Ana içeriğe atla

Uzun Bir Deplasman Yazısı

Arkadaşlarımdan resimler gelsin diye bekledim ama gelmeyince yeterince resimsiz yazmak düştü bana da.
 
Gönül isterdi Balıkesir'e bir minibüs dolusu gitmeyi ama ne İsmet Abi'ye güvenebildik o kadar yol için ne de kısa sürede maça gelebilecek o kadar adam bulabileceğimize. Velhasılkelam doluştuk bir arabaya 4 kişi (dönüşte 5) çıktık yollara.
 
Deplasman eğlence bizim için. Cenk etmekten hoşlananlar için bulunmaz nimet deplasman. Yapılması zor olanı yapmak. O nedenle keyifli bir yolculuk geçirdik. Yola çıktığımızda sabah 4:30 idi. Döndüğümüzde 23:30. İşte bunu yapana garip gözlerle bakılacağını bilmenin hazzıydı belki de bizi yollara iten.
 
Nuh ve Fatih gece 12'de düştü yollara. Güzel kahvaltıları da biz yolda iken bize düştü. Bunu yapmaları hiç hayrımıza olmadı. Çünkü canımız çekti. Ve bir deplasman yolculuğunda yenecek en son şeyi yedik. Pastırmalı yumurta. Evet yedik ve döndüğümüzde onca yorgunluğun üstüne o pastırmalı alın teri kokusu diyeyim ben normal insanlar arasında eminim çekilmezdi.
 
Timur kendini gösterdi gidiş yolunda. İnanamadım gerçekten. Ankara Tayfası'na elit diyorlar, halktanız diyoruz :) adam, makale yazdı gidiş yolunda. Ötesi olamazdı sanırım. Ramazan da bana zamanında, "Demirspor'da buluşsak da ayrı dünyaların insanıyız." demişti. Güzel adam Timur.
 
Yol boyunca Apo yanımızda olmadığı için onu bir güzel paketledik, yıkadık, dualarımızı ettik ve gömdük. Gıyabi cenaze namazını kıldık Apo'nun.
 
Eğlenceli bir yolculuk sonrasında Balıkesir'e vardık. Balıkesir'de Balkes'lerin centilmen taraftarları karşıladı bizi. Nuh ve Fatih'i ağırlayan takımlarının ağır abileri. Kısa sohbetimizden de rahatlıkla anlaşılıyordu bu tür insanların futboldaki gerilimi düşürüp, kültürü yerleştirmek için fazlası ile gerekli olduğu. Samimi yaklaşımları için teşekkür ederiz.
 
İstanbul'dan Kemal Uçar kardeşimiz gelmişti. Ankara Tayfası'nın bağrından kopan yiğidimiz gitmiş İstanbul polarları giymiş. Yabancıya gitmemiş kardeşimiz. Omuz omuza maç izledik. İnsan yanında ünlü biri olunca sevindirik oluyor.
 
Pankartımızı astık sonrasında. Gördük ki; stada isteyince pankart asılıyor. Dedik herhalde farklı bir ülkeye geldik. Polisler pankartı açtırma gereği dahi duymadılar. Teşekkür ederiz kendilerine.
 
Şimşekler Grubu da tribündeki yerini alınca artık sıra taraftarın emeklerin karşılığını almasına gelmişti. Taraftarın emeğinin karşılığı aslında takımının yenmesi değildir. Taraftarın güzel bir tribün yapmasıdır. Onca yolu gelip, çekirdek çinterek maçı izlememek, futbolcu kadar ve ondan daha çok belki tribünde yorulmaktır.
 
Maçın başında Balkes taraftarları iyiydiler. Hoşuma gitti. İşte böyle ev sahibi taraftar istiyorum, böyle taraftarı olan kentleri seviyorum dedim kendi kendime. Ancak taraftarın o ateşi beş veya on dakikalık imiş. Ağırlıklı olarak seyirci durumundaydılar. Bu açıdan bakınca örgütlü Demirspor taraftarı gittiği her yerde kendini gösteriyor. Özellikle deplasman tribünü bir mimarlık harikası idi. Sesin sahaya gitmemesi için her şey düşünülmüştü. Futbolculara ulaşmayı başarabildik mi bilemiyorum ama 60 dakika iyi tribün yaptık.
 
Tribünü yaparken de çok eğlendik. Ne de olsa Balıkesir de lige ilk başladığı 6'da 6 yaptığı dönemdeki topunu oynamıyordu. Bizde iyiydik. Gol yiyecek bir görüntü arz etmiyorduk. Hatta ilk yarının son dakikasında top ağlarımıza gidince, bu gol haksızlık diyebildik açıkça. Nitekim ofsayt gerekçesi ile verilmedi gol.
 
Timur makale yazmış, doktor adam. Öyle her tezahürata bağırmaz. Her an coşmaz. Bir ağırlığı vardır. İşte öyle takılırken Adem abinin bir işareti ile Tayfa'nın çocuğu olduğu kadar Grubun çocuğu olduğu da hatırlatıldı kendine ve tanrılar kurban istedi, hiç düşünmedik verdik Timur'u. Ramazan yanı başına aldı ve coşkun tezahürat seline kapıldı kardeşimiz.
 
İkinci yarıya iyi başladık. "Sen Var Ya" tezahüratını duyuyordum ama eşlik etmek kısmet olmamıştı. İkinci yarı muhteşem girdik o tezahüratla. Etkileyici de oldukça. Tezahürat bitiminde tribün olarak güçten düşmeye başladığımızı hissettim. Ne zaman böyle hissetsem sanki takım da düşüyor. Ne zaman tribünle takımın aynı anda düşmekte olduğunu hissetsem gol yiyoruz. Maalesef yine öyle oldu. Basit bir defans hatası ile golü kalemizde gördük.
 
Maçın üstünden 4 gün geçmiş, şimdi maçın eleştirisine gitmeyeceğim. Ancak sadece Erçağ'a bir parantez açmam lazım. Eskiden güçlüydü Erçağ. Kendine güvenirdi. Aldı mı kanatta giderdi. Şimdi yine mücadeleci ama eski Erçağ'ın yerinde yeller esiyor. Bir ara keyifle aramızda Milli Takım'a bir Erçağ lazım derdik, şimdi Demirspor'da sorguluyoruz. Umarım kendini bulur.
 
Golü yedik ve sonrasında dünyaları kaçırmadık. Takım yeterince güçlü ve saldırgan değildi. Son dakikalarda bir akıl tutulması yaşadık adeta. İleri gitmek, top şişirip ceza sahasına yığılmak gerekmez miydi? Yapamadık. Son topumuzu bile ceza sahasına atmak yerine kanada atmayı tercih ettik. Yönetimin ilk mağlubiyeti oldu. Son olmayacaktır ama umarız ikinci bir seri yakalarız bu maç sonrasında.
 
Maç bitti. Bence gereksiz gerilimler yaşandı. Balıkesir taraftarları koyduk mu, dediler. Bizimkiler ağırlıklı olarak münferiden sataştılar. Bu koyduk mu tezahüratını çok çocukça buluyorum. İlk okulda, moralini bozma bunlar kazma derdik ya, ona benziyor bence. Çok moral bozucu bir tezahürat olmasa gerek. Neden o kadar takıldık kaldık buna anlamıyorum. Çok daha ağır ithamlara maruz kaldığımız oldu oysa. Eşek pisliği dökülmüş tribünlere gittik, hoparlörün kulağımıza dayandığı tribünlere, anamıza avradımıza organize şekilde dakikalarca sövüldüğü tribünlere, bizi sinirlendirmek için kendilerini değil de rakibimiz olan diğer takımları destekleyen tribünlere. Üstelik aynı basit tezahüratı kendi tribünlerimizde engelleyemediğimizi de kabul etmek lazım. Golü atınca kendini bırakıp rakibe çocukça yüklendik biz de. O nedenle Balıkesir tribünlerinin bu çocukluğunu kendimize de bakarak çok garipsemememiz gerekirdi. Yine de hoş olmadı elbette. Ama biz kendi işimize bakmayı öğrenmeliyiz.
 
Kardeşlerimizle, Şimşekler Grubu ile vedalaştık ve düştük yola. Sonsuz bir sessizlik mi vardı arabada? Hayır. İlk kez yenilmiyorduk, son kez de yenilmeyecektik. Bu nedenle takım yenildi ama taraftar yenilmedi düşüncesi ile topladık kendimizi. İnegöl'de çok güzel bir köfte yedik ve geldik kendimize. Sonrasında çok güzel bir geri dönüş yaptık. Her yenilgiden nasıl coşkun Demirspor tezahüratları ile ayağa kalkıyorsak bunda da aynısını yaptık. Geri döndük, yeni baştan oynamaya hazırdık. Sesimiz kısılmıştı, iki gün açılmayacaktı, bunun hazzı ile döndük. Ne kadar yorgunsan o kadar yapmışsındır görevini. Biz de onu yaptık. Geleceğe baktık, mağlup yollardan galip dönmeyi başardık. Umudumuzu tazeledik. Ayağa kalktık.
 
Mustafa yazmış ya, o yollardan şampiyonluk gelecek diye. Ama bugün ama yarın mutlaka gelecek.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ