Ana içeriğe atla

Üyelik Meselesi

Demirspor'da kongre üyesi olmak hem çok kolaydır hem çok zordur. Hem çok anlamlıdır hem de çok anlamsızdır.

Yıllardır camianın içinde olup artık ilk ne zaman kongre üyesi olduğunuzu bile unutacak kadar çok zaman geçirmiş ve göevler almış olabilirsiniz. Demirsporlu'luğunuz ellibeş (55) seneyi aşmış olabilir. Böyle iseniz kongre üyesi olmanız hem kolay hem de tabiidir. Babam Osman Uçar böyle bir Demirsporlu, böyle bir kongre üyesiydi. Son listede adı yok, çıkarmışlar, ayıp...

Yönetimler ile aranız iyiyse, onları destekliyorsanız kongre üyesi olmanız kolaydır. Sonuçta isminiz listeye yazılır. Gün geçip başka bir yönetim gelirse isminiz silinir. Muhalefette olup üye olmanız zordur. Bir türlü üye yapılmazsınız. Tüzük denir, bahane gösterilir. Bu bakımdan üye olmak zordur.

Kongre üyesi olmak anlamlıdır. Demirspor'u hayatının merkezine koyanlar için çok anlamlıdır hem de. Bu bir onurdur; Demirspor'u onur meselesi yapanar için bu bir onurdur gerçekten. Cebinde, cüzdanında Demirspor logosunu taşımak, bundan kıvanç duymak ne demek, onu da anlatırım bir ara, anlayanlara, anlamak isteyenlere...

Üye olmak anlamsızdır. Seçim yapılmaz. Aday çıkmaz. Çıkarsa oy kullanılamaz. Sandık tekmelenir. Tekmeleyen tarafın adayı mağduru oynar. Diğer taraf mühürü tutmanın avantajını kullanır. Bu görüntüyü unutmayalım, 1-2 sene sonra adayların yerinin değiştiğini göreceksiniz. Olaylar aynı olacak. Sadece simalar değişecek. İlk adımı da yenilenen üyeliklerle atıldı zaten.

Parasal kaynaklar siyaset temelli olduğundan iş adamlarından çok politikacıların dediği olur. Yönetim kurulu işlevsizdir. Başkan tek adamdır. Başka adam olsun istemez. 25 yıldır yönetime talip olanların hepsi Aytaç Durak ekolünün eğitim sisteminden çıktığı için yaptıkları, eylemleri, hatta demeçleri bile aynıdır. Aralarında en "dışarıdan" olan Selahattin Aydoğdu bile yönetimi "daha iyi yapacağına inandığımız adaylara teslim ederiz" dedi. Halef - selefler bu kadar mı benzeşir? Aytaç Durak virüsü bu kadar mı derine işlemiştir? Bunca karbon kopya başkanın arasında farklı bir dille konuşabilen sadece Bekir Çınar olmuştu. O yüzden onu sevmiyorlar. Yaptıklarını eleştirmekle ondan nefret etmek arasında gidip geliyorlar. Şuna inanıyorum: Tribün kafasının protokolde oturmaya en çok yaklaştığı bir dönemdi, değişikti, sıradışıydı, güzeldi.

Onur Biçer ile Demirspor kongre üyeliğimiz Bekir Çınar zamanında başladı. Altın üye olmuştuk, para ödemiştik. Daha sonrasında Yavuz Yıldırım da, eşim Nazife Uçar da aidat ödeyerek üye oldular. Elbette "düzenli olarak" ödeme yapmadık, eksik dönemler var. Yine de bu şekilde üyelikten çıkarılmak en iyi tabirle onur kırıcı. Özellikle ne önceki 800 üyenin, ne de şimdi mevcut 350 üyenin her sene çatır çatır ödeme yapmadıklarını bilerek. Amaç Demirspor'un iyiliği ise, bu "temizlik" hareketinin olumlu sonuçlarını görmek istemek her Demirsporlu gibi bizim de hakkımız. Yok, amaç intikam ve onurları zedelemek ise başarıya ulaştığını söyleyebilirim.

Kendisine "Mardinli", "kebapçı", "Galatasaraylı" deyip yer yer ırkçı eleştirilerde bulunanlara karşı Aydoğdu'nun daha bütünleştirici olmasını beklerdim. Silinen üyelerin hepsi birbirinin kopyası değil, birbirinden farklı düşünen insanlar var. Şimdi bu birbiri ile alakasız insanların hepsini kendi karşısında birleştirmek hangi stratejinin ürünüdür, bunu da düşünmesi lazım, umurundaysa tabii.

Sonuç olarak; kongre üyeliğinin manevi hazzı elimizden alındı. Gel gelelim Demirspor taraftarlığımıza el uzatmaya kimsenin gücü yetmez. Biz yine pankartımızı alacağız, atkımızı takacağız, yollara düşeceğiz. Daha önce yaptığımız gibi...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir