Ana içeriğe atla

Soma'dan Cannes'a

Soma'nın karanlığı, Türkiye kapitalizminin 19. yüzyıl koşullarını  aydınlatırken kamuoyu da sanki yeni bir kıtayı keşfeder gibi, bu sorunlar yıllardır bu memleketin sorunu değilmiş şaştı kaldı. Resmi sayı 301'e sabitlendi ama kafalarda soru işaretleri, ünlemler, üç noktalar eksilmedi. Eksilmez de. Bu ağalık paşalık düzeni aynen evam ettikçe, buna karşı mücaelenin yeni hatlarını örmedikçe, bir kişinin ölümüyle 3000 kişinin ölümü arasında bir fark olmadığını anlamadıkça ne yazık ki eksilmez...

Ardından Nuri Bilge Ceylan'ın başarısı bize uzun süredir unuttuğumuz bir mutluluğu yaşattı. Bu memlekette iyi işlerin yapıldığını hatırladık. Sıradan insanın derdini sadece televizyon ekranlarında sürekli bağıran, posta koyan,nefret kusan, "bunlar, onlar" diye ölümleri yuhalatanların temsil etmediğini gördük. Sanki bize uzakmış gibi görünüp aslında bu basit yaşamları en iyi anlatan isimlerden Nuri Bilge Ceylan'a Cannes Film Festival'nin saygı duruşu ile, Avrupa'da sağa sola posta koymaya devam ederek içimizi karartanlar arasında gündüzle gece arasında fark var. Aynı toprağın çocukları olduklarına inanmak güç. Soma'dan Cannes'a uzanan çizgi, işini iyi yapmak, daha iyi yapmak için emek verenler ile emekçileri soyup soğana çevirirenlerin-yetmeyip ölüme gönderenlerin arasındaki farkta hissediliyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla