Ana içeriğe atla

Kongre Sürecine Dair

Sosyal medyada bir yöneticimizin kentin diğer takımını tuttuğunu ve bunu en azından zamanında beyan etmekten geri durmadığını belirten haberler dolaşıyor. Demirspor'un diğer takım ile münasebetleri taraftar açısından eskisi gibi değildir, şahsım açısından da olamaz. Bizi kapatmaya yeltenen bir kulüp ve buna karşı gelmeyen taraftarların olduğu bir camianın mensubunun bize yönetici olmasına gönlüm razı gelmiyor. Konu Demirspor ise iyi ilişkiler ve hatta maddiyat temini, Demirspor'un değerlerinden sonra gelmelidir. Yönetim bu duruma açıklama getirmeli, yalanlama yapmayacaksa gerekeni yapmalıdır. İyi ilişkiler sonucunda maddi destek temin ediliyorsa bu kişinin yönetim içinde olması şart değildir. 

Bu süreçte Demirspor'daki monarşik anlayışın mevcut ve potansiyel yöneticilerde aynen sürdüğünü görmüş olduk. Selahattin Aydoğdu yönetimi aday çıkmaması halinde yeni isimlerle yoluna devam edeceğini açıklarken listesi ile ilgili ser verip sır vermedi. Böylece kamuoyunun elinden listeyi değerlendirme imkanını ve kendisinin daha da fazla yıpratılması riskini almış oldu. 

Öte yandan Selahattin Aydoğdu'ya rakip olma potansiyelindeki yöneticiler aslında yönetime gelmeleri halinde pek de bir şeyin değişmeyeceğini son dakikaya kadar bir liste oluşturmayarak ortaya koydular. Bu eski kongrelerimizde de hep olagelen bir şeydi. Önce kimse Demirspor'a sahip çıkmaz, sonra son dakika listesi olarak kurtarıcılarımız gelir ve bizi öcü kayyumdan kurtarırdı. Sonra da kayyuma şükredecek maddi yapı ve çökmüş maneviyat ile bırakır ve film küçük değişikliklerle yeniden oynanırdı. Gördük ki olmayan ama olan aday adayları bıraktıkları, bıraktığımız gibiler. 

Bu olagelişe Selahattin Aydoğdu'nun son vereceği söyleniyor. Yönetim listesini kulübe kongreye 3 gün kala sunmayan adaylar kongrede aday olamayacaklarmış söylenenlere göre. Başlangıçta ciddi kaoslar (listedeki adayları çekilmeye ikna turları, adayları yıpratma girişimleri, habersiz listeye yazıldığını söyleyip çekilen adaylar vs.) oluşturacak bir uygulama ama monarşiye son verme açısından etkili olabilir. 

Gerek Ramazan ayına girmemiz ve gerekse kongrenin bir şekilde sonuçlanması nedeni ile gerginlik bir süre azalacaktır. Yeni yönetimin işi çok zor olacak, başarılar diliyorum. 

Yönetim hakkındaki beklentileri bir sonraki yazıda yazabilmeyi umut ediyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık.