Ana içeriğe atla

Silinen Üyelikler

Demirspor'un yönetim krizi olmadan geçirdiği bir yaz var mı? Benim hatırladığım yok. 2014 yazında da Güney cephesinin sıkıcı sıcağı devam ediyor. Yine bir grup yönetimi beğenmiyor, önerdikleri eski bir isim olduğu için diğerleri de onu beğenmiyor. Alternatif yok. Ha Veli Ali, ha Ali Veli. Yine hazırlıksız ve geç kalmış, alelacele transferlerle başlayacağımız bir sezon biri bekliyor.

Aydoğdu'nun açıklamaları üzerine Ercan Albay da açıklama yaptı ve "Başkan para vermedi, sözlerini tutmadı" dedi. Kafalar iyice karıştı. Devamında yönetim kongre öncesi üye listesini yeniledi ve 200 civarı üye silindi. Bunlardan biri de benim. Aynı şekilde tayfamızdan Mustafa Uçar ve Onur Biçer de silinmiş. Aidatımızı ödememiştik, doğrudur. En azından bize bir bildirim yapılabilirdi,  "üyeliğinizi siliyoruz bilginiz olsun" diye. Biz de belki, durun hemen bir havale çıkarıyoruz derdik. Olabilirdi. Olmadı.

Pek çok eski isim, bizden daha değerli isimler ve daha çok emeği geçenlerin de durumu aynı; onlar da atılan safralar içinde kaldılar. Eğer Demirspor daha iyi duruma gelecekse ve üyelik sisteminin yenilenmesiyle birlikte kongredeki seçim usulü de yenilenecekse eyvallah.  Daha iyi bir kulüp için atılacak adımları destekleriz. Ama bu adımların bir plan program dahilinde, kamuoyuyla paylaşım içinde yapılması gerekli. Şu anda yönetimi eleştirenlerin sesi daha çok çıkıyor. Yönetimin kendi pozisyonunu, derdini tasasını daha iyi anlatması ve açıklaması lazım.

Pazartesi günkü kongrenin Müzikhollerde Düğün Salonlarında olması yerine düzgün bir otel salonunda olması iyi bir adım. Üye listesinin son halini şu sayfada görebilirsiniz: http://www.adanademirspor.org.tr/kulup-uyeleri.asp

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...