımlar da dahil kulübün gelirleri kulübün ayakta kalmasına yetmemekte, borçlanmak zorunluluk olmaktadır. Oysa bugün kulübün temlik konulmuş borcu olmasa Adana Demirspor kendi ayakları üzerinde durabilecek, gelecek kaygısı yaşamayacaktır. Kulübün en önemli gelir kaynağından tek kuruş tahsil edememesi kadar acı ve vahim bir durum olabilir mi?

Bu tabloyu gerek mevcut yönetim ve gerekse potansiyel yöneticiler bilmektedir. Bu nedenle kongre sürecinde gerek mevcut yönetim ve gerekse potansiyel adaylar belediye ile istişare içinde hareket etme gereği hissetmişlerdir. Nitekim Selahattin AYDOĞDU da kongreden önce belediyenin desteği olmaksızın bu mali tablo ile bu işi yürütmenin imkansız olduğunu açıkça dile getirmiştir.

Belediye Başkanı sayın SÖZLÜ de taraf göz etmeksizin Demirspor kulübünün, yönetiminin yanında olduğunu, onlara destek olacağını ifade etmiştir. Daha açık bir şekilde söyleyecek olursam sayın SÖZLÜ kongre öncesinde herhangi bir potansiyel adaya ben sana destek vermem demiş olsa idi o aday perde arkasındaki yarışa giremezdi. Sayın SÖZLÜ kongre öncesinde Selahattin AYDOĞDU'ya belediye kaynaklarını unut dese idi bugün AYDOĞDU başkan değildi. 

Şimdi içinde bulunulan tabloda belediyeden kaynak aktarımının yapılmayabileceği, yapılsa dahi beklentileri karşılayamayabileceği konuşuluyor. Söylenti dahi olsa bu durumun çok sakıncalı olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki;

-Sıfırdan bir takım kuruldu. Bu takım kaliteli isimleri bünyesine kattı ve yaş ortalamasını da düşürdü. İki değerli spor adamını bünyesine kattı. İzlediğimiz kadarı ile atmosfer oldukça iyi. Bu tabloyu hangi gerekçe ile olursa olsun bozmamak gerekir.

-Kurulan bu takım çok güçlü takımların olduğu bir ligde mücadele edecek. İlk beş hafta maçlarımız görece kolay olacak sonra zor bir fikstür bizi bekliyor. Bu beş haftayı olanca az kayıpla atlatmak zorundayız. Aksi takdirde umutlarımız kabusa evrilebilir. Bu riskin doğmasına izin vermemek, vesile olmamak gerekir.

Öte yandan sayın SÖZLÜ ile birlikte eski yönetim anlayışının bırakılması ve kulübün batağa sürüklenmesinin izlenmesindense borçların eritilmesine katkı konulması beklenmektedir. Kulüp gelirleri ile giderlerini karşılayacak mali yapıda değildir ve yakın zamanda Sakaryaspor, Kocaelispor, Ankaragücü gibi takımların düştüğü duruma düşme tehlikesi yaşamaktadır. Ya da bu borçların eritilmesi gerekmektedir. Asıl savaş sahada değil ekonomik alanda verilmelidir. 

Bu kapsamda belediyenin yönetim ayırt etmeksizin borçların eritilmesi, çarkın döndürülmesi için rol oynaması gerektiğini düşünüyorum. Eğer bu rolü oynamayacaksa kayyum eliyle takımın yönetilmesinde hayır vardır. Mevcut yönetimin desteklenmesi düşünülmüyor ise belediye tarafından;

-kongre sürecinden sonra nelerin değiştiği, 
-mevcut yönetimin hangi icraatini yerine getirmediği,
-başka bir yönetime destek verilmesinin planlanıp planlanmadığı,
-böyle bir yönetim var ise o yönetimin tercih gerekçelerinin ne olduğu

gibi konularda açıklama yapması uygun olacaktır. Gönül ister ki; belediye bu atalet zincirini kırsın, değişime öncülük etsin. Zaman gösterecek.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir