18 Şubat 2014

Mustafa Uğur Sevmek-Nefret Etmek

Mustafa Uğur'u çok sevmekle nefret etmek arasında dolaşıyor Demirspor taraftarı. Ben kişisel olarak iki uçta da değilim. Hocanın belli bir kalitede olduğunu, takımı moktrolü altında tuttuğunu söylemek mümkün. Hali tavrı, düzgün bir insan olması onu sevmeyi kolaylaştırıyor. Ama tribünde herkes antrenör ve herkes taktisyen olduğu için onları mutlu etmesi biraz zor. Herkesin takımda bir ya da iki futbolcuyu seçip günah keçisi ilan ettiğini görüyoruz. Bunlardan biri de Rostand, aslında Rostand attığı 8 golün bir kaçını Yücel İldiz döneminde atsaydı, o hoca da gitmeyecekti. Biraz geç açıldı. (Ama ben bunu yazmıştım!) Şimdi topu kaybetmeyen, alıp dönüp dağıtan bir oyuncumuz var ama biz onu etkili kullanamadığımız için sanki oyuncu kötüymüş gibi görünüyor. Yücel Hoca gibi Mustafa Hoca da Rostand'dan vazgeçemedi ama aynı şekilde oynattı. Belki yapacağı birkaç müdahale ile onu daha etkili kılabilirdi.

İşte burada Mustafa Hoca'nın hataları devreye giriyor. Elindeki kadroyu belki fazla transferle şişirmedi, genç oyunculara şans verdi ama bir yandan da saha içindeki oyuncuları iyi kullanamadı. O mu hataşı, oyuncular mu hocanın anlattıklarını yapamıyor, oraaını bilemiyorum. Ama mesela Özgür Öçal ısrarı, tek forvet ısrarı, Juninho'yu ikinci yarı bir türlü forma sokamaması, kenardan gelen oyuncuları iyi kullanaması ile puan alacağımız maçlardan elimiz boş dönmesine neden oldu.

"Mustafa Uğur hoca değil" şeklindeki öte ucu anlamak da zor. Bu arkadaşların kafasında ideal bir hoca tanımı varsa da bunun Türkiye şartlarında olduğunu söylemek güç. Sadece eleştiri ve yıkıcı eleştiri üzerine kurdukları bir tarzları var. Yücel İldiz de ismi olan, başarıları olan bir hocaydı, şansı biraz yaver gitse bu noktada olmayabilirdik. Onun döneminde de takım kötü top oynamıyordu ama yolunda gitmeyen birşeyler vardı. Mustafa hoca'nın da hatalarıyla birlikte kötü hoca olduğunu düşünmüyorum. Sahadaki oyuncu, tribündeki taraftar kadar teknik direktörün de hata yapma hakkı var. Ancak bu denklemde ipleri ilk çekilen, hatasından dönmek için en az zaman tanınnan teknik direktörler oluyor.

4 yorum:

ugur-forzache dedi ki...

Sevgili yavuz kardeşim ,seninle fikirlerimin ne kadar örtüştüğünü öncelikle belirtmek isterim...

Bu aşamada ben hocanın gönderilmesini skorlara bağlayacağım ki yanlış olmaz sanırım. Mustafa hocanın özellikle balıkesir maçında olmayacak değişiklikler yapmasını fevkalade sinirlenerek izledim. Takımıb çok geriye çekilmesini de Yücel İldiz dönemine benzettim. Geçen seneki Rize maçını hatıralaycak olursak 2-1 deplasmanda yendiğimizde Rize saldırmaya başlayıp beraberlik bulduğunda bile Demirspor orta sahası çok geriye yaslanmayıp ileri uça top aktarmaya çalışıodu. Ama bu sene aynı yücel ildiz dönemi gibi takım korner köşesinde top öldürüp zaman yemeye çalışır halde...bu eleştirilerim...

Öteki taraftan bakacak olursak, siz kadroyu kurmayan istediği oyuncuları takıma kazandıramadığı için ikinci devre gidenlerin yerine alternatiften başka geleni olmayan bir hoca getiriyorsunuz ve 4 te 4 yapmışken( ki bu takım o gelmeden önce 2 galibiyet almıştı yanlış hatırlamıyorsam.) 3 maçın 3 ünde de iyi oynadığı ama puan kaybettiği maçlar var diye gönderiyorsun...bana çok mantıklı gelmiyor...

selahattin aydoğdu'nun şöyle bir açıklaması vardı yanlış hatırlamıyorsam. yeni yılın kadrosunun kurulmasıyla ilgili bişeyler söyledi...o aşamada düşünüyorlarsa bu seneyi sonuna kadar kovalayacak ama esas görevi yavaş yavaş gelecek sezonun ideal oyun anlayışı ve kadrosunu kurmaya yönelik adam gözleyecek, alternatif transferler not edecek,gençleri a takımda idmana ya da maça çıkarmaya başlayacak bir "teknik direktör" bulunmasından başka bir amaç varsa mustafa uğur u boş yere harcadılar derim. ama bunlar olacaksa hayırlısı olsun derim...

ismail anıt dedi ki...

mustafa uğur, şampiyonluk hedefi olan bir takım için ideal bir teknik direktör değildir.eğer küme de kalmak ya da ligi orta sıralarda ilk 10 içinde bitirmek gibi bir hedefimiz varsa mustafa uğurla evet o zaman yola devam edilebilirdi.

yavuzy dedi ki...

Adana Demirspor'un 1. lig'te henüz ikinci yılı. İlk yılında da Süper Lig'in ucuna kadar geldi. Bence ilk 10 içinde olmak kötü bir hedef değil. Hemen Süper Lig'e çıkmak isteği, başka takımlarda da olduğu gibi sert düşüşlere neden olabilir. Önce iyi bir 1.lig takımı olup bir kaç yıl içinde Süper Lig'e aday olmak daha doğru bir yol.

coulibaly dedi ki...

Yücel İldiz'den beklentiler çok fazlaydı. Kendi hataları, baskı, şansızlık vb sonu hazırladı. Dediğin gibi biraz şanslı olsa ve buna artı olarak zor bir fikstürle sezona başlamasaydı belki hala takımın başındaydı. Mustafa Uğur iki senedir kendi kurmadığı takımın başına gelip takımı derleyip toparlaması en büyük artısıdır. Ama kabul etmek gerekir ki geldiğinde elindeki kadrolar, özellikle bu seneki iyiydi. Bir Linyit ya da Maraş'ın başına gelmedi sonuçta. Devre arasında kadro üstünde hamle yapma şansı da oldu. Ama üç hedef maçından sadece 1 puan alabildi. Üç maçlık periyod, dikkate alınmayabilir, istifa etmek için anlamsızdır. Ama evinde kendinden çok daha zayıf rakiplere karşı bile yüreğin ağzında maç izleyip, zor kazanıyorsan burada sorun vardır. Hiçbir taraftar ya bu maçı da rahat izleyelim diyemiyor ya da hocanın maçı lehine çevirecek hamle yapmasını beklemiyordu. Diğer taraftan elindeki kadroyu da ne kadar iyi kullandığı tartışılır. Mesela Efe kaç haftadır nerede, ne yaptı da oyuna bile dahil edilmiyor ? Juninho kadroya alınıyor ama neden gol ihtiyacın varken oyuna alınmıyor ? Özgür konusuna hiç değinmek istemiyorum bile. Sahada bunları görüp türlü fedakarlıkta bulunarak her maç stadı dolduran taraftar doğal olarak sahadaki topçu, kenardaki antrenör oluyor. Suçlu bazen Rostand, bazen Özgür, bazen hoca oluyor. Mustafa Uğur insan olarak iyi biri olabilir ama şampiyonluk hedefi olan bir takım için uygun bir hoca olduğunu düşünmüyorum. Tabi herkesin doğrusu farklıdır. Dün takımdan ayrılmasına en fazla sevinenlerdenim. Ama zaten hoca değildi ya dediğimden değil, gelecek sene için doğru adımlar atılır, adım adım, sindire sindire şampiyonluğa gideriz umudu taşıdığım için. Altyapı iyi kullanılır, doğru antrenör bulunursa, takım mühendisliği, kurumsallaşma iyi yapılırsa neden seneye olmasın ? Kendi adıma kafamdaki ideal hoca tipini de söylemeden geçemeyeceğim; yurtdışında futbol oynamış veya modern futbolu uygulayabilecek birisi olabilir. Gözümüzün önünde bir Okan Buruk, Tugay örneği var. 5 milyon euroluk takımı Süper Ligde orta sıralarda tutup, pozitif futbol oynatan Hamza örneği var. Mesela Nihat Kahveci neden denenmesin ? Önemli olan kısır döngüden kurtulmak.