Ana içeriğe atla

Sezon Analizleri

Sezonu sahanın içinde ve dışında istikrarsız bir şekilde geçirdiğimizi yazmıştık. 2013-2014 sezonu etiketindeki yazılara bakacak olursak, hep bir şeylerden şikayet ettik. Ya Rostand'dan ya hocadan ya beklerden, ama illa ki Erdi'den!

Asıl düşünmemiz gereken soru, geçen senenin başta desteklenmeyen, görece yaşlı ve daha iddiasız takımı, bu sezonun desteklenen takımına göre neden daha başarılı oldu?

Geçen sezon beklemediğimiz performanslar gösteren Hüseyin Şimşir ve Erman Özgür'ün görevini bu yıl yapan çıkmadı. Gerçi Erman sezon sonuna doğru teklemeye başlamıştı. Onu Taha ile yedekliyorduk. Onu gönderdik ama Taha de bizden gidince Samsun'da yine iyi bir performans gösteriyor. Bu sezonun halay kırıklıklarından biri Birol Hikmet'ti. Orta saha savunmamız oldukça kötü olunca her maç gol yedik. Efe de hücumda gösterdiği azmi savunmsda gösteremedi. Keza Kerem Can da geçen sezondan çok uzaktı, o da ikinci yarı gittiği Balıkesir'de ilk 11'de. Bizden gidenlerin, tıpkı bize geldikleri takımda oldukları gibi iyi performans gösterdiğini görüyoruz. (Evet, Samed Kartal!)

Bu sezon çok eleştirilenlerden biri de Erçağ idi. Evet geçen sezonki performansı yoktu ama biz onun yürekten oyununu seviyoruz ve mutlaka takımda kalmasını isitiyoruz.

Devam ederiz, siz de kendi sezon analizlerini yazıp gönderebilirsiniz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!